Emsal Mahkeme Kararı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/64 E. 2023/371 K. 15.05.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ***
KARAR NO : ***

BAŞKAN : … …
ÜYE : … …
ÜYE : … …
KATİP : … …

DAVACI : … –
VEKİLLERİ : Av. … –
Av. … –
Av. … –
DAVALI : … – …
VEKİLİ : Av. … –

DAVA : İtirazın İptali (Zamanaşımına Uğramış Bonolardan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (zamanaşımına uğramış bonolardan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … tarihinde düzenlenen ve vadesinde ödenmeyen iki adet bonoya ilişkin Kayseri Genel İcra Dairesi’nin … Esas sayılı dosyası üzerinden davalı borçlu hakkında takip başlatıldığını, ilgili dosyadan gönderilen ödeme emrinin … tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiğini ve … tarihinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, takibe ilişkin yapılan itirazın kendilerine tebliğ edilmemiş olduğunu ve Uyap kanalıyla öğrenildiğini, S.S. … Kooperatifi’nin 531.947,88-TL para cezası ile cezalandırılmasına dair Belediye Encümeni’nin *** sayılı kararı ile alındığını, … İnş. Mad. San. Ve Tic. A.Ş.’nin 03/09/2014 tarihli dilekçe ile müvekkil Belediye’ye başvurarak *** İlçesi, *** Bölgesi,*** Bulvarı’nda *** ada, 2 parsel sayılı taşınmazdaki yapı için Melikgazi Belediyesi Encümeni’nin *** sayılı kararı ile S.S. *** Yapı Kooperatifi’ne 531.947,88-TL para cezası taakkuk ettirildiğini, 7735 ada 2 parselde kooperatifin herhangi bir ilişkisinin kalmadığını, yapı sahibi … ve yapı müteahhidi … İnşaat Mad. San. Ve Tic. A.Ş. olarak ruhsatlandırıldığını ve inşaatın tamamlandığını, S.S. *** Yapı Kooperatifi adına tahakkuk etmiş bir para cezasının yapı müteahhidi olan … İnşaat Mad. San. Ve Tic. A.Ş. tarafından ödenmesinin muhasebeleştirilmesi için ceza tahakkukunun … İnşaat Mad. San. Ve Tic. A.Ş. olarak düzeltilmesi konusunun Encümen’e sunulmasının talep edildiğini belirterek davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan icra takibinde takibe gerekçe olarak sadece zaman aşımına uğramış iki adet bonoya dayanıldığını, itirazın iptali dava dilekçesinde ise encümen kararı, komisyon raporu, yapı ruhsatı gibi belgelerden söz edildiğini, davacının bu delillere takibinde yer vermediği için bu davada ileri sürmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davacı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi’nin … Esas sayılı takip dosyasına, *** sayılı belediye encümen kararına, *** tarihli davalının davacı belediyeye başvuru dilekçesine, *** tarihli komisyon kararına, *** sayılı belediye encümen kararına, *** – … tarihli davalı adına yapılan tahakkuk icmal belgesi ve o tarihlerde davalının belediyeye başka borcu olduğunu gösterir belgelere,*** tarihli yapı ruhsatı belgesine ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.
Davalı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi’nin … Esas sayılı takip dosyasına ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına delil olarak dayanılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi’nin … Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıt örnekleri celp edilmiştir.
Davacı vekili tarafından delil olarak dayanılan bir kısım kayıt ve belge örnekleri dava dosyasına sunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, zamanaşımına uğramış kambiyo senedine dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK’nun 67/1. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
6545 sayılı Yasa’nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile mahkememiz heyeti yazılı yargılama usulüne göre yargılama tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Dava ilk olarak Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmış, bu mahkemenin *** Karar sayılı gerekçeli kararı ile “1-Davanın görev yönünden reddi ile mahkememizin görevsizliğine, 2-HMK’nun 20. maddesi uyarınca, taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesini talep edebileceğine, aksi taktirde mahkememizce dosya üzerinde yapılacak inceleme ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilebileceğine, …” karar verilmiş ve tarafların bu kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün, *** tarihinde kesinleştiği, talep üzerine dava dosyasının mahkememize tevzi edildiği görülmektedir.
Taraflar arasında icra takibine dayanak yapılan bonoların zamanaşımına uğramış olduğu hususu ihtilaflı değildir. Davalı tarafından bonolarda adına atfen atılı imzalar inkar edilmemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri 5235 sayılı Kanun’un üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinin 1. bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanun’da düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1). Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir.
