YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/56
KARAR NO : 2010/3629
KARAR TARİHİ : 17.05.2010
TEBLİĞNAME : 1-B/08/218506
MAHKEMESİ :İZMİR Dokuzuncu Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :02/06/2008-305/104
SUÇ :Bıçakla yaralamak, silahla tehdit ve konut dokunulmazlığını bozmak
O.. U..’yı bıçakla yaralamaktan, silahla tehditten ve konut dokunulmazlığını bozmaktan sanık E.. Y..’ın yapılan yargılanması sonunda: hükümlülüğüne, nitelikli yağma suçundan beraatine ilişkin (İZMİR) Dokuzuncu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02/06/2008 gün ve 305/104 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi C.Savcısı, sanık müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Sanık müdafiinin yasal süreden sonra olan duruşmalı inceleme isteminin CMUK.nun 318 maddesi gereğince reddine,
2-Dosya kapsamından; olay tarihinden önce sanık Erhan hakkında, mağdur Berna’yı yaralama suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmış olmakla, sanık Erhan hakkındaki İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2007/2462 esas sayılı dosyasının araştırılması, dava dosyası derdest ise her iki dosyanın birleştirilmesi olanağının araştırılması, karar verilmiş ise kanıtların birlikte değerlendirilmesi için dosyanın aslı yada onaylı suretinin dosya içerisine alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Olay tarihi itibariyle 21 yaşını doldurmasına 3 ay kalan, sağır ve dilsiz sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 33/1. madde yollaması ile TCK.nun 31/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tespiti açısından, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan, sanığın suç tarihindeki yaşı konusunda rapor alınması gerekirken, sadece sanığın babasının beyanı ve mahkemenin kanaati gerekçe gösterilerek sanığın yaşı hakkında karar verilmesi,
4-Suç tarihinde 18-21 yaş grubunda olan sağır ve dilsiz sanık hakkında silahlı tehdit suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor aldırılmadan, adam öldürmeye teşebbüs, silahla yağma ve konut dokunulmazlığını ihlal fiilleri nedeniyle, sanığın sağır ve dilsiz olması dikkate alınarak bu dalın uzmanı bulundurulmaksızın algılama yeteneğine ve bu fiille ilgili davranışları yönlendirme yeteneğine sahip olduğu kanaatini bildirir rapor ile yetinilerek, eksik soruşturma ile karar verilmesi,
5-Sağır ve dilsiz olan sanık ve katılanlara tayin edilen, 26.12.2007 tarihli celsede kimlik tespiti yapılarak yemini verdirilen ve yargılama süresince görevi devam eden tercüman G.. D..’ya, olayın tek tanığı olan S.. B..’ın dinlendiği 23.01.2008 tarihli celsede yemin verdirilmemesi veya eski yemininin hatırlatılmaması, uzlaşmaya dair beyanların tespit edildiği 05.05.2008 tarihli celsede dinlenen tercüman ile sanığın ek savunmasının, esas hakkındaki savunmasının ve son sözünün sorulduğu, mağdurların esasa ilişkin beyanlarının tespit edildiği 02.06.2008 tarihli celsede görev yapan tercüman R.. D..’nın kimliklerinin tespit edilmemesi ve yemin verdirilmemesi suretiyle CMK.nun 62/1. maddesi yollamasıyla CMK.nun 58/1 ve 64/6. maddelerine aykırı davranılması,
6- Kabule göre de;
a)Engelli olan sanık için görevlendirilen tercüman ücretinin Devlet Hazinesinden karşılanması yerine, sanıktan tahsiline karar verilerek CMK.nun 324/5. maddesine aykırı davranılması,
b)Sanık Erhan’ın mağdur Berna’ya yönelen eyleminde, hüküm kurulurken mağdurun soyisminin “Yörükoğlu “ yerine, “Utsukarcı” olarak yazılması,
c)Sanık Erhan’ın, mağdur Orkun’a yönelen eylemi yönünden; mağdurun yüzündeki yaranın sabit iz niteliğinde olduğu dikkate alınarak, sanık hakkında TCK.nun 87/1-c maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d)Katılan Bingül duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmolunmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin, Cumhuriyet Savcısının ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre gözönüne alındığında sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 17/05/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.