Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/862 Esas – 2019/388
T.C.
SAMSUN TÜRK MİLLETİ ADINA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/862
KARAR NO : 2019/388
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/11/2017
KARAR TARİHİ : 24/04/2019
KAR. YAZIM TARİHİ : 26/04/2019
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İddia ve savunmaların özeti;
Davacı vekili 07/11/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı …’nin 30 farklı ülkede reklamcılık hizmeti veren Fransız merkezli …’nın Türkiye kolunu oluşturduğunu, davacı şirketin 2014 senesinde davalı … ile hizmet sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre davalı şirketin aldığı hizmet karşılığında her ay fatura tarihinden itibaren 30 gün içinde ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, ancak davalı şirketin ödemeleri zamanında yapamayacağını, davacı şirketten ek süre istediğini, uzatılan vade süresi içinde ödemelerin yapılacağı taahhüdünde bulunduğunu, ancak davalı şirketin ödeme yapmadığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, bu nedenle ticari ilişkinin sonlandırıldığını, davalının davacı şirkete toplam 595.547,33 TL borcu bulunduğunu, alacağın tahsili için davalı aleyhine Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/195472 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe itiraz ederek durmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptaline takibin devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili 04/12/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, tarafların ticari defterleri ve cari hesap dökümleri incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını, bu nedenlerle davanın reddine, davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davacı vekili 26/12/2017 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı adına düzenlenen faturaların Mayıs 2016 tarihi itibariyle ödenmemeye başlandığını, toplam borcun 595.547,33 TL olduğunu, davalının Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/195472 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan deliller, dellilerin tartışılması ve değerlendirilmesi:
Davacı vekili dava dilekçesi ekinde davalı şirketle aralarında imzalanan sözleşme örneğini, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarını, müvekkili şirket tarafından kesinlen fatura suretlerini, davalıya yapılan ödeme başvurusunu ibraz ettiği, Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/195472 Esas sayılı dosyasının suretinin UYAP tan çıkartılarak dosya arasına alındığı görülmüştür.
Talimatla İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla bilirkişi …’den davacının ticari deftelerinin incelenmesi yönünden 28/06/2018 tarihli raporun alındığı, davalı vekili tarafından 01/08/2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulduğu, davacı vekili tarafından 01/08/2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ibraz edildiği görülmüştür.
Davalının ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi amacıyla dosya mali müşavir bilirkişi …’a teslim edilmiş ise de, defter ve belgelerin sunulmaması sebebiyle incelenemediği 12/11/2018 tarihli rapordan anlaşılmıştır.
Mahkememizin 16/01/2019 tarihli celsesinde 2016-2017 yılı ticari defterlerin ibrazı hususunda davalı şirket vekiline ihtarat yapılmış, defterler ibraz edilmemiş, bu tarihten sonra davalı vekili yargılamaya da katılmamıştır.
Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğünün 06/12/2018 tarihli cevabi yazısıyla davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının gönderildiği anlaşılmıştır.
Dava, itirazın iptali davasıdır.
Tüm dosya kapsamından; davacı …. ile davalı … arasında örneği dava dilekçesine ekli reklamcılık hizmet sözleşmesinin bulunduğu, davacı tarafın bu sözleşme gereği yapılan hizmet karşılığı kesilen ve örnekleri dava dilekçesine ekli fatura bedellerinin ödenmediği iddiasıyla Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/195472 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı şirketin süresinde takibe itiraz etmesi üzerine takibin devamını sağlamak amacıyla davacı tarafından işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Takip talebinden dayanak olarak … sıra numaralı, 31 Mayıs 2016 tarihli 205.327,36 TL bedelli, … sıra numaralı, 30 Haziran 2016 tarihli 247.850,40 TL bedelli, … sıra numaralı, 31 Temmuz 2016 tarihli 124.371,66 TL bedelli, … sıra numaralı, 31 Ağustos 2016 tarihli 17.997,91 TL bedelli faturaların gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf fatura bedellerinin ödenmediği iddia ederken davalı taraf ödeme emrine borcunun bulunmadığı yönünde itiraz etmiştir. Bu durumda davacının taraflar arasındaki sözleşme gereği fatura konusu işi yaptığını/malı teslim ettiğini dava değerine göre HMK 200 vd.maddeleri gereği kesin delillerle ispat etmesi gerekmektedir.
