Emsal Mahkeme Kararı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/290 E. 2022/1023 K. 26.12.2022 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : …
KARAR NO : …

BAŞKAN : …
ÜYE : …
ÜYE : …
KATİP : …

… ESAS (… ESKİ ESAS) SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA;
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : …

BİRLEŞEN … ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : …

BİRLEŞEN … ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : …

BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN … ESAS SAYILI DOSYASINDA;
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : …
KARAR TARİHİ : …
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen dava dosyalarındaki itirazın iptali davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
… ESAS (… ESKİ ESAS) SAYILI ASIL DAVA DOSYASINDA;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili bankanın kredili müşterisi olan … Ticaret Bilgi Elektrik, Elektronik Eğ. San. Ve Tic. Ltd Şti. ile imzalanan …tarihli ve 500.000,00-TL limitli genel kredi taahhütnamelerine istinaden muhataba ticari işlek kredisi kullandırıldığını, davalıların belirtilen sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatları ile imzalayarak toplam 500.000,00-TL’lık borca iştirak ettiklerini ve bankaya karşı sorumlu olduklarını; kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine genel kredi taahhütnamesinin 5 ve diğer maddeleri gereğince hesabın … tarihi itibarıyla kat edilerek … tarihinde Kayseri … Noterliği’nin … yevmiyeli ihtarnamesi ile muhataplarına tebliğ edildiğini, belirtilen süre içerisinde de borcun ödenmemesi üzerine Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile borçlular hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ilarmsız takip başlattıklarını, davalılardan … için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ve yine davalılardan … için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığını, takiplerde mükerrer tahsilat taleplerinin olmadığını, borçluların borca, takibe ve somut bir gerekçeye dayanmadan, borcu ödediklerine dair somut bir evrak sunmadan haksız ve yersiz olarak itiraz ederek takibin durmasına sebep olduklarını belirterek, davalıların takip konusu borcu ödediğine dair somut bir delil sunmadan usul ve yasaya aykırı haksız ve yersiz olarak yaptıkları itirazlarının iptali ile, takip değerinin %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de karşı tarafa tahmili hususunda karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından gönderilen ihtarnamelere Kayseri … Noterliği’nin … tarihli ve … seri numaralı ihtarnamesi ile cevap verdiklerini ve itiraz ettiklerini; banka kayıtlarının müvekkillerine gönderilmemesi sebebi ile davanın reddedilmesi gerektiğini özellikle teminat mektubunun paraya çevrilmesiyle ilgili olarak, bankanın bu şekilde zorunluluğunun olmadığını ve teminat mektubunun nakde dönüşme koşullarının oluşmadığını bu konuda getirtilecek tüm kayıtlara göre beyanlarını bildireceklerini; rehnin limitinin bu davada nazara alınmasının gerektiği görüşünde olduklarını ifade ve beyan ederek açılan davanın reddedilmesini, davacı aleyhine %40’tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yine davalı taraf vekillerince mahkememize sunulan … tarihli dilekçede, müvekkillerinden …’ın hiçbir belge ve sözleşmede imzasının bulunmadığını, … Tekstil’in belirtilen tarihte kurulmadığını sonradan sözleşmeye sokuşturulduğunu, … Tekstil adına atıları imzanın yetkili imzası olmadığını savunmuşlardır.
