YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/7853
KARAR NO : 2010/1723
KARAR TARİHİ : 23.03.2010
… ile …’ı aynı sebep ve kasıt altında öldürmekten sanık …, işbu suça yardımdan sanıklar … ile …’in bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: İrfan’ın hükümlülüğüne, … ile İsmail’in beraetlerine ilişkin (ÖDEMİŞ) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.10.2007 gün ve 113/422 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık … ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş, sanık duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen re’sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanığın duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Maktul …’nın eşi müdahil … vekilinin maktul …’ı öldürme suçundan açılan davaya katılma ve bu suçtan kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, vekilinin, anılan suç yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın, maktuller … ve …’ı öldürme suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık …’ın maktul …’yı kasten öldürme suçunun niteliği tayin, maktul …’yı öldürme suçu yönünden haksız tahrik ve takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar … ve İsmail’in maktul …’yı öldürme suçları yönünden, elde edilen delillerin hükümlülüklerine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, bozmaya uyularak verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan, müdahil vekilinin suç vasfına, tahrikin bulunmadığına, diğer sanıklar yönünden sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
A) Sanık … hakkında …’yı öldürme suçundan kurulan ve resen de temyize tabi olan mahkumiyet hükmü ile sanıklar … ve İsmail’in beraatlerine ilişkin hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi oybirliği ile ONANMASINA,
B) Sanık …’ın maktul …’ı öldürme suçu yönünden,
Dosya kapsamına göre; sanığın, gece saat 22.30 sularında, köy içinde
sokakta, av tüfeği ile kendisine 33 metre mesafede bulunan, husumetli olduğu maktul …’ya, hedef alarak çok sayıda ateş ettiği, kafa ve göğüs bölgesine aldığı isabetler sonucu …’nın öldüğü, (1) adet saçmanın da, atış yapılan yerden 51 metre uzaklıktaki evin köşesinden sekerek, sekme noktasından 26 metre mesafede, sanığın görüş alanı dışında sanığa göre kuzeydoğu yönünde sokakta yürümekte olan ve atış istikametinde olmayan maktul …’ın sırt bölgesine isabet ederek ölümüne sebep olduğu olayda,
Sanığın meydana gelen sonucu 5237 Sayılı TCK’nun 22/3. maddesi kapsamında öngördüğünün, ancak istenmediğinin kabulü ile, bilinçli taksirle öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK’nun 85/1, 22/3, 62. maddeleri uyarınca hüküm kurulması yerine, olayda “hedefte sapma” halinin olduğu kabul edilerek 5237 Sayılı TCK’nun 81, 29, 62. maddeleri uyarınca hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, resen de temyize tabi hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, Üye Hâkim … ve Üye Hâkim … …’ın, sanığın maktul …’a karşı eyleminin “olası kastla öldürme” suçunu oluşturduğu ve buna göre 5237 Sayılı TCK ile 765 Sayılı TCK hükümlerinin karşılaştırılarak lehe kanunun tespiti ve ona göre uygulama yapılması yönündeki karşı oyları ve oyçokluğu ile 23.03.2010 gününde karar verildi.
KARŞI OY:
Asıl hedef olan maktul … ile ilgili olarak sanığa 5237 sayılı TCK.nun 81, 29, 62. Maddeleri gereğince 15 sene hapis cezası verilmesine ilişkin kararın onanması ile ilgili olarak çoğunlukla aynı görüşteyiz.
Ancak; asıl hedef olmayan ikinci maktul …’ın ölümü ile ilgili olarak, sanığın “bilinçli taksirle öldürme suçundan, 85/1, 22/3. maddeleri ile cezalandırılması gerekir şeklindeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.
Şöyle ki;
Sanık ile birinci maktul … arasında daha önceden anlaşmazlık vardır. Olay günü mahalle arasında sanık ile maktul … karşılaşmışlar, maktul … sanığa küfür etmiş, sonra da 33 metre uzaklıktan 9’lu seri atış yapılan av tüfeği ile en az 7 el ateş etmiş, bunlardan 3 adedi maktul …’ya isabet etmiş, diğerleri maktul …’dan 18 metre uzaklıktaki binanın taş duvarına çarptıktan sonra, binadan 90 derece açı ile 26 metre uzaklıktaki
bulunan, o esnada mahalle içindeki yoldan geçmekte olan, ikinci maktul …’ın sırtına isabet etmiş, kurşun göğüs bölgesinde kalmış, …’ta bu şekilde ölmüştür.
Suç tarihi 29/10/2004 dür. 765 sayılı TCK.na göre düşünülürse, maktul …’ın ölümü ile ilgili olarak sanığa 765 sayılı TCK.nun 52.maddesi aracılığı ile 448, 51/1, 59, 81. Maddeleri gereği 15 sene 3 ay 26 gün hapis cezası verilecektir, oysa 52. Maddenin yeni ceza yasasında karşılığı yoktur. Sanık mahalle içinde halk arasında domdom tabir edilen kurşun atan seri av tüfeği ile en az 7 el ateş ettiğinde, bir kısım kurşunların mahalle içinde, yolda yürüyen, hatta evlerinde bulunan insanlara isabet edip, onların ölmesine, en azından yaralanmasına neden olacağını öngörmesi gerekir.
Böyle durumlarda sanık yada sanıklar, “ben neticenin meydana gelmemesini istememiştim” diyemez. En az 7 el ateş eden sanık, bir kısım kurşunların başkalarına isabet edeceğini öngörmüştür. Diğer bir deyişle olası (muhtemel) kasıtla hareket etmiştir. İkinci maktul …’ın ölümünün olası kastla oluştuğunu kabul ettiğimizde, sanık bu eyleminden dolayı haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Bu şekilde, sanığın en lehine olarak hesap yapıldığında 81, 21/2, 62. Maddeleri gereği, sanığa 16 sene 8 ay hapis cezası verilecektir. Oysa, mahkeme sanığa 81, 29, 62. Maddeleri gereği 15 sene hapis cezası verdiğine ve bu karar aleyhine temyiz olmadığına göre, maktul …’ın ölümü ile ilgili olarak sanığın, 5237 sayılı TCK.nun 81, 21/2, 62. Maddeleri ile 765 sayılı TCK.nun 52, 448, 51/1, 59, 81.maddelerinin karşılaştırılarak, CMUK.nun 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması kaydıyla en lehine olan kanun hükümleri gereğince cezalandırılmasına ve kararın bu sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.