Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2019/333 Esas – 2021/78
/// TÜRK MİLLETİ ADINA ///
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/05/2019
KARAR TARİHİ : 01/02/2021
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 19/02/2021
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: Taraflar arasında saha kantarlarının inşası işinin davacı yüklenici tarafından yapılmasına dair her biri 23.500-TL + KDV tutarında 20.11.2018 ve 04.01.2019 tarihli iki ayrı sözleşme bulunduğunu ve davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini asıl işveren ….nin nezaretinde yerine getirip işi eksiksiz olarak teslim ettiğini, yapılan işlere ilişkin 22.01.2019 tarihli faturanın davalıya gönderildiğini ve faturaya bir itiraz olmadığını, ancak davalının 05.03.2019 tarihinde iade faturası düzenleyip borcu ödemekten imtina ettiğini, karşılıklı ihtarnamelerden sonra davalı aleyhine takibe girişildiğini ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, davadan önceki zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla, … Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamını ve davalının icra-inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: Müvekkili davalı ile …. arasındaki Taşıt Kantarlarının Yenilenmesi sözleşmesi ile iki adet taşıt kantarının yenilenmesi işinin davalı tarafından üstlenildiğini ve kantar çukurlarının tadilatı işinin davacıya taşere edildiğini, davacının işi tamamladığını bildirmesi üzerine kantarların davacı tarafından imal edilen temel ve rampalar üzerine kurulduğunu ancak kantarların hassas ayarlarının yapılamadığını, sorunun davacı tarafından inşa edilen beton ayakların sözleşmeye ve fenne uygun yapılmamasından kaynaklandığını, sorunun giderilmesi için davacı tarafından yapılan imalatın sökülerek üçüncü bir kişiye yeniden yaptırıldığını ve bu sebeple üçüncü kişiye 29.500-TL fazladan ödeme yapıldığını, takibe konu faturanın bu sebeple kabul edilmeyip iade edildiğini beyanla, davanın reddini ve davacının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
… Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş olup incelenmesinden: Takip alacaklısı davacı tarafından takip borçlusu … aleyhine 22.01.2019 tarihli 55.460-TL bedelli faturaya istinaden 55.460-TL üzerinden takibe girişildiği ve takip borçlusunun süresinde ileri sürdüğü itirazı üzerine takibin durduğu ve işbu davanın süresi içinde açıldığı görülmüştür.
Davalı …’ın ticaret sicili kayıtları celp edilmiş olup incelenmesinden: “…” gerçek kişi işletmesinin “…” unvanı ile 03.06.2014 tarihinde sicile tescil edildiği ancak gerçek kişi işletmenin 25.12.2019 tarihli tür değişikliği ile “….”ye dönüştüğü görülmüştür.
Sözleşmeye konu eserin başında keşif icra edilmiş ve rapor düzenlenmiş olmakla, 23.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacının inşa ettiği 2 adet temel bloğunun ve araç giriş-çıkış rampalarının projesine uygun olarak inşa edildiği, diğer temel bloklarının ve iki yanda bulunan temel perdelerinin eski tarihlerde yapıldığı, alınan karot numunelerine göre 2019 tarihinde imalatı tamamlanmış olan betonun sınıfına uygun olduğu ancak eski tarihli betonun sınıfına uygun olmadığı, ayrıca demir röntgen cihazı ile yapılan testlerde yalnızca yeni yapılan iki adet temel bloğunda projesine uygun demir kullanıldığı, eski temel bloklarının ve iki yanda bulunan temel perdelerinin betonlarında standart dışı demir kullanıldığı, yapılan tartımların hatalı sonuç vermesinin kantar temelinin bir kısmının yeni bir kısmının eski olması sebebiyle temelin bütünlük oluşturmamasından kaynaklandığı mütala edilmiştir.
Davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış olup alınan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Takibe konu faturanın davacının ticari defterine 31.01.2019 tarihinde kaydedildiği, fatura karşılığında yapılmış bir ödemenin veya herhangi bir iade faturasının defterde kayıtlı olmadığı mütala edilmiştir.
Davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış olup alınan 11.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Takibe konu faturanın davalının ticari defterine 31.01.2019 tarihinde kaydedildiği ancak 05.03.2019 tarihli iade faturasının 10.03.2019 tarihinde deftere kaydedilmekle borç bakiyesinin 0-TL olarak gözüktüğü mütala edilmiştir.
Bilirkişi raporları taraflara usulünce tebliğ edilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Takip borçlusu … ile dava dışı …. arasında iki taşıt kantarının yenilenmesi işi için Taşıt Kantarlarının Yenilenmesi sözleşmesi imzalanmış ve davalı 1 ve 2 nolu kantarların temel ve rampa inşaat işlerini davacıya taşere etmiştir. Davacı, işi tamamlayıp eksiksiz teslim ettiğini ve bu suretle ücrete hak kazandığını ileri sürmekte, davalı ise yapılan işin ayıplı olduğunu ve üçüncü bir kişiye yeniden yaptırıldığını belirterek davacının ücret talebini reddetmektedir. Buna göre, davacı işin eksik ve ayıp olmaksızın tamamlanıp teslim edildiğini, davalı ise işin ayıplı olarak inşa edildiğini ve ayrıca ayıba karşı tekeffülden kaynaklı haklarını kullanmak için gerekli yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat etmelidir.
Burada öncelikle, davalı sıfatının kime ait olduğu tartışılmalı, hangi sebeple takip borçlusu … aleyhine değil de …. aleyhine hüküm kurulduğu değerlendirilmelidir. Yukarıda işaret edildiği üzere, takip … aleyhine başlatılmış, dava açılırken ise hem “…” hem de “… – …” davalı olarak gösterilmiştir. … alacaklı şirket ile sözleşme imzaladığı sırada gerçek kişi tacir olup, takipte borçlu olarak gösterilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Yine, dava tarihi itibari ile gerçek kişi tacir sıfatı devam etmekte olup kendisine husumet yöneltilmiş olması usule uygundur. Ancak “… – …”nin bir gerçek ya da tüzel kişiliği haiz olmayıp taraf ehliyeti yoktur ve “… – …”ne husumet tevcih edilmesi usulen mümkün değildir. Dava sırasında … gerçek kişi tacirin tür değişikliği ile ….ye dönüştüğü anlaşılmaktadır. Davacının, “… – …” aleyhine dava açmış olmasında HMK m. 124 kapsamında hata ettiği değerlendirilmiş, mahkememizin 13.10.2020 tarihli ara kararı ile bütün bu hususlar değerlendirilerek davaya ….ye karşı devam edilmesine karar verilmiştir. Bu sebeple, …. aleyhine hüküm kurulmuştur.
Davanın esasına gelince; taraflar arasındaki sözleşmeye konu iki adet araç kantarının temel ve rampa inşaat işlerinin davacı tarafından yapıldığı ve ihale makamı olan …. yetkililerince 1 nolu kantar için 15.12.2018 ve 2 nolu kantar için 11.01.2019 tarihinde yapılan kontrolde herhangi bir eksikliğin tespit edilmediği, işin projesine uygun olarak yapıldığının tutanak ile teyit altına alındığı, bilirkişi raporuna göre davacının inşa ettiği 2 adet temel bloğunun ve araç giriş-çıkış rampalarının projesine uygun olduğu, alınan karot numunelerine göre 2019 tarihinde imalatı tamamlanmış olan betonun sınıfına uygun olduğu, ayrıca demir röntgen cihazı ile yapılan testlerde yalnızca yeni yapılan iki adet temel bloğunda projesine uygun demir kullanıldığı, yapılan tartımların hatalı sonuç vermesinin kantar temelinin bir kısmının yeni bir kısmının eski olması sebebiyle temelin bütünlük oluşturmamasından kaynaklandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı tarafından yapılan imalatın ayıplı olmadığının kabulü gerekmektedir.