BİRLEŞEN … ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın … Şubesi’nin kredili müşterisi … Ticaret Bilg. Elk. Elektronik Eğ. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından imzalanan …tarihli 500.000,00-YTL bedelli ticari işlek kredisi kullandırıldığını, kredinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olmaları nedeniyle davalıların kefalet meblağı olan 500.000,00-YTL’na kadar müvekkili bankaya karşı hukuken sorumlu olduğunu, genel kredi taahhütnamesinin 5. ve diğer ilgili maddeleri gereğince … tarihi itibarı ile müvekkili bankanın muhataplar ile kredi ilişkisini kestiğini, … tarihi itibarı ile hesaplarını kat ederek Kayseri … Noterliği’nin … tarihli … yevmiye numaralı ihtarları ile toplam borçlarını bir gün içerisinde ödemeleri hususunda ihtar edildiği, ancak borçlular tarafından ödeme yapılmadığından davalılar hakkında Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalı borçluların borca, takibe, faize, faiz oranına ve faize faiz istemine itiraz ettiklerini belirterek, davalıların itirazlarının iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; aynı alacak iddiası ile Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas, ayrıca … Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, mükerrer bir ödeme olmaması ve itirazların birlikte değerlendirilmesi bakımından bu dosya ile yapılan takipte ödeme emrine itiraz nedeniyle açılan mahkememizin … , … Esas sayılı dava dosyaları ile bu dosyanın birleştirilmesini, müvekkillerinin itirazı konusunda banka kayıtları getirtildikten sonra beyan hakları saklı kalmak kaydı ile ödeme emrinde genel kredi taahhütnamesinin, ihtarnamelerin, ipotek belgelerinin, ilgili icra dosyasında mevcut olmamakla beraber buna bağlı olarak müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan itirazın iptali davasının reddini savunmuşlardır.
BİRLEŞEN … ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın … Şubesi’nin kredili müşterisi … Ticaret Bilg. Elk. Elektronik Eğ. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından imzalanan …tarihli 500.000,00-YTL bedelli ticari işlek kredisi kullandırıldığını, kredinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olmaları nedeniyle davalıların kefalet meblağı olan 500.000,00-YTL’na kadar müvekkili bankaya karşı hukuken sorumlu olduğunu, genel kredi taahhütnamesinin 5. ve diğer ilgili maddeleri gereğince … tarihi itibarı ile müvekkili bankanın muhataplar ile kredi ilişkisini kestiğini, … tarihi itibarı ile hesaplarını kat ederek Kayseri … Noterliği’nin … tarihli … yevmiye numaralı ihtarları ile toplam borçlarını bir gün içerisinde ödemeleri hususunda ihtar edildiği, ancak borçlular tarafından ödeme yapılmadığından davalılar hakkında Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalı borçluların borca, takibe, faize, faiz oranına ve faize faiz istemine itiraz ettiklerini belirterek, davalıların itirazlarının iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; aynı alacak iddiası ile Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, mükerrer bir ödeme olmaması ve itirazların birlikte değerlendirilmesi bakımından bu dosya ile yapılan takipte ödeme emrine itiraz nedeniyle açılan mahkememizin … Esas sayılı dava dosyası ile bu dosyanın birleştirilmesini, müvekkillerinin itirazı konusunda banka kayıtları getirtildikten sonra beyan hakları saklı kalmak kaydı ile ödeme emrinde genel kredi taahhütnamesinin, ihtarnamelerin, ipotek belgelerinin, ilgili icra dosyasında mevcut olmamakla beraber buna bağlı olarak müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan itirazın iptali davasının reddini savunmuşlardır.
