Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/7003 E. 2011/7406 K. 01.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/7003
KARAR NO : 2011/7406
KARAR TARİHİ : 01.12.2011

TEBLİĞNAME : 1-B/09/145291
MAHKEMESİ : İZMİR Birinci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO :04.12.2008 186/648
SUÇ :Kasten öldürmekten

M.. B..’ı kasten öldürmekten sanık M.. B..’ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (İZMİR) Birinci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04.12.2008 gün ve 186/648 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Murat’ın, suçunun sübutu kabul, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin takdiri indirim maddesinin uygulanmasının yersizliğine; sanık müdafiinin eksik incelemeye, tahrikte indirim oranına vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1- Maktulün uyku halinde olması nedeniyle, “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda” bulunduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin TCK’nun 82/1-e maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Maktulün tahrik oluşturan haksız eyleminin ne olduğu hüküm yerinde tartışılmadan, sanığın cezasından TCK.nun 29.maddesi uyarınca indirim yapılması,
Kabule göre de, hükmün gerekçesinde sanığın suçu basit tahrik altında işlediğinin ifade edilmesine karşın, on iki yıl ile on sekiz yıl arasında ceza öngören TCK.nun 29. maddesinin uygulanması sırasında, bu ifadeyle çelişir şekilde cezanın 15 yıl olarak tayin edilmesi, suretiyle eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), Başkan Vekili ve Üye , suç vasfı
yönünden sanığın eyleminin kasten yaralama sonucu insan öldürmek suçunu oluşturduğundan TCK.nun 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile 01.12.2011 gününde karar verildi.

KARŞI OY ;

Suç tarihinde, sanığın maktulün boyun bölgesine bıçak ile bir kez vurmak suretiyle onu ilk aşamada tesbit olunan kesin doktor raporuna göre sağ orta juguler bölgede 1.5 cm.lik kesi oluşacak biçimde yaralamıştır. Mahkemece TCK 81/1, 29 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş olup, tarafların temyiz istemi üzerine dairemizce yapılan inceleme sırasında; maktulün uyku halinde olması nedeniyle, eylemin TCK 82/1-e, 29 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceğinden oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiş ise de, suç vasfı açısından çoğunluk görüşüne katılamamaktayız.
Taraflar akraba olup aralarında öldürmeyi gerekli kılacak derecede ayrıca bir husumet dosyaya yansımamıştır. Babaannesinin ilaçlarını götürmek için giden sanık, tesadüfen olay yerinde maktüle rastlamış bir gece önceki olay nedeniylede henüz kızgınlığı devam ettiğinden eline geçirdiği bıçağı maktule karşı bir kez kullanmıştır. Hatta, battaniye üzerinden batırdığı için, maktulün isteği ile ikinci bir bıçağı sanık getirmiş ve battaniyenin kesilmesi sağlanmıştır. Sanığın öldürme kastının olması halinde yaralı bulunan maktule karşı bu ikinci bıçağı kullanması ve neticeye ulaşması çok daha kolay iken, maktulün isteği ile evden uzaklaşması sağlanmıştır. Bu nedenlerle, sanığın öldürme kastı içinde hareket etmediği biranlık kızgınlık ile yaralama eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporuna görede, ölüm neticesinin; kişinin yaralanması sonrasında gelişmesi beklenebilir enfeksiyon ve komplikasyonlarından ileri geldiğinin saptanması karşısında, öldürme kastı tam olarak tesbit edilemeyen sanığın yaralama kastı ile hareket ettiği ve yaralanmanın nedenselliği neticesinde ölüm olayının gerçekleştiğinin kabulü ile eylemin TCK 87/4 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği kanaatindeyiz. Kaldı ki, maktulün olay sırasında
uyuduğu dosya kapsamına göre tam olarak tesbit edilememektedir. Babaanne Adile’nin beyanına göre, olay saatinden yaklaşık 10 dakika önce uyandırılan maktül, dışarı çıkmak amacıyle üzerine giyinmiş, ancak giyinik haliyle biraz daha yatmak istediğini belirterek tekrar yatağa uzanmış ise de, olay saatinden kısa bir süre önce uyanık olan kişinin, uyumuş olduğunu kabul etmekte mümkün olamıyacağı gibi, bu durumun şüphede kalması nedeniyle aleyhine kabul edilmesi de mümkün olamıyacağı cihetle ayrıca bu yönü ilede, çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.