YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/8297
KARAR NO : 2010/2138
KARAR TARİHİ : 07.04.2010
… ile …’yı bilinçli taksirle öldürmekten sanık …, işbu suça feri fail olarak katılmaktan sanık …’nin bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: sanık …’ın hükümlülüğüne, sanık …’ın beraatine ilişkin (…) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.02.2009 gün ve 5/34 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık … ve müdahiller vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın bilinçli taksirle iki kişinin ölümüne bir kişinin yaralanmasına sebep olma suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık … yönünden elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmdığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin sanığın beraat etmesi gerektiğine, TCK.nun 45/3 maddesinin uygulanamayacağına, 59. Maddenin uygulanması zorunluluğuna vesaireye yönelen, maktul …’dan müdahiller vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 07.04.2010 gününde sanık … yönünden verilen kararda oybirliği, sanık … yönünden verilen kararda Başkan Vekili …’in suçun olası kastla öldürme olacağına ilişkin karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
I – Olay:
Olay günü, “… …” dizisinin çekim asistanı olarak görevli ölen … ile çekimleri izlemeye giden sanık …’la çekim setinde tartışmışlardır. Aynı akşam bir düğünde rastlantı sonucu karşılaştıklarında, sanık ölene omuz atarak sataşmıştır. Olayın büyümesini önlemek amacıyla oradan aracına binerek uzaklaşmak isteyen ölene karşı sanık saldırısını sürdürmüştür. Sanığın önce otosuyla yolunu kapatmıştır. Bu nedenle aralarında tartışma yaşanmıştır. Ölenle sanığın kız arkadaşları araya girerek bu aşamadaki olayı önlemişlerdir. Bu aşamada, ölen … yönetimindeki araçla yanındaki arkadaşı … olduğu halde olay yerinden kaçarcasına uzaklaşarak …’a doğru yola çıkmışlardır. Bu olayların etkisinde olan sanığın yanında tanık …’da olduğu halde öleni korkutmak amacıyla, tehlikeli bir şekilde aracını izlemeye başlamıştır. … farları açık şekilde arkadan hızlı takip, yolda sıkıştırma, kural dışı solama, önüne geçince yavaşlama gibi eylemlerde bulunarak trafik güvenliğini ağır derecede tehlikeye sokmuş, ölenin aşırı korku yaşamasına neden olmuştur. Bu sırada ölen ve yanındaki tanığın panik içerisinde polis … telefonunu ve … ilçesindeki arkadaşlarını arayarak yardım istemişlerdir. Bu olayların en sonunda sanığın ölenin aracını önüne geçtikten sonra ani fren yaparak, kendisine çarpmamak için kendisini yanlış solamaya zorlaması sonucunda karşıdan gelen maktul …’ın aracı ile çarpıştığı, … ve … ölmüş, … yaralanmıştır.
II – Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nun 21. maddesinin birinci fıkrasında “kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi durumunda doğrudan kastın bulunduğuna, ikinci fıkrasında ise, suçun yasal tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğinin öngörülmesine karşın eylemin gerçekleştirilmesi durumunda olası kastın varlığına ilişkin iki ayrı tanıma yer verilmiştir.
TCK’nun 22. maddesinin ikinci fıkrasında taksiri, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık, dolayısıyla bir davranışın suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlandıktan sonra, üçüncü fıkrasında da, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksirin varlığına işaret edilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler yorumlanırken genel olarak şu görüşler ileri sürülebilir:
Yasa koyucu, 5237 sayılı TCK’nun 21. maddesinde kast ve olası kastı tanımlamıştır.
Failin açıkça bilerek ve isteyerek bir suçu gerçekleştirmek üzere eylemde bulunması durumunda doğrudan kast vardır.
Olası kastla işlenen suçlarda, neticenin öngörülmesi, göze alınması, meydana gelmesinin umursanmaması sözkonusudur. Başka bir anlatımla, sanık suçun gerçekleşmesi olasılığı bulunduğunu öngörmekte, ancak bunu umursamamakta, “olursa olsun” demektedir.
Taksirle işlenen suçlarda, fail dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmakta dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
Bilinçli taksirle işlenen suçlardaysa, fail tehlikeyi bilmekte ancak özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davranmakla birlikte neticenin meydana gelmeyeceğine güvenmektedir. Özellikle, olası kastla bilinçli taksirin ayrımının zorluğu dikkate alınarak denilebilir ki, olası kastla bilinçli taksir arasındaki en belirgin ayrıcı ölçüt, neticenin göze alınması, kabullenilmesi veya netice istenmemekle birlikte öngörülmüş olması noktasında düğümlenmektedir.
III.) Somut Olayın Değerlendirilmesi ve Sonuç:
Bu açıklamalar bağlamında somut olay değerlendirildiğinde:
Sanıkla ölen arasında olay günü gerçekleşen olaylar sonrasında husumet oluşmuştur. Ancak sanığın doğrudan öldürme ve yaralama kastıyla eylemde bulunduğu kesin olarak kanıtlanamamıştır. Sanık öleni korkutmak amacıyla aracıyla izlemiş, işlek bir yolda, yukarıda açıklandığı gibi trafik güvenliğini aşırı tehlikeye sokmuş, ölende yarattığı korku ve panik yaratmış, işlek bir yolda seyrederken kaza yapmaya zorlamıştır. Nitekim kendisinden kurtulmaya çalışan ölenin aracını önüne geçerek ani fren yapmış, ölenin kendisine çarpmamak için sola kaçması sonucu karşıdan gelen araçla çarpışmasına ve ölümüne neden olmuştur. Sanık, öleni trafikte ölümcül yanlışa zorlayarak, oluşan neticeyi öngörmüş ve göze almış, meydana gelmesini umursamamıştır. Sanığın bu durumda olası kastla öldürme eyleminden sorumlu olduğu açıktır. Suçun trafikte işlenmesi sanığın kastını değiştiren bir olgu olarak algılanması yerinde olmamıştır.
Bu nedenlerle, işlenen suçun bilinçli taksirle öldürme olduğuna ilişen yerel Mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluğu görüşüne karşıyım. …