Davacı taraf dava dilekçesine taraflar arasında yapılan 18/07/2016 tarihli Reklamcılık Hizmet Sözleşmesi örneğini eklemiş olup, sözleşmenin her iki tarafça imzalanmış olduğu görülmektedir. Yargılama aşamasında ve icra dosyasında yapılan itirazda davalı tarafından sözleşmeye karşı herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Dava dilekçesine ekli e-mail yazışmaları da nazara alındığında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu sabittir.
6100 Sayılı HMK’nun 222/1 maddesine göre mahkemece ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verilebilir. Ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulune uygun tutulmuş, açılış kapanış tasdiklerinin yaptırılmış olması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtların aksinin senet yahut diğer kesin delillerle ispatlanamamış olması gerekmektedir.
Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. İbrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı tarafta bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin varolduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olduğu taktirde mahkemece bu belgenin ibrazı için HMK 220/2 maddesi gereği kesin süre verilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen süre içerisinde ibraz etmez ve aynı süre içerisinde gerekçesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemece belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanına itibar edilebilir. (HMK 220/3)
Yukarıdaki açıklamalara göre ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olduğu davalara ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerden olmakla birlikte ancak HMK 222 maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Zira tarafın ticari defterleri kanunda açıklandığı üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu taktirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı taktirde kendi defterlerinin davacı defterleriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesinin engel olacağından sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine de gerek olmaksızın HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir. Aksinin kabulü durumunda karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır ki, bu hususta HMK’daki açık düzenlemelere aykırı olacaktır.
Öncelikle ispat yükü kendisinde olan davacının ticari defterleri incelenmiş, alınan 13/07/2018 havale tarihli rapordan defterlerin usulune uygun olarak tutulduğu, gerekli onaylara sahip olduğu, dava konusu yapılan faturaların davacı defterlerine kayıtlı olduğu, faturalara göre davacının 595.547,33 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir.
Davalı taraf tacir olduğundan 03/10/2018 tarihli celsede ticari defterlerin incelenmesi hususunda ara karar verilmiş ancak defterler ibraz edilmemiş, davalı şirketin TMSF tarafından iade edilmesi sebebiyle karışıklıktan dolayı defterlerin mahkemeye sunulamadığı bildirilmiş, mahkememizce bu husus TMSF’den sorulmuş, 07/12/2018 tarihli cevabi yazıya göre davalı vekilinin beyanları kabul edilebilir mazeret olarak görülerek bu kez 16/01/2019 tarihli celsede defterlerin ibrazı hususunda 2 haftalık kesin süre verilmiş, ibraz edilmeme halinde davacı tarafın beyanlarının kabul edilebileceği açıkça ihtar edilmiş ancak defterler sunulmamıştır.
Böylece taraflar arasında reklam işi hizmet sözleşmesinin bulunduğu, takibe konu faturaların bu sözleşme kapsamında davacı tarafından düzenlendiği, ancak bedellerinin ödenmediği, davalının gerek icra dairesine itirazında gerekse mahkememizdeki yargılama aşamasında sözleşmenin varlığına karşılık bir itirazda bulunmadığı, incelenen davacı defterlerinin usulune uygun olduğu, lehine delil olarak kullanılabileceği faturaların kayıtlı olduğu ve takip konusu yapılan bedelin ödenmediğinin gözüktüğü, davalı tarafın ise HMK 220/3 maddesindeki ihtara uygun verilen süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği, bu şekilde davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtların nazara alınması gerekmekle davanın kabulü gerekmiş, tarafların tacir olmasına göre takip tarihi sonrası asıl alacağa avans faizi uygulanmış, asıl alacak faturaya dayalı olup hesap edilebilir yani likit kabul edilmekle %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ ile 595.547,33 TL alacak hakkındaki itirazın iptaline, takibin devamına,
2-Asıl alacağa takip tarihinden sonra avans faizi uygulanmasına,
3-Asıl alacak likit olmakla %20 ‘si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli 40.681,84 TL harçtan peşin alınan 10.170,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 30.511,39 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 37.771,89 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine.
6-Davacı tarafça sarf edilen posta masrafı 181,70 TL, talimat masrafı 600,00 TL olmak üzere toplam 781,70 TL’nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 10.170,46 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
8-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine,
9-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda mahkememiz gerekçeli kararının taraflara tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/04/2019
Başkan
Üye
Üye
Katip