Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: … Esas – …
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 19/12/2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalının da yetkilisi olduğu dava dışı … Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmesinde davalının da kefil olarak imzasının bulunduğunu, kredi kapsamında 840.000,00TL tutarına kadar davalının kefil olmayı kabul ve taahhüt ettiğini, kullanılan kredi hakkında borcun tamamının ödenmediğini, Beşiktaş . Noterliğinin 25/01/2019 tarih, … yevmiye numaralı ihtarı ile kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, kalan 427.207,70TL bakiye alacağının tahsili için Konya . İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının da kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imzasının bulunup borçtan müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, takibe davalının itiraz ettiğini, takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 30/01/2020 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde davalının kefil sıfatıyla sorumluluğunun olduğunun açık olduğunu, müvekkili banka ile Kredi Garanti Fonu arasında yapılan protokolde yer alan maddeye göre, kredinin temerrüdü halinde alacağın kanuni takibinin müvekkil banka tarafından yürütüleceğinin belirlendiğini bu kapsamda alacağın tahsili için müvekkili banka tarafından icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin kefalet şartlarının yerine getirilmediği ve hukuka aykırı olduğu iddialarını da kabul etmediklerini, kefaletin usulüne uygun yapıldığını beyanla talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 11/01/2020 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yöneticisi ve hissedarı olduğu şirket ile doğrudan bir kredi ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin şirketin işlerini yürüttüğünü, dava dışı bu şirketin Türkiye İhracat Kredi Bankasından ihtiyaç kredisi kullandığını, davacı bankanın Kredi Garanti Fonu’nun onayı ile bu kredi sözleşmesine teminat mektubu sunduğunu, … Bankası’nın davacı bankadan teminat mektubunu nakde tahvilini talep ettiğini, işleyişe göre krediyi kullanan şirketin kredi koşullarını yerine getirmemesi halinde davacı tarafından sunulan teminat mektubunun paraya çevrildiğini, davacı tarafın ödemiş olduğu teminat bedelini Kredi Garanti Fonundan tahsil edebileceğini, Kredi Garanti Fonunun halefi olabileceğini, yapılan kredi sözleşmesinde kefalet hükümlerine ilişkin bir düzenlemenin yapılmadığını, kefalet sözleşmesinin de kanuna aykırı olduğunu, davacı ile müvekkilinin hissedarı olduğu dava dışı şirket arasında doğrudan bir kredi kullanımının söz konusu olmadığını beyanla açılan davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 17/02/2020 havale tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinin hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davacı taraf dilekçesinde taraflar arasındaki hukuki ilişkiye dayanarak davanın kabulünü talep etmiş ancak ilk vermiş olduklara cevap dilekçesinde açıklandığı üzere davanın konusunun müvekkil ile Kredi Garanti Fonu arasında düzenlenen kredi sözleşmesine ilişkin olduğunu ancak davacının kendi kullandırdığı kredi gibi hareket ettiğini, davacı tarafın beyanlarında da Kredi Garanti Fonunun alacağını tahsil etmek üzere iş bu davayı açtığını açıkça beyan ettiğini, kefalet şartlarının da usulünce yapılmadığını beyanla talepleri gibi davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı banka tarafından, dava dışı şirketin asıl borçlu, davalı …’ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan teminat mektubu kredisinin nakde çevrilmesi sebebiyle, ödenmeyen bakiye alacağın tahsili amacıyla Konya . İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalının yasal bir haftalık süre içerisinde İcra Müdürlüğüne sunduğu dilekçe ile asıl borç miktarı ve ferilerine itiraz edilmiştir.
Davacı vekilinin yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde söz konusu icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce, Konya . İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş, davacı bankadan davaya konu kredi sözleşmesi ve Kredi Garanti Fonu ile aralarındaki protokole ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, bankacı bilirkişiden davacı banka şubesinde yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmış, Ankara . Asliye Ticaret Mahkemesinin … talimat dosyası aracılığıyla dosya üzerinden bankacı bilirkişi ve bankacılık mevzuatından kaynaklı uyuşmazlıklarda uzman hesap bilirkişisi heyetinden rapor alınmıştır.
