YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/8776
KARAR NO : 2010/1382
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
…’ı uzuv tatili niteliğinde yaralamaktan sanık …’ın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (…) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.06.2009 gün ve 106/154 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin suç kastı bulunmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın kavga ortamında ele geçirdiği nacağın künt kısmı ile mağdur …’in kafasına vurması sonucu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu’nun 05.04.2004 tarih ve 2294 sayılı kararında, alın ortada saçlı deriden sol kaş bölgesine doğru uzanan 6×0,3 cm.lik ciltten hafif kabarık ve açık renkte nedbe, bu nedbe altında 3,5 cm. çapında defekt alanı saptandığı, frontal kemikte çökme kırığı, frontalde kontüzyon ve kraniektomi yapılmasına neden olan yaralanmasının mağdurun hayatını tehlikeye soktuğu ve 45 gün iş ve güçten kalmasına neden olduğu; … Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 07.03.2008 tarih ve 97 sayılı raporunda ise, hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte kırık nedeniyle mağdurun yaşamsal tehlike geçirdiği, yaralanmanın organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olmadığı, çehrede sabit … yönünden adı geçenin muayene edilmesi gerektiğinin belirtildiği olayda;
a) Mağdurun yaralanmasının, yüzünde sabit ize veya yüzünün sürekli değişikliğine neden olup olmadığı hususunda rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve eylemin 765 sayılı TCK.nun 456/2 maddesi kapsamında kalması halinde suçun işleniş biçimi, suçun
işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, zararın ağırlığı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi yerine eksik soruşturma sonucu 765 sayılı TCK.nun 456/3, 457/1, 59. maddeleri uyarınca yazılı şekilde karar verilmesi;
b) Dosya içeriğine göre; kimin başlattığı tespit edilemeyen kavgaya mağdur …’in, babası …’nın yanında katıldığının sanık …’ın savunması ve tanıklar … . ile … .’ın anlatımlarından anlaşılması karşısında, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi;
c) Kabule göre de; mağdurun yaralanmasının duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine veya yüzünün sürekli değişikliğine neden olmadığının tespiti halinde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.na göre hüküm kurulması halinde sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı bir defa cezalandırılması ve 5237 sayılı yasanın 86/1,86/3-e, 87/1-son maddelerinin tatbiki ile uygulama yapılması ile yetinilmesi gerektiği, bu şekilde belirlenecek ceza üzerinden uygulama yeri bulunmayan ve bu maddelere atıfta yapmayan kırık nedeniyle (87/3 maddesi ile) bir kez daha artırım yapılamayacağı gözetilerek lehe yasa karşılaştırmasının buna göre yapılması gerektiği düşünülmeksizin; gerekçede lehe yasa karşılaştırması yapılırken 86/1, 86/3, 87/1 maddeleri uyarınca belirlenecek 5 yıl hapis cezası üzerinden kırık nedeniyle cezanın 1/2 oranında artırılacağı ve bu durumda ise 765 sayılı TCK.na göre kurulan hükmün sanık lehine olduğundan söz edilerek yazılı şekilde karar verilmesi;
Yasaya aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (BOZULMASINA), 09.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.