YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/381
KARAR NO : 2011/8320
KARAR TARİHİ : 23.12.2011
TEBLİĞNAME : 1-B/2009/285052
…’ı kasten öldürmeye teşebbüsten sanık …’ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne, diğer suçtan açılan kamu davasının TCK.nun 74/4 ve CMK.nun 223/8.maddesi uyarınca düşürülmesine ilişkin (…) Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 23/06/2009 gün ve 439/233 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1) Sanık …’in mağdur … ile tartışıp kavga ettiği sırada Halil’e doğru bıçakla saldırdığı, bu sırada kardeşi …’ı bıçakla sağ kol bölgesinden yaraladığı olayda, sanığın asıl hedefi olan mağdur …’e bıçak salladığı sırada yanında bulunan kardeşi …’ın da isabet alıp yaralanabileceği veya ölebileceğini öngörmesine rağmen eylemine devam ederek mağdur …’ı yaraladığı olayda sanığın eyleminin olası kastla yaralama suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırlması gerektiği gözetilmeksizin eyleminin taksirle yaralama olarak nitelendirilerek yazılı şekilde düşme kararı verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, cezayı azaltıcı tahrik ve takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçeler ile kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde, bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin meşru müdafaa koşullarının varlığına, 5237 sayılı yasanın 27/2.maddesinin uygulanması gerektiğine, eksik incelemeye teşebbüs ve tahrik nedeniyle yapılan indirimin az olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
A-Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan verilen düşme kararının tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
B-Sanığın öldürmeye teşebbüs suçu yönünden;
Katılan …’in 01.01.1991 doğumlu olup, suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve 5237 sayılı TCK.nun 6/1-b maddesine göre çocuk olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 82/1-e maddesi ile temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin aynı kanunun 81/1.maddesi esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sanık hakkında kurulan hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığından CMUK.nun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, hükmün tebliğnamedeki düşünce aykırı olarak (BOZULMASINA), 23/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.