Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2010/2724 E. 2010/3795 K. 25.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/2724
KARAR NO : 2010/3795
KARAR TARİHİ : 25.05.2010

…’i kasten öldürmekten sanıklar … ile …, adıgeçen sanıkları öldürmeye teşebbüsten, …’ı yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık …’ın yapılan yargılanmaları sonunda: … ile …’in hükümlülüklerine, …’ın beraatine ilişkin (…) Dokuzuncu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21/10/2008 gün ve 331/319 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi C.Savcısı, sanıklar … ile … müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş, sanıklar müdafii duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanıklar hakkında duruşmalı, müdahillerin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA

1-)Katılan …’nin, sanık …’nın 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçuna ilişkin davaya katılma ve bu suçtan kurulan hükmü temyiz etme hak ve yetkisi olmadığından, bu suçtan kurulan hükme yönelen temyiz isteminin CMUK.nun 317 maddesi nedeniyle reddine,
2-)Sanık … hakkında kasten insan öldürmeye azmettirme, kasten insan öldürmeye teşebbüse azmettirme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve yaralama suçlarından kurulan beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde; elde edilen delillerin mahkumiyetine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, O Yer Cumhuriyet Savcısının sanık …’nın cezalandırılması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık hakkında kurulan beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (ONANMASINA),
3-)Sanıklar…. ve … hakkında kasten insan öldürme suçlarından kurulan hükümlerde;
a)Aynı eylemlerden yargılanıp, mahkum olan sanıklar … ile … arasında savunma açısından çıkar çatışması bulunduğu, bu nedenle sanıkların aynı vekillerle temsili usulüne aykırı olduğu anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 20/10/2009 gün ve 85/242 sayılı kararı da dikkate alınarak, her bir sanık için ayrı müdafii atanması gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle, CMK.nun 152 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 38/b maddelerine aykırı davranılması,
b)Sanıklar hakkında maktul …’i yasal savunma altında öldürme suçundan 5237 sayılı TCK.nun 81,25/1 maddelerinin uygulanması istemiyle kamu davası açıldığı, O Yer Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasında da sanıkların 5237 sayılı TCK.nun 81,25/1 maddelerinin uygulanması suretiyle beraatlerinin talep edildiği anlaşılmakla, sanıklar … ve …’e TCK.nun 25/1 maddesinin uygulanmama ihtimaline dayalı olarak ek savunma hakkı tanınmadan, 5237 sayılı TCK.nun 81,29,53 maddeleri ile hüküm kurularak, savunma haklarının kısıtlanması suretiyle CMK.nun 226 maddesine aykırı davranılması,
Usul ve Yasaya aykırı olup, sanıklar … ve … müdafiileri ile katılan-mağdur … ve katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenlerle, sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (BOZULMASINA), 25/05/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

25/05/2010 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı …’nun huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanıklar … ile … müdafii avukat….ın yokluğunda 27/05/2010 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.