YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/3043
KARAR NO : 2012/7488
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
ÖLDÜRÜLEN : …
KATILANLAR : …, …,
SUÇ : Taksirle ölüme sebebiyet verme, 6136 sayılı Yasaya Aykırılık
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK’nun 85/1, 22/3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis, 6136 sayılı Yasanın 15/1, 62/1, 53/1, 63, 54/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 375 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın maktul …’ye yönelik eylemi ile 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçunun niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı nedenin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin öldürme suçundan kurulan hükümde cezanın teşdiden tayininin yersizliğine, 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan kurulan hükümde TCK.nun 50, 51 ve CMK.nun 231/5. maddelerinin uygulanması gerektiğine vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazı ile katılanlar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle,
1- Sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
2- Oluşa, dosya içeriğine ve olayın tek görgü tanığı olan …’un değişmeyen anlatımlarına göre, sanık ve maktulün arkadaş olduğu, aralarında husumet bulunmadığı, olay günü maktulün kardeşi … ile tanıklar … ve … ile birlikte sanığın dayısına ait olan ve sanığın evine yakın depoda kamyona kestane çuvalı yüklediklerini gören sanığın yanlarına gidip konuştuğu, samimi arkadaşı olan ve çuvalın üzerinde oturan maktul ile şakalaştığı, olaydan birkaç saat önce satın aldığı
…/…
s-2-
namlusu 10.5 cm uzunluğundaki sustalı çakıyı göstererek, ” yeni aldım, nasıl iyi mi, adamı deler mi …. ” şeklinde sorduktan sonra üzerinde ön kısmı fermuarlı yelek, onun altında eşofman ve en altta da yeşil ve beyaz renkli iki adet atlet bulunan maktulün göğüs kısmına bıçağı önce hafifçe dürttüğü, elbiselerden sirayet etmeyen bıçağı daha sonra, maktulün de hareketli olduğu durumda bıçağı tekrar göğüs bölgesine sallamak suretiyle göğüs bölgesinden, yaklaşık 8,5-9 cm trajesi olan ve kalbe nafiz olacak şekilde bir isabetle yaraladığı, maktulün yaralandım diyerek dışarıya koşması üzerine sanık ve maktulün kardeşinin peşinden giderek yere düşen maktulü hastaneye götürdükleri ancak maktulün kurtarılamayarak öldüğü olayda, sanığın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz bıçağı maktulün hayati öneme sahip göğüs bölgesine dayayıp iteklemesi halinde, yaralanabileceği ya da ölebileceğini öngörmesine rağmen, eyleminden iradi olarak vazgeçmeyip iteklemeye devam etmesi sonucu maktulün kalbine isabet eden bıçak yarası sonucu öldüğü, sanıkta maktulü öldürme kasıt ve iradesinin bulunmadığı, bu nedenle doğrudan kasıtla insan öldürme suçunun manevi unsurunun olayda gerçekleşmediği, ancak ölüm sonucunu istemediği halde, ön gördüğü, buna rağmen eylemine devam ettiği anlaşılmakla, sanığın olası kastla hareket ettiğinin kabulü ile TCK.nun 21/2. maddesi ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suçun bilinçli taksir ile işlendiğinden bahisle sanığın TCK.nun 85/1 ve 22/3. maddeleriyle cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Başkan vekili … ve Üye …’in, eylem doğrudan kasıtla işlendiğinden bahisle sanığın TCK.nun 81/1. maddesiyle cezalandırılması gerektiği yönündeki karşı oyları ve diğer yönlerden oybirliğiyle, tebiliğnamedeki düşünce gibi, (BOZULMASINA), 11.10.2012 gününde karar verildi.