Somut olaya dönüldüğünde davacı yanca davalı aleyhine başlatılan icra takibinde, alacağın kaynağı olarak zamanaşımına uğramış olan; … tanzim tarihli, *** vade tarihli, 250.000,00-TL bedelli ve … tanzim tarihli,***vade tarihli, 285.000,00-TL bedelli iki adet bonoya dayanılmıştır.
Açılan eldeki davada davacı vekili; *** Belediye Encümeni’nin, dava dışı S.S. … Kooperatifi’nin 531.947,88-TL para cezası ile cezalandırılmasına dair 29/11/2011 tarihli ve *** sayılı kararının alındığını, davalı … İnş. Mad. San. Ve Tic. A.Ş.’nin *** tarihli dilekçe ile davacı …’ye başvurarak Melikgazi İlçesi, Gesi Bölgesi, Sazak Bulvarı’nda 7735 ada, 2 parsel sayılı taşınmazdaki yapı için Melikgazi Belediyesi Encümeni’nin 29/11/2011 tarihli ve … sayılı kararı ile dava dışı S.S. *** Yapı Kooperatifi’ne 531.947,88-TL para cezası taakkuk ettirildiğini, 7735 ada 2 parselde adı geçen kooperatifin herhangi bir ilişkisinin kalmadığını, yapı sahibi … ve yapı müteahhidi … İnşaat Mad. San. Ve Tic. A.Ş. olarak ruhsatlandırıldığını ve inşaatın tamamlandığını, dava dışı S.S. *** Kooperatifi adına tahakkuk etmiş bir para cezasının yapı müteahhidi olan … İnşaat Mad. San. Ve Tic. A.Ş. tarafından ödenmesinin muhasebeleştirilmesi için ceza tahakkukunun … İnşaat Mad. San. Ve Tic. A.Ş. olarak düzeltilmesi konusunun Encümen’e sunulmasının talep ettiğini, bunun üzerine Melikgazi Belediye Encümeni’nin 21/10/2014 tarihli ve ***sayılı kararı ile davalı … İnşaat Mad. San. Ve Tic. A.Ş.’nin *** tarihli dilekçesine istinaden yapılan incelemede talebin müştereken ve müteselsilen tahsili şeklinde uygun olacağı yönünde hazırlanan komisyon raporunun kabulüne karar verdiğini, Encümen kararındaki 531.947,88-TL para cezasını ve bono tarihindeki davalı şirketin belediyeye olan diğer borçlarına tahsili anında mahsup edilmesi amacıyla davalı şirketin iki adet, toplam 535.000,00-TL bedelli bono düzenleyerek davacı belediyeye verdiğini belirterek davalı hakkında başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptaline ve icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Zamanaşımına uğrayan bono hakkında açıklama yapmak gerekirse; bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte  bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s. 879; Kendigelen, A./Kırca, İ.: Kıymetli Evrak Hukuku Genel Esaslar Kambiyo Senetleri, İstanbul 2019, s. 264). Bu itibarla hamil, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması hâlinde, alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Bu durum, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile değil, borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması ile ortaya çıkmaktadır. Borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmazsa söz konusu bono, hamile zamanaşımına uğramamış bir bononun sağladığı tüm imkânları sağlayacaktır.
Zamanaşımına uğrayan bir  bono  kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına  uğrayan  bono  adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece HMK’nun 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir.
HMK’nun 202/2. maddesine göre iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge, delil başlangıcı sayılır. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını kaybeden  bonoya dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda,  zamanaşımına  uğrayan  bonodan  delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun, *** Karar sayılı kararı, Yargıtay HGK’nun ***Esas ve *** Karar sayılı ilamı ).
Somut uyuşmazlıkta davalının keşideci olması nedeniyle zamanaşımı süresinin geçmesi ve zamanaşımına uğramış bonoların alt ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı sayılacağının gözetilmesi gerekir.
Gösterilen borç kaynağına, iddia ve savunma içerikleri ile özellikle bonoların zamanaşımına uğradığının taraflar arasında ihtilaflı olmayıp sabit olmasına ve tarafların benimsemesine göre dava ve takibe konusu alacağın bonolara dayanmayıp, temel ilişkiye dayandığı tartışmasızdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında zamanaşımına uğramış bonoların medeni usul hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunda tartışma bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına göre davacı bonolara bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta, davalı da bu çerçevede borçlu olmadığı savunmasında bulunmaktadır. Bu durumda somut olay bakımından zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Kaldı ki dava, Türk Ticaret Kanunu’nun 778. maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732. maddesine dayalı bir istemi de içermemektedir.
