YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2977
KARAR NO : 2011/7786
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
TEBLİĞNAME : 1-B/2010/334086
…’ı kangütme saikiyle öldürmeye teşebbüsten, …, …, …, … ile …’ü kasten yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanıklar …, … ile …’ın yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (BAKIRKÖY) Beşinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.05.2010 gün ve 112/126 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi C.Savcısı, sanıklar müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş, sanık … müdafii duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık … hakkında duruşmalı, diğer sanıklar, müdahiller ve C.Savcısının temyizleri üzerine incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Dosya kapsamına göre, kardeş olan sanıklar … ve … ile sanık …’un amca çocukları olduğu, olaydan yaklaşık altı ay önce sanıklar … ve …’ın kızkardeşi Kübra’nın, mağdur … ‘in yeğeni tarafından kaçırıldığı, ancak bu olay nedeniyle savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, aynı gün sanıklar … ve …’ın babası … ile sanık …’un babası …’ın, mağdur … ‘in kardeşi … ve amcası …’le girdiği silahlı çatışma sonucu öldürüldüğü, bu olayla ilgili soruşturmanın olay tarihi itibarıyla devam ettiği, bu sebeplerle aileler arasında düşmanlık oluştuğu, sanıkların mağdur … ‘i öldürmeye karar verdikleri, oturduğu evi tespit edip, gidebileceği yerleri araştırdıkları, olay günü sanıklar … ve …’da tabanca, sanık …’ta ise 6136 sayılı Kanun kapsamında kalan bıçak olduğu halde mağdur … ‘in evinin civarına geldikleri, kendi evinden kardeşinin evine … ziyareti için gelmekte olan mağdur … ‘i, yanındaki nişanlısı ve yakını olan diğer mağdurlarla birlikte, birbirlerine yakın aralıklarla sokakta yürürken görmeleri üzerine, sanık …’in mağdurları hedef alarak tabancasıyla ateş etmeye başladığı, sanıklar … ve …’un ise olay anında mağdurlara karşı herhangi bir aktif davranışda bulunmadıkları, açılan ateş sonucu mağdur … ‘in çene ve sol omuz bölgesinden aldığı iki isabetle hayati tehlike geçirecek; mağdur …’nin sol bacak, mağdur …’in sağ kol, mağdur …’nin sağ bacak, mağdur …’in sol ayak, mağdur …’nın ise sağ ayak bölgesinden birer isabetle hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaralandıkları, ardından her üç sanığın olay yerinden birlikte kaçtıkları olayda,
Sanıklarla mağdur … arasındaki düşmanlığın varlığı, tüm mağdurlara karşı hedef alınan vücut bölgelerinin yeri dikkate alındığında, mahkemenin, mağdur … ‘e karşı gerçekleştirilen eylemleri “öldürmeye teşebbüs”; diğer mağdurlara karşı gerçekleştirilen eylemleri ise “kasten yaralama” suçu olarak nitelendirmesinde ve sanıklar … ve …’un, sanık …’in TCK’nun 37. maddesi uyarınca “fail” olarak işlediği suçlara, suçun işlenmesinden önce ve işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icralarını kolaylaştırdıkları gerekçesiyle, TCK’nun 39. maddesi uyarınca “yardım eden” sıfatıyla katıldıklarının kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamenin, mağdurlar …, …, …, … ve …’ye karşı eylemlerin “olası kastla öldürmeye teşebbüs” suçu olarak nitelendirilmesi ve sanıklar … ve …’un TCK’nun 37. maddesi uyarınca tüm suçlardan “fail” olarak cezalandırılmaları gerektiğine ilişkin bozma öneren düşünceleri benimsenmemiştir.
2- Sanık …’in, tabancayla ateş ederek sol omuz ve çene bölgesinden vurduğu mağduru, üçüncü derece kemik kırığına, çene fonksiyonlarında sürekli zayıflamaya, yüzde sabit ize hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaralayarak öldürmeye teşebbüs etmesi sonucu, teşebbüs nedeniyle 13 ile 20 yıl aralığında hapis cezası öngören TCK’nun 35. maddesinin uygulanması sırasında, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, üst sınıra yakın bir ceza yerine, yazılı şekilde 15 yıl hapis cezasına hükmetmek suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar …, … ve …’un “tasarlayarak ve kangütme saikiyle öldürmeye teşebbüs”, “kasten yaralama” ve “6136 sayılı Kanuna Muhalefet” suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedeninin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri ve bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin, sanıklar … ve … yönünden sübuta, sanık … yönünden temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede, suçun niteliğine, haksız tahrikin varlığına, müdahiller … ve “çocuk” mağdur …’nın yasal temsilcisi müdahil … vekilinin sanıklar … ve …’un “fail” olarak cezalandırılmaları gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
A) Sanık …’in “mağdur … ‘i tasarlayarak ve kangütme saikiyle öldürmeye teşebbüs”, “mağdurlar …, …, …, … ve …’yi kasten yaralama” ve “6136 sayılı Kanuna Muhalefet”; sanıklar … ve …’un “mağdurlar …, …, …, … ve …’yi yaralamaya yardım” ve “6136 sayılı Kanuna Muhalefet” suçları yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerinin, tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
B) Sanıklar … ve …’un “mağdur … ‘i tasarlayarak ve kangütme saikiyle öldürmeye teşebbüs suçuna yardım” suçları yönünden,
Sanık …’in, tabancayla ateş ederek sol omuz ve çene bölgesinden tabanca ile vurduğu mağduru, üçüncü derece kemik kırığına, çene fonksiyonlarında sürekli zayıflamaya, yüzde sabit ize, hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaralayarak öldürmeye teşebbüs ettiği, sanıklar … ve …’un da bu suça “yardım eden” sıfatıyla katıldıkları olayda, teşebbüs nedeniyle 13 ile 20 yıl aralığında hapis cezası öngören TCK’nun 35. maddesinin uygulanması sırasında, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, üst sınıra yakın bir ceza yerine, yazılı şekilde 15 yıl hapis cezasına hükmetmek suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükümleri tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 13.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
13.12.2011 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı …’nun huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …’ın yokluğunda 15.12.2011 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.