Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2013/3484 E. 2013/7572 K. 09.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3484
KARAR NO : 2013/7572
KARAR TARİHİ : 09.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kardeşini öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, 6136 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : 1- Sanık … hakkında;
a) 5237 sayılı TCK.nun 82/1-d, 35, 53 maddeleri uyarınca 15 yıl hapis,
b) TCK.nun 86/1, 86/3-a-e, 87/3, 53 maddeleri uyarınca 6 yıl 9 ay hapis,
c) TCK.nun 86/1, 86/3-e, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 28 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına
2- Sanık … hakkında; 5237 sayılı TCK.nun 86/1, 62, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3-Sanık … hakkında;
a) TCK.nun 86/1, 86/3-a-e, 29, 62 maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis,
b) 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK.nun 62, 54 maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Sanık … müdafiinin yasal süreden sonra yaptığı duruşmalı inceleme isteminin CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2-a) Sanık … hakkında mağdur …’ı kasten silahla yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına karar verilmemiş ise de, bu husus mahkumiyetin yasal sonucu olup infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görüldüğünden,
b) Sanıklar … ve … hakkında mağdur …’ı kasten silahla yaralama suçundan kurulan hükümler yönünden;
Sanıklar hakkında koşulları bulunduğu halde, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması yasaya aykırı ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından,
c) Sanık … hakkında mağdur kardeşi …’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan hüküm yönünden;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; olay tarihinde sanığın tabancası ile ateş ederek göğüs, batın, el ve kalça bölgelerinden, dalak, …, böbrek, diyafragma, ince bağırsak ve rektumda harabiyet oluşturacak, splenektomi (dalak alınması) ve nefrektomi (böbrek alınması) nedeniyle iki organ yönünden sürekli işlev kaybına ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde mağduru beş isabetle yaraladığı olayda, tehlike ve zararın ağırlığı birlikte dikkate alınarak, 5237 sayılı Yasanın 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören 35. maddesinin uygulanması sırasında üst sınırdan ceza verilmesi yerine, cezanın 15 yıl olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, bozmadan önce sanığa 15 yıl ceza verilmesi ve CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanık lehine kazanılmış hak oluşması karşısında sonuca etkili görülmediğinden,
Bozma nedeni yapılmamıştır.
3- Sanık … hakkında mağdur kardeşi …’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten, mağdur kardeşi …’ı ve mağdur …’ı kasten silahla yaralama suçlarından, sanık … hakkında mağdur kardeşi …’ı kasten silahla yaralama, sanık … hakkında mağdur …’ı kasten silahla yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın mağdur …’ı öldürmeye teşebbüs ve mağdurlar … ve …’ı yaralama, sanıklar … ve …’ın yaralama suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, sanık … yönünden takdire ve tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi, sanık … yönünden takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği, sanık … yönünden cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde eleştiri, düzeltme ve bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin savunma haklarının kısıtlandığına, eksik incelemeye, sübuta, meşru savunmaya, haksız tahrikin varlığına yönelen, sanık … müdafiinin usule, eksik incelemeye, sübuta ilişen, sanık … müdafiinin meşru savunmaya yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
A) Sanık … hakkında mağdur kardeşi …’ı kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan hüküm yönünden;
Sanık …’ın belli haklardan yoksun bırakılmasına dair uygulama yapılırken TCK’nın 53/1-c maddesindeki hakları kullanmaktan aynı yasanın 53/2. maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkisini sadece kendi alt soyu üzerinde kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, CMUK’nun 322. maddesinin tanıdığı yetkiye dayanılarak; TCK’nın 53. maddesinin uygulandığı bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, “sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53/l-a,b,c,d,e maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan aynı yasanın 53/2. maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından getirilen kısıtlamanın ise 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca şartla salıverilme tarihine kadar geçerli olduğunun hüküm fıkrasının mahsus bölümüne eklenmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN ve resen de temyize tabi bulunan hüküm ile sanık … hakkında mağdur …’ı kasten silahla yaralama suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
B-a) Sanık … hakkında mağdurlar … ve …’ı yaralama suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurularak 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza miktarlarında isabetsizlik görülmemiş ise de; 5237 sayılı TCK’nın 87/3. maddesinde 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunla yapılan ve 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik nedeniyle, mağdurlarda meydana gelen kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarında oluşturduğu etkiler dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 87/3. maddesinin değişiklik öncesi ve sonrası ilgili tüm hükümlerinin denetime olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, lehe yasanın belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiği gözetilmeksizin, 5560 sayılı Kanunla değişiklikten önceki TCK’nın 87/3. maddesi yasal olmayan gerekçe ile hatalı yorumlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanık … hakkında mağdur …’ı yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden;
Dosya kapsamına göre; mağdur …’ın tabancasının kabzesi ile yüz bölgesine vurarak basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığına neden olacak şekilde sanığın babası …’ı yaraladığı, …’ın telefonla çağırması üzerine olay yerine gelen …’ın ise mağduru yaraladığı olayda; verilen cezada TCK’nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle sanık lehine makul oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanık … hakkında mağdurlar … ve …’ı yaralama, sanık … hakkında mağdur …’ı yaralama suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Sanıkların belli haklardan yoksun bırakılmalarına dair uygulama yapılırken TCK’nın 53/1-c maddesindeki hakları kullanmaktan aynı yasanın 53/2. maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkisini sadece kendi alt soyları üzerinde kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi,
d) Sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanıklar … ve …’ın aşamalardaki beyanlarında, olay tarihinde kullanılan tabancaların her ikisinin de sanık …’a ait olduğunu belirtmeleri, her iki tabancanın da sanık …’ta ele geçmesi, … … Polis Laboratuarı Müdürlüğü’nün düzenlediği 26.04.2006 tarihli ekspertiz raporunda suç tarihinden önce 02.02.2006, 06.03.2006 ve 25.03.2006 tarihli olaylarda adli emanetin 2006/4962 ve 2006/5871 nolu sıralarında kayıtlı suça konu Browning ve Baretta marka tabancaların her ikisinin de sanık … tarafından kullanıldığının anlaşılması karşısında, suçta kullanılan tabancaların sanık …’a ait olduğuna ilişkin her türlü kuşkudan uzak kesin ve yeterli kanıt bulunmadığı anlaşılmakla, beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar …, … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükümlerin CMUK’nun 321. maddesi uyarınca kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 09.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.