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN … ESAS SAYILI DOSYASINDA;
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın kredili müşterisi … Tic. Ltd. Şti. tarafından imzalanan …tarih ve 500.000,00-YTL bedelli genel kredi taahhütnamesi gereğince adı geçen muhataba ticari işlek kredi kullandırıldığını, diğer davalı …’ın krediyi kefil sıfatıyla imzaladığını, … tarihi itibariyle müvekkili bankanın muhataplar ile kredi ilişkisinin keserek hesabı kat ederek toplam borçlarını birgün içerisinde ödemeleri hususunda ihtar ettiklerini, ancak davalılar tarafından ödeme yapılmamış olduğundan davalılar hakkında Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalıların borca, takibe, faize, faiz oranına ve faize faiz istemine itiraz ederek takibin durdurulduğunu belirterek davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, %40’tan aşağı olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının icra dosyasına alacak iddialarını kanıtlayacak belgeleri sunmadığı gibi tebliğ de ettirmediklerini, mahkememizin 2007/6, … ve … Esas sayılı dava dosyalarıyla davalar açıldığını halen derdest olduğunu, birlikte değerlendirilmesini, zorunluluk görülmesi halinde birleştirilmesini, açılan davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyasına, Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün …, … ve … Esas sayılı takip dosyalarına, kredi sözleşmelerine, ihtarnamelere, banka kayıtları ile bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalılar tarafından icra takip dosyalarına, noter ihtarlarına, ipotek akit tablosuna, banka kayıtlarına, Ankara … . Ağır Ceza Mahkemesi’nin …Esas ve … Karar sayılı dava dosyası ile bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, … tarafından …, …, … Teks. Mob. Gıda Tur Dış Tic Bilg. Elektr. Ltd. Şti. ve … aleyhine …tarihli genel kredi taahhüt sözleşmesi gereği ticari işlek krediden doğan 179.424,98-Tl asıl alacak, 10.355,28-TL %34 yıllık temerrüt faizi, 547,65-TL %5 BSMV, 597,64-TL komisyon, 120,00-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 191.045,55-TL alacağın, …tarihli genel kredi taahhüt sözleşmesi gereği doğan 14.397,83-TL asıl alacak, 631,81-TL %57 yıllık temerrüt faizi, 31,59-TL %5 BSMV, 15.061,23-TL alacağın ve teminat mektubundan kaynaklanan komisyon ve masrafı olmak üzere 100.000,00-TL alacak olmak üzere genel toplamda 306.106,78-TL bedelli ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiği, itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasının incelenmesine, … tarafından … ve … Dış Tic Bilg. Elekt. Eğit. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 150.000,00-TL bedelli ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiği, itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Kayseri … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasının incelenmesine, … tarafından … ve … Dış Tic Bilg. Elekt. Eğit. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 180.000,00-TL bedelli ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiği, itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sırasında taraflarca bir kısım deliller dava dosyasına sunulmuş, celbi gereken kayıt ve belgeler ilgili yerlere müzekkere yazılarak dosya arasına celp edilmiştir.
Dosyanın imza inkarında bulunan tüm belge asılları ve imza örnekleri ile birlikte Kayseri Emniyet Müdürlüğü Polis Kriminal Laboratuvarı’ndan seçilen bilirkişiye tevdi edilerek imzalarına itiraz edilen belge asıllarının her birindeki imzaların itiraz edenler açısından ayrı ayrı incelenmek suretiyle bu belge asıllarındaki imzaların ilgilisince yapılan itirazlar gözetilerek itiraz edenlerin eli ürünü olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor tanziminin istenmesine karar verilmiştir.
Grafoloji ve Sahtecilik uzmanı bilirkişi … tarafından düzenlenen … tarihli raporda özetle; Kayseri Melikgazi Tapu Sicil Müdürlüğü’nce düzenlenmiş, … Yevmiye tarih ve …Yevmiye numaralı tapu sicil müdürlüklerince düzenlenen resmi senet fotokopisinin ön yüzünde … ismi altında atılı bulunan imza ile, … … Şubesi’nce düzenlenmiş gözüken, … tarihli (14) maddeden oluşan dört sayfalık “İpotek Tesisi İçin Tapu Müdürlüğü’ne Hitaben Talep Yazısı Örneği” başlıklı belge fotokopisi sayfalarında atılı bulunan imzaların, … eli mahsulü olup olmadıklarının incelenmeleri davalılar vekillerince istenmekte ise de, imzaların grafolojik incelemelerinin belge asılları üzerinden yapılması esastır. Fotokopi belgelerde atılı bulunan imzalar, grafolojik incelemeye esas teşkil eden karakteristik unsurları her zaman tam olarak yansıtmamakta olup, incelenmeleri halinde sakıncalı sonuçlar dahi doğurabilmektedir, bu itibarla fotokopileri bulunan söz konusu belgeler üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamıştır, bahse konu belgelerin asıllarının temin edilerek tarafına tevdi edilmesi durumunda gerekli incelemelerin yapılacağı belirtilmiştir.