Bu haliyle somut uyuşmazlık temel ilişkinin tespit edilerek karşılıklı edimlerin ifa edilip edilmediği, uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin kambiyo senetlerine ilişkin kuralların tartışamayacağı, zamanaşımına uğradığı için bono vasfını kaybetmiş belgelerin taraflar arasındaki temel ilişkinin delili olarak değerlendirerek bir sonuca varılması gerekir.
Bu belirlemeye göre uyuşmazlığın münhasıran bonolara dayanmadığı ve davanın da mutlak ticari dava sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır (Ankara bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin *** Karar sayılı, Ankara bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nin *** Karar sayılı emsal karar ilamları).
Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin *** Karar sayılı emsal ilamında “Dava zamanaşımına uğramış kambiyo senedine dayalı takibe yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Dava konusu senette davacı lehtar, davalı ise keşideci sıfatı taşımaktadır. Ne var ki senet zamanaşımına uğramış olmakla kambiyo vasfını yitirmiş, taraflar arasındaki temel ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı vasfına dönüşmüştür. Bu durumda TTK’nun 732. maddesi uygulama yeri bulmadığından mahkemenin görev durumu temel ilişkinin ticari iş kapsamında bulunup bulunmadığı sonucuna göre belirlenecektir. Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği ve dolayısıyla uyuşmazlığı çözmede görevli olup olmadığına ilişkin deliller toplanmadan erken aşamada yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin *** Karar sayılı emsal ilamında ise “… Somut olayda; tarafların tacir oldukları yönünde bir iddia bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın kaynağının zamanaşımına uğramış bono olması, zamanaşımına uğrayan bonoların kambiyo senedi niteliğinde olmayıp, yazılı delil başlangıcı sayılması (HGK’nun *** Karar sayılı ilâmı), bononun kaynağının ödünç akdi olması sebebiyle ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK’nun 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. …” gerekçesi ile Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
Bu aşamada tarafların tacir olup olmadığı ve tarafların Türk Ticaret Kanununun 12. maddesinde ifadesini bulan tanıma göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletip işletmediği, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığı, davanın ticari dava olup olmadığı da tespit edilerek görev hususu da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir (Yargıtay HGK’nun *** Karar sayılı ilamı).
Bilindiği üzere TTK’nun 14. maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir”. Aynı yasanın 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” Yine aynı Kanun’un 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra Bakanlar Kurulu’nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Somut olayda davacı belediyenin tacir olmadığı tartışmasızdır. Davalının ticari şirket olması nedeniyle tacir olduğu sabit ise de davacı belediyenin tacir olmadığı dikkate alındığında Türk Ticaret Kanunu’nun 12. maddesinde ifadesini bulan tanıma göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletmediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
*** tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik TTK’nın 5. maddesinin 3. fıkrası ile Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü itirazından çıkarılmış, görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
HMK’nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanun’un 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK’nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir.
Dosya kapsamına göre somut olayda; davacı belediyenin bonolara bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta olduğu, bu durumda somut olay bakımından zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmediği, kaldı ki eldeki davanın Türk Ticaret Kanunu’nun 778. maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732. maddesine dayalı bir istemi de içermediği, anılan nedenle işbu davanın mutlak ticari dava olmadığı, davanın 6102 sayılı TTK’nun 5. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açıldığı, buna göre Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında görev ilişkisinin bulunduğu, davacının tacir olmadığı, buna göre eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı, mevcut uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davaya bakmakla görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK’nun 114/1-c ve 115/2. maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, HMK’nun 21. maddesi gereğince işbu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı nedeni ile görevli mahkemenin tayini (merci tayini) için dava dosyasının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Başkanlığı’na gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davaya bakmaya Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması ve mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK’nun 114/1-c ve 115/2. maddesi uyarınca GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-HMK’nun 21. maddesi gereği işbu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde mahkememiz ile Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle görevli mahkeme tayini (merci tayini) için dava dosyasının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi Başkanlığı’na gönderilmesine,
3-HMK’nun 20. maddesi gereği Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin merci kararı verilirse bu kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyamızın görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi halinde dava dosyasının ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
.15/05/2023

Başkan …
E-imzalıdır
Üye …
E-imzalıdır
Üye …
E-imzalıdır
Katip …
E-imzalıdır