Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/1091 E. 2010/2389 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/1091
KARAR NO : 2010/2389
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

…’ı kasten öldürmeye teşebbüsten, …,…. ile …’i yaralamaktan sanık …’un bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (…) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01/07/2008 gün ve 301/272 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi C.Savcısı ile sanık müdafii taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Sanık hakkında mağdurlar … ve …’ı yaralama suçundan kurulan hükümlerde, doğrudan verilen para cezası miktar bakımından kesin nitelikte olduğundan, sanık müdafiinin bu suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2-Sanık hakkında mağdurlar … ve …’i hayati tehlike geçirecek şekilde bıçakla yaralama suçundan hüküm kurulurken, temel cezanın 5237 sayılı TCK.nun 86/1 maddesi uyarınca belirlenerek, 86/3-e. maddesine göre artırım yapıldıktan sonra, 87/1-d, son maddesi uyarınca ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde doğrudan TCK.nun 87/1-d, son maddesi uyarınca ceza tayini yasaya aykırı ise de;sanık hakkında TCK.nun 86/1,86/3-e ve 87/1-d,son maddeleri uyarınca uygulama yapılması halinde de 5 yıldan daha az bir hapis cezasına hükmedilemeyeceğinden, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle doğrudan TCK.nun 87/1-d, son maddesi gereğince 5 yıl hapis cezası verilmesi sonuca etkili görülmemiş ve bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın mağdurlar …, … ve …’i yaralama suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde mağdurlar … ve …’i yaralama suçlarının niteliği tayin, tahrik ve takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde eleştiri ve bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin tahrikte indirim oranına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
A)Sanık hakkında mağdurlar … ve …’i yaralama suçundan kurulan hükümlerin ONANMASINA,
B)Sanık hakkında mağdur …’ı öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a)Mağdur ve yakınlarının sanığı hırsızlıkla suçlamaları üzerine aralarında tartışmanın başladığı, kalabalık grubun sanığın üzerine yürümesi nedeniyle tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında hareketli bir ortamda sanığın bıçağını çekip rastgele sallayarak hayati bölgelerini hedef almadan mağdur …’i üç yerinden bıçakla yaraladığı, mani hal bulunmamasına rağmen eylemini sürdürmediği anlaşılmakla, suç vasfı yaralama niteliğinde olduğundan, mağdurdaki yara yerleri ve yaraların niteliğide dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak yaralama suçundan hüküm kurulması gerekirken, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek adam öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması,
Kabule görede;
Mağdurdaki bıçak yaralarından iki adedinin yüzeysel olduğu, bir adedinin batına nafiz olduğu, hayati tehlike yarattığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK.nun 35. maddenin uygulanması sırasında, yaraların sayısı, yer ve niteliklerine göre alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, hiç yaralanma meydana gelmemiş gibi en alt sınırdan uygulama yapılması,
b)Tahrik hükmü uygulanırken, uygulama maddesinin kararda gösterilmemesi
Yasaya aykırı olup, sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA 15.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.