Dosyanın mahkememizce resen tayin edilecek bir bankacı bir icra iflas hukuku alanında nitelikli hesap bilirkişisinden oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdii ile ve kendilerine taraflar arasındaki ihtilafa konu dönem ve işlemlere ilişkin olarak davacı bankanın tüm kayıtları üzerinde, yerinde inceleme yapmak üzere yetki de verilerek banka kayıtları, tarafların dosyaya sundukları tüm delil, belge ve beyanlar, alınan bilirkişi raporu, getirtilen icra dosyaları, iddia ve savunmalar ile tüm dosya kapsamı birlikte incelenmek suretiyle icra takip tarihi itibarı ile davacı bankanın davalılardan bir alacağının olup olmadığı, varsa asıl alacak ve ferileri yönünden ayrıntılı miktarın ne kadar olduğu konusunda gerek bu dosya gerekse mahkememizin bu dosyası ile birleşen … Esas, … Esas ve … Esas sayılı dava dosyaları yönünden ayrı ayrı olmak üzere talepler, iddialar ve savunmalar ayrı ayrı gözetilmek suretiyle hüküm vermeye ve denetime elverişli rapor düzenlemeleri için yetki ve görev verilmiştir.
Bankacı bilirkişi …ile icra iflas hukuku alanında nitelikli hesap bilirkişisi … ‘den oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen … tarihli raporda özetle; “Davacı banka kayıtlarındıa icra takip tarihi itibarıyla 13.189,94-TL’lık ticari araç kredisi borcu gözüktüğü halde, bu miktar takip talebinde belirtilmediğinden tarafımızdan da 9 nolu tabloda değerlendirmeye alınmamıştır. Davacı banka takip dosyasında 597,64-TL’lık komisyon talebinde bulunmuş olsa da kredi işlemlerinde hesap kat ihtarnamesinin gönderilmesi ve kredilerin takip hesaplarına aktarılmasından sonra komisyon talep edilemeyeceğinden tarafımızdan dikkate alınmamıştır. Bankanın takip talebinde belirttiği 120,00-TL’lık masrafla ilgili dosyada bilgi ve belge bulunmadığından tarafımızdan hesaplamalara dahil edilmemiştir. Davaların temerrüt durumları dikkate ahnarak yapılan hesaplamaya göre Davacı bankanın dava dışı “… Ticaret Bilgi Elektrik, Elektronik Eğ. San. Ve Tic. Ltd. Şti.”ne kullandırdığı ticari krediler’den dolayı … takip tarihi itibarıyla banka alacağı için davalıların müşterek borçlulu ve müteselsil kefaletten doğan borçları 332.967,74-TL olarak hesaplanmıştır. …tarihli genel kredi taahhütnamesindeki 500.000-TL’lık kefaletinden doğan sorumlulukları ( kefalet ve temerrütleri) ise icra takibinde asıl alacak ve ferleri bakımından taleple bağlılık kuralına göre değerlendirilerek borç miktarı 293.804,81-TL olarak belirlenip hesaplama yapıldığı” belirtilmiştir.
Ankara … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …Esas sayılı dava dosyasındaki iddianame içeriğine göre davalı banka görevlilerinin de suç örgütü ile iş birliği içerisinde davalılara usulsüz kredi kullandırıldığı kullanılan kredilere suç örgütünün el koyduğu, iddiasına yer verildiğinden ve bu konudaki ceza mahkemesindeki maddi ve tespitlerin hukuk mahkemesini de Borçlar kanununun 53. maddesi gereğince bağlayacağı gözetilerek … Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir. Daha sonra bu ceza dosyası Kayseri … Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş ve bu mahkemenin … Esas numarasını almıştır.