Konya . İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlularının mahkememiz dosyası davalısı ve dava dışı … Ltd. Şti. olduğu, 427.207,70TL asıl alacak, 558,89TL ihtar gideri, 45.319,62TL işlemiş faiz ve 2.306,92TL BSMV olmak üzere toplam 475.393,13TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, 22/05/2019 tarihinde davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiği ve 23/05/2019 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre; “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” İspat yükü kenar başlıklı HMK’nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” Belirtilen yasa hükümleri karşısında, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında kural olarak ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Bununla birlikte itirazın iptali davasında davalı borçlunun ödeme savunmasında bulunması ya da borcu ortadan kaldıran diğer itirazları ileri sürmesi halinde ispat yükü yer değiştirecek ve davalıya geçecektir.
Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesi akdedilmiş ve davalı … sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Kefalet sözleşmesinin, 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesindeki geçerlilik koşullarını taşıdığı tespit edilmiştir. TBK 589. maddesine göre, kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından sorumlu olduğu gibi kendi temerrüdünün sonuçlarından ayrıca sorumludur.
Davalının, dava dışı şirketin kullanmış olduğu krediye ilişkin verdiği kefalette her ne kadar eş rızasının olmadığı görülmekte ise de, dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, kefalet tarihinde davalının, dava dışı asıl borçlu şirketin münferit yetkilisi olması sebebiyle kefalet sözleşmesinde eş rıza beyanının olmamasının kefaletin geçerliliğine bir etkisinin olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan takip tarihinden önce dava konusu teminat mektubu 25/12/2018 tarihi itibariyle davacı banka tarafından tazmin edilerek nakde dönüştürüldüğünden, davalı kefilin kefalet sözleşmesinde açıkça gayri nakdi kredilerden sorumlu tutulup tutulmamasının bir önem arz etmediği, davalının nakde dönüşen takibe konu krediden pekala sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Dava dışı şirketin davacı bankadan kullanmış olduğu krediye ilişkin olarak Kredi Garanti Fonunca (KGF) kredi borcunun 415.000,00TL’si teminat altına alınmıştır. Bu teminat kapsamında, 27/06/2019 tarihinde, yani takip tarihinden sonra ve fakat dava tarihinden önce, dava konusu kredi borcuna ilişkin olmak üzere KGF davacı bankaya 415.000,00TL tazmin ödemesi yapmıştır.
Davalı vekili, Kredi Garanti Fonuna yapılan teminat taahhütnamesindeki davacıya ait kefaletin TBK’nun 583. Maddesinde düzenlenen şekil şartlarını taşımadığını, taahhütnamenin geçersiz olduğunu, dolayısıyla takibe konu kredideki davalı kefaletinin de geçersiz olduğunu, bu sebeple borcun tamamından sorumlu olmadıklarını belirtir şekilde bir savunmada bulunmuştur. Yukarıda izah edildiği üzere, davalının davacı bankaya vermiş olduğu kefalet, gerekli yasal unsurları barındırmaktadır. Davalı tarafından kefalete ilişkin atılmış olan imza da inkar edilmemiştir. Kredi Garanti Fonunun borcun 415.000,00TL’sine vermiş olduğu teminat, dava konusu kredinin çekilebilmesine olanak tanıyan bir devlet imkanıdır. Zira Kredi Garanti Fonu tarafından garanti altına alınan 415.000,00 TL davacı bankaya ödenmiştir. Kredi Garanti Fonuna verilen taahhütnamede yer alan davalı kefaleti, davalı ve dava dışı asıl borçlu ile KGF arasındaki teminat ilişkisine mütedair olup, davacı bankaya verilen kefaletin geçerliliğine etki etmez ve davalının icra borcundan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu sebeple davalı vekilinin savunmaları itibar görmemiştir.
Davacı vekili tarafından Kredi Garanti Fonunun yapmış olduğu tazmin ödemesinden davalı borçlu lehine bir durumun doğmayacağı, Kredi Garanti Fonunun yaptığı ödemeler dolayısıyla takip hakkının halen kendilerinde bulunduğu belirtilmiş ve yapılan ödemenin borçtan düşülmesinin hatalı olacağı ileri sürülmüştür. Konuya ilişkin Ankara BAM . Hukuk Dairesinin … Esas, … Karar Sayılı Ve Samsun Bam . Hukuk Dairesinin … Esas, … Karar sayılı ilamlarında, Kredi Garanti Fonu tarafından yapılan ödemenin asıl borç miktarından düşülerek hesaplama yapılmasında yanlış bir yön bulunmadığı özellikle vurgulanmıştır. Mahkememizce de istinaf mahkemelerinin bu görüşü benimsenmiştir. Kaldı ki Kredi Garanti Fonuna verilen taahhütnamede Kredi Garanti Fonunun verdiği teminatlar kadar takip yapmaya yetkili olduğu özellikle belirtilmiştir. Bu itibarla Kredi Garanti Fonundan gelen ödemenin borçtan düşülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dava konusu icra takip borcuna ilişkin olarak takip tarihinden sonra tahsilat yapıldığı dosyaya celp olunan belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda takip tarihinden sonra yapılan ödemenin alacağın hangi bölümünden mahsubu gerektiği konusunda TBK 100/1. Madde hükmü gözetilmelidir. TBK 100/1. Maddesine göre borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Bunun karşı anlamına göre borçlu faiz ve masrafları ödemede gecikmiş ve özellikle vadesinde borcu ödemediğinden temerrüt faizi işlemeye başlamış ise yapılan ödemelerin öncelikle masraf ve faizlerden mahsubu gerekir.
