Emsal Mahkeme Kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2018/90 E. 2018/94 K. 14.12.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :
KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : … (…)
ÜYE : … (…)
ÜYE : (…)
KATİP : … (…)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE .. TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2018
NUMARASI : … Esas …. Karar

DAVACI : … (T.C Kimlik No:…)
VEKİLİ : Av. … –

DAVALI : … (T.C Kimlik No: …)

VEKİLİ : Av. …
DAVA : Menfi Tespit

İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 14/12/2018
YAZIM TARİH : 14/12/2018
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya Asliye .. Ticaret Mahkemesi’nin …. Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 04/10/2018 tarihinde tesis edilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine raportör hakimin görüşleri alındıktan sonra; dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili ile davalı taraf arasındaki ticari ilişki nedeniyle faturalar düzenlendiğini, davalı tarafından müvekkili aleyhine bu faturalara dayalı Konya ..İcra Müdürlüğü’nün …. Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibi ile müvekkili adına kayıtlı araçlar üzerine yakalamalı haciz şerhi ile hesapları ve taşınmazları üzerine haciz konulduğunu, müvekkili hakkında yapılan icra takibine konu fatura borçlarını ödediklerini, bu nedenle takibin durdurulmasını, talepleri kabul edilmezse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir talep ettiklerini, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takibe konu alacağın …. seri … sıra numaralı 11/12/2013 tarihli …. TL meblağlı irsaliyeli faturada belirtilen malların bedeli olduğu, takip tarihine kadar ödeme yapılmadığından takibe başladıklarını, takip kesinleşmesine rağmen davacının borcunu ödemediğini, bu nedenle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Davanın 6100 sayılı HMK 150/1-5. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili hakkında yapılan icra takibi sonucu ödemek zorunda olduğu meblağ ile ilgili istirdat davası açtığını, 03/04/2018 tarihli celsede başvuruya bırakılan dosyaya süresi içinde yenileme talebinde bulunulduğunu, duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, Tebligat Kanunu’na aykırı olarak muhatabın adreste bulunmama sebebi tebligat parçasına yazılmamış olması sebebiyle usulüne uygun tebligattan söz edilemeyeceğinden verilen hükmün kaldırılmasını, davalarının kabulüne karar verilmesini istinaf sebebi olarak göstermiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK’nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu Vekile ve kanuni mümesile tebligat: Madde 11 (Değişik birinci fıkra : 6/6/1985 – 3220/5 md.) “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. (Ek ikinci fıkra: 11/1/2011-6099/4 md.) Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır.” ve Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası: Madde 17 “Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemece davanın açılış tarihi itibariyle 6100 sayılı HMK 118 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı yargılama usulüne göre görülmesine karar verildiği, 03/04/2018 tarihli tahkikat duruşmasında davacı tarafın davayı takip etmemesi, davalı vekilince de takip edilmeyen davanın takip edilmemesi sebebiyle dosyanın ilk kez işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafça 09/04/2018 tarihli dilekçe ile yenileme talebinde bulunulması üzerine dosyanın ele alınarak yargılamaya 28/06/2018 tarihine devam edilmesinin kararlaştırıldığı ve belirlenen duruşma gününün davacı vekiline 18/04/2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, buna rağmen davacı ve vekilinin yasal bir mazeret bildirmeden belirlenen duruşma gününde hazır bulunmaması nedeniyle dava dosyasının ikinci kez işlemden kaldırılmasına karar verildiği, işlemden kaldırma tarihinden itibaren yasal üç aylık süre içerisinde ikinci kez yenileme talebinde bulunulmadığından ilk derce mahkemesi 04/10/2018 tarihinde HMK’nın 150/1-5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Tebligat Kanunun 17.maddesi ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26.maddesi gereğince belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için muhatabın o yerde bulunmadığının tebliğ evrakına yazılması gerekir.
Somut olayda yenilemeye ilişkin duruşma gün ve saatine ilişkin tebligatın davacı vekilinin işyerinde daimi işçisi …. 18/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince tebliğ evrakının teslim edildiği kişiye yönelik itirazda bulunmadığı ve evrakın teslim edildiği tarihte geçici olarak adreste bulunmadığına yönelik herhangi bir beyan ve beyanı doğrulayacak bir belge sunmadığı, sadece adreste bulunmama sebebinin sorulmaması ve tebliğ mazbatasına işlenmemesi nedeniyle tebligatın geçersiz olduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebepler ve özellikle tebligatın yapıldığı adresin davacı vekilinin mesleğini icra ettiği adres olduğu istinaf başvuru dilekçesindeki kendi beyanı ile sabit olduğundan; yapılan tebligatın Tebligat Kanununun 17 ve 21/1 maddeleri ile Tebligat Kanunu’nun uygulanmasına dair yönetmeliğin 26/2. maddesine uygun olarak yapıldığı, buna rağmen davacının ve vekilinin yasal bir mazeret bildirmeden dava dosyasını usulüne uygun olarak takip etmediği sonuç ve kanaatiye usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesinin kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2- Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf kanun yoluna başvuru sırasında yapılan yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına,
4- İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine ücret-i vekalet takdirine yer olmadığına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6- Dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/12/2018 tarihinde oybirliği ile HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.


Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır