YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2008/7580
KARAR NO : 2012/4942
KARAR TARİHİ : 14.06.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kastın aşılması sonucu ölüme sebebiyet verme ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK.nun 27.maddesi yollamasıyla aynı yasanın 85/1, 62 ve 63 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası, 6136 sayılı Kanunun 13/1, TCK.nun 62, 53/1-3, 54 ve 63. Maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 375.YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Katılan …’ın “6136 sayılı Kanuna Muhalefet” suçundan açılan kamu davasına katılma ve kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, vekilinin bu suç yönünden kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2-a) Kısa kararın bulunduğu 06.12.2007 tarihli duruşma tutanağı aslında “….” olarak belirtilen mahkeme başkanı adının gerekçeli karar başlığında “…” olarak gösterilmesi mahallinde oluşturulan çelişkinin giderilebilir nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
b) Sanık hakkında adli sicil kaydındaki Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2002 tarih 2001/719 esas – 2002/358 karar sayılı ilamında yer alan hükümlülük nedeniyle tekerrür uygulaması yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmemiş olması, aleyhe temyiz bulunmayan 6136 sayılı Yasaya Aykırılık suçu yönünden bozma nedeni yapılmamıştır.
3-A) Sanık hakkında 6136 sayılı Yasaya Aykırılık suçu yönünden;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
B) Sanık hakkında öldürme eylemi nedeniyle kurulan hüküm yönünden;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın maktulün evinin bulunduğu sokakta yer alan ve işletmekte olduğu kahvehanede kumar oynatıyor olması nedeniyle maktulle sanık arasında sık sık kavga olaylarının meydana geldiği bu nedenle polis ekiplerinin gelip gittiği, maktul ile sanığın arasının da açıldığı, daha sonra evine gitmekte olan maktulün üzerinin evi yakınında bulunan parktan geçerken polisler tarafından aranmasını sanıktan bilen maktulün o sırada olay yerinde bulunan sanığa, kendisini ihbar ettiği düşüncesi ile “şerefsiz ispiyoncu” dediği ve yumruklaştıkları, ardından “sana ekmek yedirtmem” diyerek o gece sanığın kahvehanesini taşladığı, bununla da yetinmeyip ertesi gün sanığı cep telefonundan arayarak “karını ormana götüreceğim seni de oğlan yapacağım” demek suretiyle tehdit ve hakarette bulunduğu, bu tehditler nedeniyle sanığın 20 gün kadar süre ile kahvehanesini açamadığı, olay günü ise yanına polis memuru olan arkadaşı … ve damadı …. ile …. isimli arkadaşını alarak kahvehanenin devri konusunda … ile görüşmeye gittiği, görüşme bittikten sonra maktul ile karşılaştığı, bunun üzerine maktulün elindeki döner bıçağı ile sanığa hakaret ederek saldırdığı ve 20-25 m. kadar kovaladığı, aralarında 1 metre kadar mesafe kalmışken maktulün ayağının takılarak yere düşmesi üzerine sanığın bundan yararlanarak ruhsatsız tabancasını bir el havaya, bir el de duvara doğru ateş ettiği, ancak maktulü engelleyemediği, maktulün gizlendiği duvarın arkasından çıkarak sanığın üzerine gelmeye devam ettiği, bu kez sanığın 1-2 metre mesafeden tabanca ile 1 el ateş etmesi üzerine sol kaşı üzerinden öldürücü isabet alan maktulün yüz üstü yere düştüğü ve etkisiz hale geldiği, maktulün yere düşmesi ve döner bıçağının da elinden düşmesi nedeni ile saldırıyı etkisiz hale getirmiş olan sanığın ise kesin sonucu almak için maktulün yanına gelip “sen daha ölmedin mi” diyerek yerde yatmakta olan maktulün sırt bölgesine yakın mesafeden bir el daha ateş ederek onu sırtından da vurduğu ve sırttaki bu yaranın tek başına öldürücü nitelikte olmadığı, bununla birlikte maktulün daha sonra maruz kaldığı yaralanmanın etkisiyle öldüğü olayda;
a) Sanığın meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiği ilk eylemin ardından etkisiz hale gelen ve yüzüstü yerde yatan maktulün sırt bölgesine kasten ateş etmekle ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve eylemin ölümle sonuçlandığı anlaşıldığı halde, sanık hakkında en ağır düzeyde haksız tahrikin etkisi ile “kasten öldürme” suçundan mahkumiyet hükmü kurulması yerine, yazılı şekilde “meşru savunma sınırının kast olmaksızın aşılması nedeni ile taksirle öldürme” suçundan hüküm kurulması,
b) Sanığın adli sicil kaydındaki Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2002 tarih 2001/719 esas – 2002/358 karar sayılı ilamında yer alan hükümlülük nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerledirilmesinin gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.