YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/4604
KARAR NO : 2011/398
KARAR TARİHİ : 02.02.2011
TEBLİĞNAME : 1-B/2010/154509
…’i tasarlayarak öldürmekten, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaktan sanıklar …, … ile …, işbu öldürme suçuna yardımdan sanık …’un bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine, diğer sanık …’ın beraatine ilişkin (…) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06/05/2010 gün ve 284/126 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş, sanık … müdafii duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen re’sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; sanık … hakkında duruşmalı, diğer sanıkların ve müdahillerin temyizleri hakkında kararda açıklanan nedenle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1) Müdahillerin yasal hakkı bulunmadığından, müdahiller vekilinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK’nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar …, …,…’nin suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, sanıklar …, …,… yönündn cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı, sanık … yönünden takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık … hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece gerekçeleri gösterilerek takdir kılınmış ve beraatine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin bir sebebe dayanmayan, sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede, sübuta, suç kastının bulunmadığına, tasarlamanın şartlarının oluşmadığına vesaireye yönelen, müdahiller vekilinin, sanık … yönünden sübuta ilişen, diğer sanıklar yönünden bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, kısmen re’sen de temyize tâbi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki
…/…
TEBLİĞNAME : 1-B/2010/154509
düşünce gibi ONANMASINA, sanık … hakkında verilen ceza miktarına ve tutuklulukta geçen süreye göre sanık müdafiinin tahliye isteminin reddine; 02/02/2011 gününde sanık … için suça iştirak iradesi kuşkulu kaldığından beraati gerektiğine yönelik sayın Üye …’in karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi.
(K.M.)
KARŞI GÖRÜŞ:
Sanıklar …, …,…’yi birlikte tasarlayarak öldürmelerine ilişkin verilen karara ilişkin bir anlaşmazlık yoktur.
Anlaşmazlık sanık …’nin işlenen suça katılıp katılmadığına ilişkindir.
Yerel Mahkeme, sanık …’nin diğer sanıkların işlediği öldürme suçuna yardım eden olarak cezalandırılmasına aynen şu gerekçeyle karar vermiştir: “Sanık …’un savunmalarında sanıkların …’i öldürmek için çağırdıklarını bilmediğinden …’in randevu yerine gelmesini temin ettiğini ileri sürmüşse de sanık …, … ve …’in tevilli ikrarını içeren savunmaları ve telefon kayıtları, sanığın bu savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğunu, sanıkların …’i öldürme eylemini gerçekleştirmek için ilk randevuya yalnız gelmeyen maktulün; ikinci randevuyu verirken yalnız gelmesini temin ettiği ve böylece sanıkların …’i öldürmelerine, suçun işlenmesinden önce yardım ettiği subut bulmuştur. Sanık …’un ise sanıkların tasarlayarak öldürdükleri …’in öldürülmesine suçun işlenmesinden önce yardım ettiği sübut bulduğundan TCK’nun 82/1 ve 39/1-c maddeleri gereğince takdiren asgari hadden cezalandırılmasına karar verilmelidir .”
Suça katılma (iştirak) hükümlerinin düzenlemesinde, ikili sistemini benimseyen yeni TCK’nu yasalarda tanımlanan suçun unsurlarını bizzat gerçekleştirenlerin (eylem üzerinde hâkimiyet kuranların) fail olabileceği ilkesine yer vermiştir. Bu bağlamda eylemi bizzat gerçekleştirenlerle (TCK.m. 37), eylem üzerinde egemenlik kurmadan suçun işlenmesine katkıda bulunanların cezalandırılmasına ilişkin suça katılma hükümlerini ayrıca düzenlemiştir, ( m. 40). Bu düzenlemeye göre, yasalarda tanımlanan suçun icra hareketlerini gerçekleştirenler fail, suçun icra hareketlerine doğrudan katılmadan suçun işlenmesinde ekin olanlar, yardım eden (m. 39) olarak cezalandırılmaları hükmüne yer vermiştir.
…/…
TEBLİĞNAME : 1-B/2010/154509
Yeni Türk Ceza Yasası, failliği “suçun kanuni tanımda yer alan fiili birlikte gerçekleştirenden kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur” (TCK. m.37/1) şeklinde tanımlamıştır. Öte yandan, eylem üzerinde etkinlik kurmamakla birlikte suçun işlenmesinde belirli koşullara bağlı olarak rol alanların, “yardım edenin” (m. 39) asli fail gibi değil, durumlarına uyan özel düzenlemelere göre cezalandırılacaklarını öngörmüştür.
Ayrıca Ceza Yasasında: “Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır”, (m. 40/1) hükmüyle bağlılık kuralına yer vermiştir. Buna nedenledir ki, eylem üzerinde egemen olmayan (hâkimiyet kurmayan), yardım eden (m. 39) gibi suç ortakları cezalandırılabilmektedir.
Bu açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Sanık … “öldürüleni olay yerine çağırdığını kabul etmekle birlikte, öldürüleceği konusunda bilgisi olmadığını, bir hukuku anlaşmazlık konusunda konuşulacağının kendisine söylendiğini, hatta sanıklar biriyle gönül ilişkisi bulunduğundan, O’nun kendisine yanlış yapmayacağını düşündüğünü” belirtmiştir.
Suçu birlikte işleyen sanıkların hiçbirinin sanık …’nin öldürme eyleminden haberdar olduğunu söylemedikleri gibi aksine açıklamalarda bulunmuşlardır.
Sanık … yönünden kanıtlanan eylem öldürüleni hukuksal bir anlaşmazlığın konuşulması için diğer sanıklarla buluşturduğu kanıtlanmış olmakla birlikte, öldürme eylemine katılma iradesinin varlığı konusunda savunmasının aksini gösteren hiçbir kanıt yoktur. Sanık cezalandırılırken, savunmamın karşıtının kanıtlanması ve kuşkudan sanık yararlanır ilkesi çiğnenmiştir.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı Sanık … yönünden öldürme suçuna katıldığı yolundaki cezalandırılma kararının bozulmasına karar verilmesi görüşünde olduğumdan, anılan kararın onanması yolundaki Sayın Çoğunluk görüşüne katılmadım.02/02/2011
02/02/2011 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı
…/…
TEBLİĞNAME : 1-B/2010/154509
…’nun huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat M…. ‘un yokluğunda 03/02/2011 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.
…