Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/5798 E. 2010/1986 K. 31.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/5798
KARAR NO : 2010/1986
KARAR TARİHİ : 31.03.2010

TEBLİĞNAME : 1-B/09/126069
MAHKEMESİ : Van Birinci Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO : 09.01.2009 – 139/3
SUÇ : Töre saikiyle kız kardişini öldürme
Kızkardeşi N. E.’ı töre saikiyle öldürmekten sanık K. E., işbu suça yardımdan sanıklar S.. E.., M.. E.., S.. E.., E.. E.. ile Z.. E..’ın yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (VAN) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.01.2009 gün ve 139/3 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1- 09.01.2009 tarihli duruşma tutanağı başlığında sanık Z.. E..’ın duruşmaya geldiği yazılmış ise de, hükmün son paragrafındaki açıklamadan sanığın hazır olmadığı anlaşılmakla, sanığın yokluğunda karar verildiği kabul edilmiştir.
2-a) Töre saiki ile yaşı küçük kardeşini öldürme, bu suça azmettirme ve yardım suçlarından yargılanan sanık Kemal savunmalarında; “kardeşinin gayri meşru çocuk doğurması nedeniyle kardeşini kendisinin öldürdüğünü, diğer sanıkların azmettirmesi veya teşvikinin olmadığını”; sanık Mehmet savunmalarında; “kendisi ve diğer sanıklar Sitti, Kemal, Sabri ve Ekrem ile evlerinde maktüleyi öldürme konusunda karar aldıklarını, kızını sanıklar Kemal, Sabri ve Ekrem’e teslim ettiğini, sonraki savunmalarında aile içi karar alınmadığını, Kemal’i azmettirmediğini”; sanık Sitti savunmalarında; “kendisi ve diğer sanıklar Mehmet, Kemal, Sabri ve Ekrem ile evlerinde maktüleyi öldürme konusunda karar aldıklarını, kızını sanıklar Kemal, Sabri ve Ekrem’e teslim ettiğini, kızının öldürülmesinden pişman olmadığını ve bu olayın namus meselesi olduğunu, sonraki savunmalarında aile içi karar alınmadığını, Kemal’i azmettirmediğini”; sanık Sabri savunmalarında; ”Mehmet’in evine iftara çağırmak için gittiğini, evde olmadıklarından geri döndüğünü, olay akşamı evinde olduğunu, Naile’nin öldürülmesi için kimseyi azmettirmediğini”; sanık Ekrem savunmalarında; “sanık Sabri ile birlikte sanık Mehmet’in evine gittiğini, Mehmet ile konuştuklarını, sonraki savunmalarında Mehmet’in evine hiç gitmediğini, kimseyi azmettirmediğini”; sanık Zeki savunmalarında; “kimsenin evini taşlamadığını, maktülenin hala öldürülüp öldürülmediğini sormadığını”; söylemeleri karşısında; sanıklar arasında menfaat çatışması bulunduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nun 152/1. ve Avukatlık Yasası’nın 38.maddesine aykırı olarak yargılamada sanıklar Kemal, Mehmet, Sitti, Sabri, Ekrem ve Zeki’nin aynı müdafiiler ile temsil edilmeleri,
b) Yeterince Türkçe bilmeyen sanıklar Mehmet, Sabri ve Ekrem’in 05.10.2007, 05.12.2007, 11.01.2008, 05.03.2008, 02.04.2008, 18.06.2008 tarihli celselerde beyanlarının alınmasına, esas hakkında mütalaanın verildiği 21.11.2008 tarihli celsede sanıklar Sabri ve Ekrem’in ek savunmalarının tespitine, 09.01.2009 tarihli celsede sanıklar Mehmet, Ekrem ve Sabri’nin esas hakkında savunmalarının ve son sözlerinin tespitine yardımcı olan tercüman bilirkişi Ö. Ç.’ın kimliğinin tespit edilmemesi ve yemininin yaptırılmaması suretiyle CMK.nun 62/1. Maddesi yollamasıyla CMK.nun 58/1 ve 64/6. Maddelerine aykırı davranılması,
Usule aykırı ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair cihetleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenle sanıklar Kemal, Mehmet, Sitti, Sabri, Ekrem ve Zeki hakkındaki hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 31.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.