Ankara … Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılarak …Esas sayılı dava dosyasının mahkememizce bekletici sorun yapıldığı dolayısıyla yargılama sonucunun mahkememize bildirilmesi istenmiştir. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir. Gelen müzekkere cevapları ile yapılan araştırma ve incelemeler sonunda Ankara … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli, …Esas ve … Karar sayılı kesinleştiği, bu dosya üzerinden bir kızım sanıklara bir kısım atılı suçlar nedeniyle görülen kamu davasının tefrik edildiği, sonrasında yapılan yasal düzenlemeler gereği tefrik edilen kısmın Kayseri … Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği ve bu mahkemenin … Esas numarasını aldığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava dosyalarında dava; icra dosyalarına yapılan borçlu itirazı nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir.
6545 sayılı Yasa’nın 45/3. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihe göre dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti yazılı yargılama usulüne göre yargılama tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Bilindiği üzere, özel hukukta kişilerin irade özgürlüğüne sahip oldukları ve ancak kendi özgür iradeleriyle hak sahibi olup, borç altına girecekleri temel bir ilke olarak benimsemiştir. Bu temel ilkenin doğal sonucu olarak da borçlar hukuku alanında sözleşme özgürlüğü ilkesi esastır. Bu ilke sayesinde kişiler özel borç ilişkilerini, hukuk düzeninin sınırları içerisinde yapacakları sözleşmelerle özgürce düzenleme olanağı bulmaktadır. Bu bağlamda kişilerin işlem (sözleşme) iradelerinin sağlıklı olması ve gerçek iradelerini yansıtması büyük bir önem taşımaktadır.
Hukuki işlem, hukuk düzenince bizzat belirlenen şart ve sınırlar içinde, kişinin arzu ettiği amaçlara uygun hukuki sonuçlar doğuracağını kabul ettiği irade beyanıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere irade açıklaması, bir hukuki işlemin temel kurucu unsurudur. Bu nedenle hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun bir hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. Ancak çeşitli nedenlerle kişinin işlem iradesi oluşum ya da açıklama aşamasında sakatlanabilir. Bu sakatlık, iradenin özgür bir biçimde oluşmadığını veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığını gösterir.
Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. b., Ankara 2017, s. 392).
İrade bozukluğu hâlleri mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (BK) “Rızadaki fesat” başlığı altında “Hata”, “Hile” ve “İkrah” olarak 23 ila 31. maddeler arasında hükme bağlanmış iken, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 30 ila 39. maddeleri arasında bu defa “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir.
Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli değildir. Mülga BK’nun 23 ve devamı maddelerinde “…ilzam olunamaz.” (BK.23), “…o akit ile ilzam olunmaz.” (BK.28), “…kendi hakkında lüzum ifade etmez” (BK.29/I), TBK’nda ise “… bağlı olmaz.” (TBK.30), “…sözleşmeyle bağlı değildir.” (TBK.36 ve 37/1) şeklindeki ibareler kullanılmak suretiyle irade bozukluğuyla yapılan sözleşmelerin, iradesi hata, hile veya ikrahla sakatlanan kimseyi bağlamayacağı öngörülmüş ve bu kişiye belli bir süre içerisinde kullanabileceği iptal hakkı tanımıştır. Ancak karşı taraf sözleşme ile bağlı olup, irade bozukluğu hâllerinin yaptırımı tek taraflı bağlamazlıktır. Görüleceği gibi irade bozukluğu hâlleri, tüm hukuki işlemler yönünden oldukça önem taşımakta ve koşulları oluştuğu takdirde yapılan işlemin iptal edilmesi sonucunu doğurmaktadır.
Kanunlarımızda iradeyi bozan sebepler üç durum olarak hüküm altına alınmış olup, yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) gerçekleşme biçimleri bakımından birbirinden farklıdırlar. Ayrıca irade bozukluğu sadece sözleşmelere özgü bir sakatlık hâli olmayıp, tek taraflı hukuki işlemler için de geçerlidir.
Korkutma (ikrah); bir kişinin yapmak istemediği bir hukuki işlemi, yapmadığı takdirde kendisinin veya yakınlarından birinin zarara uğratılacağı tehdidiyle yapması hâlinde ortaya çıkar. Böyle bir durumda kişinin gerçek iradesi ile korkutma sonucunda açıkladığı iradesi birbiriyle uyumlu değildir. Korkutma hâlinde bozukluk iradenin beyanında değil, iradenin oluşumundadır.
