Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/10096 E. 2010/2365 K. 14.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/10096
KARAR NO : 2010/2365
KARAR TARİHİ : 14.04.2010

TEBLİĞNAME : 1-B/09/265317
MAHKEMESİ :(SİVEREK) Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :29/07/2009 – 20/176
SUÇ :Silahla tehdit

Silahla tehdit, korku ve panik yaratacak şekilde ateş etmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanıklar M.. G.. ile İ.. G..’ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: hükümlülüklerine, sanıkların korku ve panik yaratacak şekilde ateş etmekten beraatlerine ilişkin (SİVEREK) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29/07/2009 gün ve 20/176 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi C.Savcısı, sanıklar müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1)Sanık M.. B.. hakkında korku panik yaratacak şekilde ateş etme suçundan zamanaşımı süresince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
2-a)Sanık M.. B.. hakkında verilen beraat hükümlerini temyizde hukuki yararı bulunmadığından, sanık Mehmet Bahri müdafiinin gerekçeye yönelik olmayan temyiz isteminin;
b)Mağdur M.. B..’nin 28.12.2004 tarihli oturumda açıkça “Şikayetten vazgeçiyorum. Kimseden şikayetçi değilim” demesi nedeniyle kamu davasına katılma hakkını kaybettiği anlaşılmakla, sanıklar Mevlüt ve İsmail haklarındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin;
CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
3) Sanıklar Mevlüt ve İsmail haklarındaki hükümlerin incelemesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçunun niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış,savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar Mevlüt ve İsmail müdafilerinin eksik incelemeye, sübuta, tahrikin varlığına yönelen, Cumhuriyet Savcısının sanıkların silahlı tehdit suçlarının vasfının öldürmeye teşebbüs olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
A)Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanıklar Mevlüt ve İsmail’in, mağdur M.. B..’nin içinde bulunduğu araca ruhsatsız silahlarıyla ateş ettikleri ve aracın isabet aldığı anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinde yaralama kastıyla hareket ettiklerinin kabulü ile silahlı yaralamaya teşebbüs suçlarından cezalandırılmaları gerekirken, yazılı şekilde suç vasfında yanılgıya düşülerek silahlı tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi;
B)Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK.nun 86/2, 86/3-e, 35 maddeleri ile yapılacak uygulama sonucu ile genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuna ilişkin 5237 sayılı TCK.nun 170/1-c maddesi ile yapılacak uygulama sonucunun fikri içtima hükümlerine göre TCK.nun 44 maddesi kapsamında değerlendirilerek ağır olan eylemin tespit edilmesi ve bu sonuç ile 765 sayılı TCK.nun 456/4, 457/1, 62 ve 264/7 maddeleri uyarınca yapılacak uygulamayla karşılaştırılarak lehe olan Yasanın belirlenmesi ve sonuç uygulamanın da buna göre yapılması gerektiğinin gözetilmemesi;
C)Kabule göre de;
a)Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 17.12.1996 günlü 264/287 sayılı kararı uyarınca; 765 sayılı TCK.nun 264 maddesindeki “eylem bir başka suçu oluştursa bile” ibaresi gözönüne alındığında sanıkların eylemlerinin ayrıca korku, kaygı ve panik oluşturacak şekilde ateş etme suçunu da oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi;
b)Sanıklar hakkında silahlı tehdit suçundan bozma ilamından önce verilen 26.04.2005 tarihli “10 ay hapis cezasına” ilişkin mahkumiyet kararının aleyhe temyiz edilmemesi nedeniyle, sanıklar lehine ceza miktarı yönünden kazanılmış hak oluşturduğunun düşünülmemesi;
Yasaya aykırı,sanıklar Mevlüt ve İsmail müdafilerinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 14/04/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.