Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2010/2613 E. 2010/3802 K. 25.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/2613
KARAR NO : 2010/3802
KARAR TARİHİ : 25.05.2010

…’ı kasten öldürmekten sanık …’nin yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (…) Onbirinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.06.2007 gün ve 213/269 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1-)Sanık hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan zamanaşımı süresi içerisinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
2-)Dosya içeriğine, toplanan kanıtlara ve gösterilen gerekçeye göre; kasten insan öldürmeye yardım etme suçundan hakkında beraat kararı verilen sanık …’un, asker arkadaşı olan maktulün oğlu şikayetçi …’i telefonla arayarak, kendisinde yüklü miktarda altın olduğunu ve paraya çevirmek istediğini belirtip bu konuda yardımcı olmasını istemesi üzerine, …’in konuyu ilettiği babası Salim’in, arkadaşı tanık …’i ikna ederek birlikte …’nden Torbalı’ya gelerek, sanık … ve … diye tanıştırılan kişi ile görüştükleri ve numune altın aldıktan sonra geri döndükleri, bir süre sonra sanıkların tekrar maktulü araması üzerine ise, bu kez maktul ile birlikte tanıklar … ve …’ın Torbalı’ya gelerek sanıklarla buluştukları, olay günü saat 10.00 sıralarında tanık …’in alacakları altın karşılığında ödeme yapmak üzere bankadan para çektiği, sanıkların ise altınların yanlarında değil üçüncü bir şahısta evde bulunduğunu belirtmeleri üzerine, sanık … ile maktulün arkadaşı tanık …’ın Torbalı garajında kaldıkları, maktul ile tanık …’in ise … diye tanıştırılan kişi ile birlikte belirtilen yere gittikleri, … olarak tanıştırılan kişinin kısa bir süre ayrıldıktan sonra yanında kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve hakkındaki soruşturma evrakı ayrılan kişi ile birlikte tekrar aracın yanına gelerek, arkadaşının parayı görmek istediğini söyleyerek parayı istemesi üzerine, tanık …’in parayı gösterdiği ancak saymalarına izin vermediği, paranın bankadan yeni çekildiğini belirten maktulün tepki göstermesi üzerine, … olarak tanıştırılan kişinin tabancasını çekerek yakın mesafeden aracın şoför mahallinde bulunan maktule birden çok el ateş etmesi sonucu, aracını hareket ettiren ve oradaki bir ot yığınına çarpan maktulün, baş bölgesinden isabet alarak öldüğü, arka koltukta bulunan tanık …’in ise üzerindeki tabancasını çekerek sanığa karşılık vermeye çalıştığı, ancak yaşadığı panik ortamında ateş edemediği olayda;
Tanık … ile birlikte Torbalı garajında beklemekte iken, olaydan hemen sonra saat 10.40 sıralarında cep telefonu ile aranması üzerine oradan hemen uzaklaşan sanık …’un telefon kayıtlarının incelenmesinde, arayan numaranın sanık …’in kardeşi ….. adına kayıtlı olduğunun anlaşılması;
Olay günü 155 polis … telefonuna yapılan isimsiz iki adet ihbarda, …. Mahallesindeki öğrenci yurdu arkasında bir kişinin yaralandığının ve ….. plakalı kırmızı renkli bir aracın olay yerinden uzaklaştığının belirtilmesi üzerine, yapılan araştırmada bu aracın … … adına kayıtlı iken sanık …’in kardeşi Mehmet Şerif tarafından vekaleten 25/07/2005 tarihinde …..’ye satıldığının, tanık …..in anlatımından ise 26/07/2005 tarihinde bu aracın halen…… tarafından kullanıldığının anlaşılması;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15/04/2008 tarih ve 2008/6-70-84 sayılı kararında açıklandığı üzere; suç ve teşhis işleminin yapıldığı tarihte teşhise ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmadığı, teşhise ilişkin düzenlemenin ilk kez 02/06/2007 tarih ve 5681 sayılı Yasanın 5. Maddesiyle 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Yasasının Ek-6 maddesinde yapılan değişiklikte mevzuatımıza girdiği de gözetilerek; 10/04/2006 gün Torbalı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gelen ve ismini vermek istemeyen bir kişinin, olayın faillerinden birinin Torbalı’da ikamet eden … olduğunu bildirmesi üzerine, adıgeçen kişinin temin edilen fotoğrafı üzerinde tanıklar … ve …’a 05/06/2006 tarihinde ….. Asayiş Büro Amirliğinde yaptırılan teşhis işleminde, … olarak bildikleri ve adının … olduğunu öğrendikleri kişiyi fotoğrafından kesin olarak teşhis ettiklerini belirtmeleri; her ne kadar Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde talimatla alınan ifadelerinde ve bizzat mahkemesine giderek duruşmada verdikleri ifadelerinde, dosya içeriğiyle uyuşmayacak şekilde ilk teşhis ve beyanlarından dönerek kesin teşhiste bulunmayıp, … olarak bildikleri kişiye sanığın benzediğini belirtmiş iseler de, talimatla alınan ifadelerinde sanık yakınları tarafından tehdit edildiklerini belirtmeleri karşısında, adıgeçen tanıkların davanın seyrini değiştirmeye yönelik olmak üzere açıkça baskı altına alındıklarının ve fotoğraf üzerinden yaptırılan teşhis işleminin oluşa uygun olup itibar edilmesi gerektiğinin anlaşılması;
Sanık savunmalarında cep telefonu taşımadığını belirttiği halde, sanık …’un kullandığı telefon kayıtlarının incelenmesinde; sanık … adına kayıtlı telefon hattının mevcut olması ve bu telefon hattı kullanılarak sanık … ile olay öncesi tarihlerde bir çok kez görüşme yapıldığının anlaşılması, birlikte pazarcılık yaptığı ve yanında kaldığını belirttiği …’in evinin olay yerine yaklaşık 200 metre mesafede bulunduğunun belirlenmesi;
Sanık …’un Torbalı Cumuhriyet Savcılığındaki savunmasında; aslen …’li olduğunu bildiği ve tarla işlerinde çalışırken adıgeçen kişiyi … olarak tanıdığını belirtmesi, …’un akrabası olduğunu belirten sanık …’in ise aslen …’li olup tarım işçisi olması;
Hususları ve dosyadaki tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, sanık …’in üzerine atılı suçun sübut bulduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde ve gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığından, delil yetersizliği nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönüyle bozma öneren tebliğnamedeki düşünce benimsenmemiştir.
3-)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın kasten insan öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı incelemede sübuta ve eksik incelemeye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, resen de temyize tabi bulunan hükmün (ONANMASINA), 25/05/2010 gününde oybirliği karar verildi.

25/05/2010 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı …’nun huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafiileri avukatlar … ile ….’un yokluklarında 27/05/2010 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.