Mahkememizce TBK 100/1. Maddesi gözetilerek görevlendirilen bilirkişiden dava tarihi itibariyle varsa davalının borcunun hesap edilmesi istenilmiştir. Bilirkişi M. Emin Gürhan tarafından düzenlenen 27/11/2020 tarihli rapor, yukarıda sözü edilen açıklamalara ve kurallara uygun olduğundan mahkememizce hükme esas alınmıştır. Talimat dosyasına sunulan rapor ise bu anlamda hükme elverişli olmadığından esas alınmamıştır. 27/11/2020 tarihli raporda denetime açık bir şekilde belirtildiği üzere, dava tarihi itibariyle davalının sorumlu olduğu borç miktarı 66.745,15TL asıl alacak, 1.144,63TL temerrüt faizi, 57,23TL BSMV olmak üzere toplam 67.947,01TL’dir.
Davacı vekili icra takip çıkışı üzerinden itirazın iptalini talep etmiştir. 27/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda icra takip tarihi itibariyle davalının sorumlu olduğu borç miktarının takip talebinde belirtilenden 40,94 TL daha az olduğu belirlenmiştir. Bu bakımdan 40,94 TL yönünden davanın esastan reddi gerekmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, icra takibine itiraz edilmesinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce, borçlu tarafından ödenen alacak miktarına yönelik olarak davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, itirazın iptali davası açılmadan ödenen alacak miktarları için istemin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine ve talep edilen icra ve inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Buna göre dava tarihinden önce yapılan ödemeler sebebiyle 407.405,18TL için itirazın iptali davası açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığından bu miktar yönünden davanın usulden reddi gerekmiştir.
Dava konusu alacak likit olduğundan kabul edilen alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE;
Davalının Konya . İcra Müdürlüğünün … esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe; 66.745,15TL asıl alacak, 1.144,63TL temerrüt faizi, 57,23TL BSMV olmak üzere 67.947,01TL toplam alacak ve asıl alacağa dava tarihi olan 19/12/2019 tarihinden işleyecek %57 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV’si üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin 40,94TL’lik kısmının esastan, 407.405,18TL’lik kısmının hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, dava tarihinden sonra olacak şekilde 14/01/2020 tarihinde yapılan 454,28TL’lik tahsilatın hükmün infazı sırasında taraflarca veya icra dairesince resen nazara alınmasına,
2-Hükmolunan meblağın %20’si olan 13.589,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
4-Hazine tarafından karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk giderinin haklılık oranına göre hesaplanan (67.947,01/475.393,13) 188,67TL’sinin davalıdan, 1.131,33TL’sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Peşin alınan 5.741,56TL harçtan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.641,46TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.100,10TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan 44,40TL başvuru harcı, 6,40TL vekalet suret harcı, 4.641,46TL karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 4.692,26TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından sarfedilen 2.100,00TL bilirkişi ücreti ve 293,10TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.344,10TL yargılama giderinin haklılık oranına göre hesaplanan (67.947,01/475.393,13) 335,04TL’lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından sarfedilen 7,80TL vekalet suret harcı yargılama giderinin haklılık oranına göre hesaplanan (407.446,12/475.393,13) 6,69TL’lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı vekili yararına AAÜT’ye göre hesaplanan 9.633,11TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı vekili yararına AAÜT’ye göre esastan reddedilen kısım yönünden hesaplanan 40,94TL ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilen kısım yönünden hesaplanan 36.968,36TL olmak üzere toplam 37.009,30TL nispi vekalet ücretinin davacı tahsili ile davalıya verilmesine,
11-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK’nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/05/2022
Başkan Üye Üye Katip