Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/400 E. 2010/6705 K. 18.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/400
KARAR NO : 2010/6705
KARAR TARİHİ : 18.10.2010

…’i kasten öldürmekten, …’i kasten öldürmeye teşebbüsten ve mala zarar vermekten sanık …’ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (…) Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.07.2008 gün ve 109/151 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın kasten öldürme, öldürmeye teşebbüs ve mala zarar verme suçlarının sübutu kabul, oluşa ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarının niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümlerde düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin suç vasfına, tahrikin varlığına vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
1- Kendilerini ortak tek bir vekille temsil ettiren müdahiller … ve … lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken lehlerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasında vekalet ücreti ile ilgili bölümdeki “1100’ er YTL” ibaresinin “1100 TL” olarak değiştirilmesine, ”verilmesine” ibaresinden önce gelmek üzere “eşit olarak” ibaresinin hüküm fıkrasına eklenmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
2- Sanığın mala zarar verme suçu yönünden;
5237 Sayılı TCK. ile 765 Sayılı TCK.nun olayla ilgili bütün hükümlerinin yargı denetimine olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya
çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiği düşünülmeksizin, somut karşılaştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sanık hakkında kurulan hükmün BOZULMASINA, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.