Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2010/5411 E. 2010/7407 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/5411
KARAR NO : 2010/7407
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

TEBLİĞNAME : 1-B/201/231982

Görevli polis memuru …’i olası kastla öldürmeye teşebbüsten sanık …’ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne, kamu malına zarar verme ve direnme suçlarından beraatine ilişkin (…) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.02.2009 gün ve 117/36 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi C.Savcısı ile sanık müdafii taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Toplanan deliller karar yerinde incelenip,sanığın katılana karşı eyleminin sübutu kabul,takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçeler ile reddedilmiş, sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan yasal unsurların gerçekleşmediği kanaatiyle beraat kararı verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin suç vasfına, Cumhuriyet Savcısının sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
A)Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
B)Sanık …’ın katılan …’a karşı yaralama eylemi yönünden;
Olay tarihinde sanığın arkadaşları ile birlikte alkol aldıktan sonra babasına ait araç ile birlikte gezmeye başladıkları, gece saat 03:45 sıralarında aralarında katılanın da bulunduğu resmi üniformalı görevli polis memurlarının uygulama yaptığı sırada, sanığın kullandığı araç ile uygulama noktasına hızlı şekilde girdiği ve alkollü olması nedeniyle uyarılara rağmen durmayarak kaçtığı, bunun üzerine katılanın yanında görevli arkadaşı tanık … ile birlikte resmi ekip aracı ile sanığın kullandığı aracı takip etmeye başladıkları, yapılan anons ve uyarılara rağmen sanığın araç ile kaçmaya devam ettiği, yol üzerinde karşı istikamete dönüş yapmak istediği sırada katılanın ekip aracı ile sanığın aracına arkadan çarpması üzerine sanığın aracının durduğu, katılanın ekip aracından inerek, sanığın tekrar kaçmasını engellemek amacı ile açık olan sol kapı
TEBLİĞNAME : 1-B/201/231982
camından uzanarak sanığın kullandığı aracın kontak anahtarını almaya çalıştığı sırada, sanığın aracı hareket ettirmesi üzerine katılanın sol kapıda asılı kaldığı, sanığın aracı hızlı şekilde kullanmaya başlayarak katılanın düşmesi için aracı ile zik zak çizdiği ve katılanı ittirdiği, katılanın sol eli ile direksiyon ve kapıdan tutunmaya çalıştığı, araç içerisinde bulunan sanığın arkadaşlarının da düşmemesi için arka camdan katılanı tuttukları, ayrıca sanığa durmasını söyledikleri, yaptıkları uyarılara rağmen sanığın aracı hızlı şekilde kullanmaya devam ettiği, tanık beyanlarına göre sanığın aracı 90-100 km süratle kullandığı, katılanın bu şekilde yaklaşık 2-2,5 km sürüklendiği, katılanın düşmemesi üzerine sanığın aynı yönden sol şeritten giden bir aracın sağına yanaşarak aracın sağından geçerken araca fazla yaklaşmak suretiyle katılanın iki araç arasında sıkışmasını sağlayarak düşmesine neden olduğu, katılanın skapula korpus, humerus diafiz, sol iç malleol ve 5. parmak distal falanks kırıkları ile sağda pnömotoraks oluşacak, kırıkların hayati fonksiyonlara etkisi ağır (5.) derecede olacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye teşebbüs olduğu ve kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs suçundan TCK 82/1-g, 35 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, TCK 82/1-g, 21/2, 35/2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilerek eksik ceza tayini,
B)Kabule göre de;
a)Olası kastla işlenen suçlarda failin neticeden sorumlu olması gerektiğinden sanığın eyleminin,olası kastla kasten yaralama suçunu oluşturduğunun düşünülmemesi,
b)Katılandaki yaralanma dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK.nun 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında, zararın ağırlığına göre alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini yerine 9 yıl hapis cezası verilerek eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün, tebliğnamedeki düşünceden farklı gerekçe ile (BOZULMASINA), bozma nedenine ve tutuklulukta geçen süreye göre sanık müdafiinin tahliye isteminin reddine,11/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.