YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/6559
KARAR NO : 2010/245
KARAR TARİHİ : 22.01.2010
….’u taammüden öldürmekten,….ile …’u da öldürmeye teşebbüsten ve izinsiz silah taşımaktan sanık …’un bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; Hükümlülüğüne ilişkin (BAKIRKÖY) Yedinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.10.2007 gün ve 224/314 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş, müdahiller vekili duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: kararda açıklanan nedenle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- 17.10.2007 tarihinde tefhim edilen hüküm, müdahiller vekilince, …. ve ….. yönünden CMUK 310. maddesinde kabul edilen yasal süreden sonra temyiz edilmiş ise de, hüküm fıkrasında Anayasa’nın 40/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 232/6 maddelerine aykırı şekilde yasa yoluna başvuru şekli gösterilmediğinden, hükmün süresinde temyiz edildiği kabul edilmiştir.
2- 6136 sayılı Yasa’ya aykırılık suçundan 24.11.2004 tarih ve 598/255 sayılı ilamla kurulan mahkumiyet hükmü, Dairemizin 06.04.2006 tarih ve 855/1214 sayılı ilamı ile, temyiz edenlerin sıfatı ve temyiz içeriklerine göre inceleme dışı bırakılarak kesinleştiği halde, bu suçtan yeniden kurulan hüküm hukuki değerden yoksun sayılmış ve inceleme dışı bırakılmıştır.
3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın kasten insan öldürme ve mağdur …’ya yönelen kasten yaralama suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelikleri tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma kararına uyularak verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin takdire yönelen, müdahiller vekilinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle;
A) Sanığın, mağdur …’yı kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine dair hükmün ONANMASINA,
B-a) Öldürme suçu yönünden; sanığın, eşinin maktul tarafından … zamandır taciz edildiğini olaydan 10 gün önce öğrendiğini, eşinin de, bir buçuk yıl boyunca maktül tarafından telefonla ya da sokakta taciz edildiğini,
olaydan 20 gün kadar önce kendisine anlattığını, kendisinin de “İstanbul’da kadınların taciz edilmesinin normal olduğunu, olmazsa evi taşıyabileceklerini yada araya hatırlı birini koyarak maktülle konuşacağını eşine söylediğini ifade ettiği; olay günü maktülün evine giden sanığın, İSKİ çalışanı olduğunu söyleyerek kapıyı açtırıp içeri girdiği, evin salon kısmında baş başa görüşmeye başladıkları, sonrasında maktülün polisi aramak istemesi üzerine tabancasını çıkartıp ateş ederek maktülü öldürdüğü olayda;
Haksız hareketlerin ulaştığı boyut dikkate alınarak, haksız tahrik nedeniyle yapılacak indirimin hak ve nesafet kuralları, ceza adaletinin temini açısından makul bir düzeyde tutulması gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde üst sınırdan (2/3 oranında) indirim yapılarak eksik ceza tayini,
b) Mağdur …’ı kasten yaralama suçundan kurulan hükümde; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesi uyarınca değiştirilen 5271 sayılı CMK nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında; ceza miktarının üst sınırının 2 yıla çıkartılması, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlarla ilgili sınırlandırmanın da kaldırılması nedeniyle yerel mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması
C) Öldürme suçu yönünden; bozma nedeni dikkate alınarak; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9 maddesine göre, 765 sayılı Türk Ceza Yasası ile 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının olayla ilgili bütün hükümlerinin yargı denetimine olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve müdahiller vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 22.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.