KARŞI OY ;
Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesince; Suç tarihinde, sanığın arkadaşı olan maktulü bilinçli taksiri neticesi ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesi ile 5237 Sayılı TCK’nın 85/1, 22/3, 62/1, maddeleri uyarınca neticeten 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, sanığın maktüle karşı eylemini olası kastla işlediğinin kabulü gerekeceğinden mahkeme kararının oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiş isede,eylemin 5237 Sayılı TCK’nın 81/1 md. Kapsamında aşağıda sunulan nedenler çerçevesinde işlendiği görüşü ile sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
…/…
s-3-
Şöyleki;
Mahkemece kabul edilen çerçevede olaya bakıldığında; Sanık ile maktül arasında öldürmeyi gerekli kılacak herhangi bir husumet bulunmamaktadır, hatta arkadaşlıkları sözkonusudur. Dosya kapsamındaki beyanlara göre, sanığın olay günü yeni aldığı namlu uzunluğu 10,5 cm olan ve 6136 sayılı yasa kapsamında kaldığı expertiz raporu ile sabit olan sustalı çakıyı maktulünde içinde bulunduğu arkadaş grubuna göstererek, “.. yeni aldım, iyimi?, adamı deler mi?” şeklindeki beyanı bulunmaktadır. Beydağ C.Başsavcılığınca olayın sıcaklığı ile beyanına başvurulan tanık … …’ “… Bıçağı maktulün göğsüne önce hafifçe dürttü, sonrasında hızlı bir şekilde ve göğüs hizasından soktu. Bu sırada …’nün üzerinde komando yeleğine benzer yelek ve hemen altında da eşofman üstü vardı, bıçağın ne kadar girdiğini göremedim…” demiştir. Olayın bu hal ve şartlar içerisinde cereyan ettiği anlaşılmaktadır. Sonraki beyanların ise gelişen beyanlardan ibaret olup, maddi deliller ile örtüşmediği de anlaşılmaktadır.
Maktülün ölü muayene tutanağına bakıldığında, göğüs bölgesinde 8,5-9.00 cm derinliğine ulaşan kesici delici alet yarasının varlığı saptanılmış, otopsi raporunda ise kesin ölüm nedeninin kalp kesisi ile gelişen kanama sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır.
Maktulün üzerindeki elbiselerin kalınlığına rağmen, 10.00 cm namlu uzunluğundaki bıçak ile yaranın 8,5-9.00 cm traje oluşturduğu düşünüldüğünde bıçağa kuvvetli baskı uygulandığı ve neredeyse namlunun dibine kadar vücuda girdiği şeklindeki tesbit, tanık … …’in beyanı ile de örtüşmekte, Yani bıçağın kuvvetli şekilde öldürücü nahiyeye sokulduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Mahkemenin kabulünde olduğu gibi sanık, kanaatimizce bilinçli taksir ile eylemini gerçekleştirmemiştir. Evet, ilk bakışta tarafların arkadaş olduğu, olay sonrasında sanıkta dahil maktulün hastaneye götürüldüğü de düşünüldüğünde, ölüm neticesini sanığın istemediği düşünülebilir isede, sanığın elindeki elverişli bıçağı öldürücü nahiyeye iradi olarak ve kuvvetli şekilde kullanmış olmakla , sanığın hareketinde artık taksirin varlığı düşünülemez.
Çoğunluk görüşünün benimsediği gibi sanık eyleminden iradi olarak vazgeçmeyip, elindeki bıçağa uyguladığı kuvvet ile derin bir yara trajesi oluşacak biçimde maktulü öldürücü nahiyeden yaralamıştır. Fakat ölüm neticesinin olabileceğini bilen sanığın artık neticeyi olursa olsun anlamında kabullenmesi durumundanda bahsetmek mümkün değildir. Çünkü, hedef sabit, netice mutlaktır.Hedefin belli olduğu durumdada artık TCK 21/2 maddesindeki tanımlaması yapılan olası kasttan değil, TCK21/1 maddesinde tanımı yapılan doğrudan kasttan bahsetmek mümkündür.
…/…
s-4-
Tüm bu hususlar gözönünde tutulduğunda, sanığın, maktülü kasten öldürdüğünün kabulü gerekir düşüncesi ile sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
…