TBK’nun 37/1. (BK m. 29/1.) maddesine göre taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Ancak bir sözleşmenin korkutma ile sakatlanabilmesi, diğer bir anlatımla korkutmanın hukuken dikkate alınabilmesi için bazı şartların varlığı aranır.
Bu şartlar, somut olayda iptal istemine konu temlikin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nun “İkrahın şartları” başlığını taşıyan 30. maddesinde;
“İkrah olunan taraf, hal ve mevkiine nazaran kendisinin yahut yakın akrabasından birinin hayat veya şahıs veya namus yahut malları ağır ve derhal vukubulacak bir tehlikeye maruz olduğuna kanaat getirdiği takdirde ikrah, muteber addolunur.
Bir hakkın veya kanuni salahiyetin isteneceği ve kullanılacağı tehdidi ile müzayakaya düçar olan kimsenin yaptığı akit, tehdit eden için fahiş menfaatler temin etmiyorsa; bu tehdit, ikrahı muteber addolunmaz. Fakat fahiş menfaatler istihsali için tehdit olunan tarafın müzayaka halinde bulunmasından istifade olunmuş olursa bu korku nazara alınır” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Bu maddeye göre öncelikle diğer tarafın belirli bir hukuki işlemi yapması için onu korkutmaya yönelik bir eylemin bulunması ve bu eylemin hukuka aykırı olması gerekir. Bu eylem, korkutulan kişinin irade ve kararına etki etme amacıyla gerçekleştirilmelidir. Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı tehdidi ile (dava açılacağı, icra takibi yapılacağı, şikayet hakkının kullanılacağı gibi) sözleşme yapıldığında ise bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir. Bu hükümle kişilerin hak ve yetkilerini kanunun öngördüğü amaç ve sınırın dışına çıkarak, bir sözleşmenin yapılmasında tehdit unsuru olarak kötüye kullanılması engellenmek istenmiştir.
İkinci olarak eylemin karşı tarafta esaslı bir korku uyandırmış olması, yani karşı tarafın kendisine veya yakınlarına yönelmiş ağır bir tehlike söz konusu olmalıdır. Bu tehlike, onların hayat ya da kişilik haklarına yönelik olabileceği gibi namus yahut mal varlığına yönelik de olabilir. Belirtilmelidir ki tehdidin yöneldiği hayat, kişilik hakları, namus gibi olgular Kanun’da sınırlayıcı olarak sayılmamıştır. Yine tehdit karşı tarafın kendisine ya da yakın akrabalarından birine yönelmiş olabilir. Ancak “yakın akraba” deyiminden kişinin sadece kan bağı ile bağlı olduğu akrabaları değil, kendilerine bağlı olduğu yakın çevresini oluşturan kişiler anlaşılmalıdır. Nitekim 6098 sayılı TBK’nun 38. maddesinde “yakın akraba” ibaresi yerine, “yakınlarından biri” ibaresi kullanılmıştır. Tehdidin esaslı olup olmadığı ise korkutulan kişinin hâl ve mevkiine yani tehdide maruz kalan kişinin sübjektif durumuna (kadın veya erkek oluşu, yaşı, kültürü, yetişme tarzı, mesleği, eğitim ve ekonomik durumu vb.) göre belirlenmelidir. Bu belirlemenin her somut olayın kendi özelliklerine göre yapılacağı kuşkusuzdur. Tüm bu açıklamalar karşısında her türlü tehdit eyleminin değil de ancak Kanun’un aradığı ağırlıktaki korkutmanın karşı tarafın karar verme serbestisini ortadan kaldırarak iradeyi sakatlayacağı açıktır. Bunun için de kişinin yapılan korkutma eylemi sonucunda kendisi veya yakınlarından birinin zarara uğrayacağı endişesini ciddi olarak taşıması gerekir.