Bir an, eserin, davalının iddiaları doğrultusunda gizli ayıplı olduğunu kabul edelim. Şöyle ki; 6098 sayılı TBK’nun “Eserin kabulü” başlıklı 477. maddesinde “Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır.
Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imâl etmeyi yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda TBK’nun 474. maddesi, gizli ayıplarda ise TBK’nun 477. maddesi hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, anılan kanunun 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilecektir.
Burada, somut olay bakımından eserde sonradan ortaya çıkan ve gizli ayıp niteliğinde olan eksikliğin makul bir süre içerisinde davacıya bildirilip bildirilmediğinin tartışılması gerekmektedir.
Davacının, araç kantarlarının temel ve rampa inşaat işlerini …. yetkililerince düzenlenen 15.12.2018 ve 11.01.2019 tarihli kontrol tutanaklarına göre projesine uygun şekilde tamamladığı ve kantarların kurulması için davalıya haber verdiği görülmektedir. Davalı ise savunmasında, kantarların kendilerince kurulmasından sonra hassas ayar yapılamadığının fark edildiğini ve betonarme kısmındaki ayıbın giderilmesi için üçüncü kişi ile sözleşme yapıldığını belirtip üçüncü kişi tarafından düzenlendiği anlaşılan 13.02.2019 tarihli faturayı ibraz etmiştir. Ayrıca, cevap dilekçesi ekinde bila tarihli bir tutanak bulunmakta olup bu tutanak …. yetkililerince düzenlenmiş ve tutanakta yenilenen iki kantarın hassas ayarının yapılamadığı için Şubat ayı içinde demontaj ve montajının yapıldığı belirtilmektedir. Anılan tutanaktaki tarih ile 13.02.2019 tarihli fatura tarihi birbiri ile örtüşmekte olup, davalının hassas ayar yapılamadığını yani gizli ayıbın varlığını en geç 13.02.2019 tarihinde öğrendiği anlaşılmaktadır. Oysa davalı iade faturasını 05.03.2019 tarihinde düzenlenmiş ve 07.03.2019 tarihli ihtarname ile davacıya iade etmiştir. Yani, davalı gizli ayıbı en geç 13.02.2019 tarihinde öğrenmiş olmasına rağmen ancak 22 gün sonra 07.03.2019 tarihinde ayıp ihbarında bulunmuştur. Bu tespitler ve değerlendirmelerden, ayıbın TBK’nun 477/3. maddesine uygun makul süre içinde davacıya bildirilmediği ve eserin mevcut hali ile kabul edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, ticari defterlerin delil olma özelliğinden hareketle değerlendirme yapacak olursak; takibe konu 22.01.2019 tarihli fatura …. yetkililerince düzenlenen 11.01.2019 tarihli ikinci kontrol tutanağından sonra düzenlenmiş olup, her iki tarafın ticari defterine 31.01.2019 tarihinde kaydedilmiştir. Davalı, bu faturanın iadesine yönelik 05.03.2019 tarihli iade faturasını düzenleyerek 07.03.2019 tarihli ihtarname ile davacıya iade etmiş ise de, iade faturası davacının ticari defterine işlenmemiş ve onun tarafından benimsenmemiştir. Bu hali ile iade faturasının geçerliliği yoktur ve faturayı ticari defterlerine kaydedip makul süre içinde ayıp ihbarında bulunmayan davalının eseri mevcut hali ile kabul ettiği değerlendirilmelidir.
Bu sebeplerle, davalının takibe itirazında haksız olduğu kanaatine varılmış, faturaya dayalı alacağın belirlenebilir ve likit olduğu kabulü ile davalı aleyhine tazminata hükmedilmiştir.
Zorunlu arabulucuk sürecinde, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücreti, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin 13.fıkrasının son cümlesi ile 14.fıkrası gereğince, yargılama gideri olarak davalıya tahmil edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; … Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-İİK m. 67 gereğince, icra-inkar tazminatı olarak 11.092-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.788,47-TL karar ve ilam harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 2.841,35-TL’nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 2.821,52-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre belirlenen 8.009-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM’da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi, anlatıldı. 01/02/2021
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 5’inci maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.