Üçüncü şart ise tehdidin derhal vuku bulacak bir tehlikeye ilişkin olmasıdır. Diğer bir anlatımla tehlike yakın olmalıdır. Kanun, tehlikenin hem ağır hem de yakın olmasını aramaktadır. Bu hükümden her tehdidin değil de sadece “ağır ve derhal vuku bulacak bir tehlike” oluşturan eylemlerin iptal nedeni oluşturacağı sonucu çıkmaktadır. Yakın tehlike ise tehdit edilen kişiye tehlikeyi önlemek için gerekli tedbirlere başvurma imkânı bırakmayan tehlikedir. Tehlikeyi önleme olanağı mevcut ise yakın bir tehlikenin varlığından bahsedilemez. Korkutmanın açıklanan bu koşulları 6098 sayılı TBK’nun 38/1. maddesinde; “Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır” şeklinde ifade edilmiştir.
Son şart ise korkutma eylemi ile yapılan sözleşme arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının bulunması için de korkutmanın, korkutulan kişinin işlem yapma iradesi üzerinde doğrudan etki etmesi ve hukuki işlem ya da sözleşmenin ikrahın etkisiyle yapılmış olması gerekir. Sebep sonuç bağının varlığını kabul için korkutma konusu tehlikenin gerçekleşme ihtimalinin sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olup, devam etmesi gerekir.
Korkutma (ikrah) ile beden üzerinde fiziki kuvvet kullanmanın (zorlamanın) farklı şeyler olduğunu da belirtmek gerekir. Zorlama maddi ve manevi olabilir. TBK’nun 37 ile 38. maddelerinde düzenlenen korkutma manevi zorlama durumunda söz konusu olur. Korkutma, korkutulanın zihince istenilen şekilde karar vermeye zorlayıp yönelten bir eylemdir. Kişinin bedeni üzerinde kullanılan kuvvet (maddi zor) hâlinde ise kişinin hiçbir şekilde sözleşme yapma iradesi bulunmadığından sözleşmenin kurulduğundan söz edilemez.
Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu; 4721 sayılı TMK’nun 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” şeklinde düzenlendiği gibi usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler uyarınca ispat yükü, korkutma (ikrah) nedeniyle iradesinin sakatlandığını ileri süren davacı tarafa aittir. Davacının ikrahın varlığını yukarıda açıklanan koşullar kapsamında ispat etmesi gerekir.
Ayrıca, hata, hile ve ikrah iddialarının senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, HMK’nın 203/1-ç maddesinde senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi TMK’nın “Resmî belgelerle ispat” kenar başlıklı 7. maddesi “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir” hükmünü taşıdığından, korkutma (ikrah) olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür.
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olaya gelindiğinde; davalılar tarafından Ankara … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli, …Esas ve … Karar sayılı ilamının incelenmesinde silahlı çıkar amaçlı suç örgütü kurup yönetmek, çıkar amaçlı suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak, silahlı çıkar amaçlı suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak, çıkar amaçlı suç örgütüne yardım etmek suretiyle üyesi olmak, tefecilik, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, yağma, ölümle tehdit, ruhsatsız tabanca taşıma ve bulundurma, ruhsatsız tabanca mermisi bulundurma suçlarından sanıklar …, …, …ve diğer 30 kişi hakkında yargılama yapıldığı görülmüştür. Bu mahkemenin tefrik ederek Kayseri … Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği ve bu mahkemenin … Esas numarasını alan ceza yargılamasının ise davamızı ilgilendiren yönü bulunmadığı anlaşılmakla beklenilmesinden vazgeçilmiştir. Yukarıda anılan Ankara … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli, …Esas ve … Karar sayılı ilamınında adı geçen sanıklardan …ile …’nun davacı bankanın Kayseri … Şubesi müdürü ve çalışanı olarak görev yapmıştır. Suç örgütü kurucusu ve yöneticisi …’ın hakkında davalı …, diğer mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’a yönelik olup, cebir ev tehdit yöntemlerini kullanarak haksız ekonomik çıkar elde etmek amacıyla nitelikli yağma eyleminin muhtelif hallerini işlemesi nedeniyle, mağdurlara yönelik hürriyeti kısıtlama eylemleri nedeniyle, silahlı suç örgütüne üye olmak, tefecilik yapmak, suçtan doğan malvarlığı değerlerini aklama, eylemleri nedeniyle, sanıklar …, …, …, …’un; haksız ekonomik çıkar elde amacı güden ve bu amaçla cebir tehdit yöntemlerini kullanan örgütün faaliyeti çerçevesinde davalı … ile diğer mağdurlar …, …, …, … ve …’a suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak nitelikli yağma eylemleri nedeniyle kamu davası açıldığı, davacı bankanın Kayseri … Şubesi’nin o dönemki müdürü olan …, … ve …’ün davalı …’a cebir, şiddet ve korkutarak paravan şirketler kurdurarak, banka çalışanı suç örgütü üyesi sanıkların katılımı ile davacı bankadan usulsüz krediler çektirdiği, ipotekler tesis edildiği, bu kredilerin suç örgütü lideri …, …, … ve … gibi suç örgütü üyeleri tarafından el konulduğunun tespit edilerek cezalandırılmalarına hükmedilmiş ve söz konusu ceza mahkemesi kararı kesinleştiği görülmüştür. Burada hemen belirtmek gerekirse, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53.) maddesi uyarınca hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de, ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve ceza mahkemesinde kabul edilen maddi vakıalar hukuk mahkemesini bağlar.
Yargılama sonunda tüm delillere göre davacı banka nezdinde düzenlenen kredi sözleşmeleri, kefalet sözleşmeleri ve ipotek sözleşmelerinin içinde davacı banka çalışanlarının da bulunduğu suç örgütünün baskı, korkutma ve cebir eylemleri altında gerçekleştiği, çekilen kredilerin de suç örgütü tarafından alındığı, TBK’nun 37/1. (mülga BK m. 29/1.) maddesine göre taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı olmayacağı hükmü dikkate alındığında açılan asıl ve birleşen dosyalardaki davaların reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla asıl ve birleşen dosyalarda açılan davaların reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava dosyalarında davacı taraf, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde, davalı taraf ise kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK’nun 67/1. maddesine göre “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın “yüzde yirmisinden” aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davalılar hakkındaki asıl ve birleşen davaların reddi nedeniyle davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Asıl ve birleşen dava dosyalarında davacının davalara konu icra takibinde kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, bu konunun ispatlanmadığı dikkate alınarak asıl ve birleşen dava dosyalarında yasal koşulları bulunmadığından dolayı davalıların kötü niyet tazminatı isteminin ise reddi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-… Esas sayılı asıl dava dosyasında:
1-Davanın REDDİNE,
2-Koşulları bulunmadığından davalıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 80,70-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 2.617,30-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 2.536,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan bir posta gideri 500,00-TL bilirkişi giderinin davacıdan alınarak davalılar …’a, …’a ve …’a verilmesine,
6-HMK’nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran taraflara iadesine,
7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 45.854,95-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
B- Birleşen … Esas sayılı dava dosyasında:
1-Davanın REDDİNE,
2-Koşulları bulunmadığından davalıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 80,70-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 1.290,30-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 1.209,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-HMK’nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran taraflara iadesine,
7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 23.500,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
C- Birleşen … Esas sayılı dava dosyasında:
1-Davanın REDDİNE,
2-Koşulları bulunmadığından davalıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 80,70-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 1.290,30-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 1.545,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-HMK’nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran taraflara iadesine,
7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 28.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
D- Birleşen … Esas sayılı dava dosyasında:
1-Davanın REDDİNE,
2-Koşulları bulunmadığından davalıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 80,70-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 1.290,30-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 610,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-HMK’nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran taraflara iadesine,
7-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 11.200,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dair, asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekili Av. … ve asıl ve birleşen davalılar vekili Av. … yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Başkan … Üye … Üye … Katip …
E-imzalıdır E-imzalıdır E-imzalıdır E-imzalıdır