Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2013/3489 E. 2013/8058 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3489
KARAR NO : 2013/8058
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, suç delillerini gizleme
HÜKÜM : 1-Sanık … hakkında;
a) … ile …’u kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı TCK.nun 81, 35, 53. maddeleri uyarınca (2 kez) 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK.nun 52, 53. Maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 600 TL. adli para cezaları ile cezalandırılmasına
2- Sanık … hakkında;
a) …’u kasten öldürme suçundan; 5237 sayılı TCK.nun 81, 53. Maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK.nun 52, 53. Maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 600 TL. adli para cezaları ile cezalandırılmasına,
3-Sanık … hakkında;
a) …’u kasten öldürme suçundan; Beraatine,
b) 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan; Beraatine,
s-2-
4- Sanık … hakkında;
a) …’u kasten öldürme suçundan; Beraatine,
b) 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan; Beraatine,
5- Sanık … hakkında;
a- Suç delillerini gizlemek suçundan; Beraatine,
b- 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan; Beraatine,
6- Sanık … hakkında;
6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçundan; Beraatine ilişkin.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Müdahillerin “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçundan açılan kamu davalarına katılma ve bu suçtan kurulan hükümleri temyiz etmeye yetkileri bulunmadığından, vekillerinin bu suça yönelik temyiz istemlerinin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, temyiz edenlerin sıfatları ve dilekçelerinin içeriklerine göre temyiz incelemesi, sanık …’ın “maktul … ve mağdur … …’u öldürmeye teşebbüs”, “6136 sayılı Kanuna muhalefet”; sanık …’un “kasten öldürme”, “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri ile sanıklar … ve …’ın “kasten öldürme”, “6136 sayılı Kanuna muhalefet”; sanık …’un “suç delillerini gizleme” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından verilen beraat hükümleri yönünden yapılmıştır.
2- Sanık … yönünden,
a) Sanığın tabancayla yaptığı atışlar sonucunda mağdurun sol bacağından aldığı tek isabetle hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaralandığı olayda,
9 ile 15 yıl aralığında hapis cezası öngören TCK’nın 35. maddesinin uygulanması sırasında, mağdurda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte değerlendirilerek, makul bir ceza yerine, yazılı biçimde 9 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
b) Sanığın adli sicil kaydındaki sabıkalarının tekerrüre esas olup olmadığının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın maktul …’a yönelik eylemi ile “mağdur … …’u öldürmeye teşebbüs” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde “mağdur … …’u öldürmeye teşebbüs” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarının niteliği tayin, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık …’ın “kasten öldürme” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçları yönünden, elde edilen delillerin mahkumiyete yeter derece ve nitelikte bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin suçların niteliğine, haksız tahrik ve takdiri indirim maddelerinin uygulanması gerektiğine; müdahiller vekili ile Cumhuriyet Savcısının sanık …’ın da cezalandırılması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
A. Sanık …’ın “mağdur … …’u öldürmeye teşebbüs”, “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri ile sanık …’ın “kasten öldürme” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından verilen beraat hükümlerinin, tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
B. Sanık …’ın maktul …’a yönelik eylemi ve sanık …’un “kasten öldürme”, “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri ile sanık …’in “kasten öldürme”, “6136 sayılı Kanuna muhalefet”; sanık …’un “suç delillerini gizleme” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından verilen beraat hükümleri yönünden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, en az iki kişinin açtığı ateş sonucu maktulün sol bacak ve ense bölgelerine aldığı isabetler sonucu hayatını kaybettiği, kardeşi mağdurun ise sol bacağına aldığı tek isabetle yaralandığı, olaydan sonra yapılan soruşturma işlemleri sırasında, maktulün boyun omurundan 9 mm çapında sürtünmeye bağlı olarak karakteristik izlerini kaybeden bir adet deforme mermi çekirdeği, mağdurun bacağından 7.65 mm çapında bir adet mermi çekirdeği ve olay yerine geldikleri otomobilin sol arka kapısından da 7.65 mm çapında bir adet mermi çekirdeği elde edildiği, bu materyaller üzerinde yapılan inceleme
sonucunda mağdurdan ve otomobilden elde edilen mermi çekirdeklerinin tek bir silahtan atıldığının ve bu silahın da sanık …’a ait olduğunun tespit edildiği, hakkında ek iddianame ile sonradan kamu davası açılan sanık …’un tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmediğini söylemesi, tanıklar …, …, … … ve Tahsin’in sanık …’un bu savunmalarını doğrular nitelikteki beyanları; poliste susma hakkını kullanan sanık …’ın, 09.10.2010 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadede, maktul ve mağdurla karşılaştığında, maktulün kendisine hakaret etmesi üzerine inceleme konusu 7.65 mm çapındaki tabancasıyla maktul ve mağdura doğru ateş ettiğini, ardından kaçarken kahvehaneden sanıklar … ve …’ı maktul ve mağdura doğru gelirken gördüğünü, bu sırada bir el daha silah sesi geldiğini, eyleminden önce kahvehanede …’le birlikte olduğu sırada, …’in üzerinde 9 mm çapında bir silah gördüğünü, 16.02.2011 tarihinde Mahkemedeki savunmasında, …’de gördüğü silahın niteliği konusunda bir bilgisi olmadığını, 15.05.2012 tarihinde Mahkemedeki ifadesinde, 9 mm çapındaki silahla ateş edenin sanık … olduğunu, maktulün önce kendisinin silahından çıkan mermi ile öldüğünü zannettiği için önce …’un adını vermediğini, 17.07.2012 tarihinde yine Mahkemedeki ifadesinde, bu kez sanık …’in telkini ile …’un adını verdiğini, vicdan azabı çektiğini, …’u ateş ederken görmediğini söylemesi; sanık … 13.01.2010 tarihinde poliste verdiği ifadede, sanık …’ın, tartışma sırasında maktul ve mağdurun bulunduğu otomobile doğru ateş ederken gördüğünü, 05.07.2011 tarihinde Mahkemedeki savunmasında bu beyanın tekrar ederken, sanık …’u olay yerinde görmediğini, 28.12.2011 tarihinde yine Mahkemedeki ifadesinde, vicdan azabı çektiğini, sanık …’un da sanık …’la birlikte ateş ettiğini, şimdiye kadar korktuğu için bunu söyleyemediğini, ailesine baskı yapıldığını söylemesi; sanık … 21.12.2009 tarihinde poliste verdiği ifadede, silah sesleri geldiği anda kahvehanesinde olduğunu, dışarı çıkıp baktığında sanıklar … ve …’ı aşağıya doğru kaçarken gördüğünü, …’ın elinde bir silah olduğunu, 17.09.2010 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusu sırasında olay yerinde bulunan şahısların, …’un otomobilin arkasından ateş ettiğini söylediklerini, 16.02.2011 tarihinde Mahkemedeki savunmasında, …’u ateş ederken gördüğünü söylemesi; mağdur … … 16.02.2009 tarihinde poliste verdiği ifadede, kahvehaneden gelen ve görürse tanıyabileceği üç şahsın üzerlerine ateş ettiğini, aynı tarihli ifadeli teşhisinde ateş eden şahıslardan
birinin sanık … olduğunu, 19.03.2010 tarihindeki Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde, sanıklar … ve …’ın üzerlerine ateş ettiklerini, 18.10.2010 tarihindeki fotoğraf teşhisinde ve akabinde
Mahkemede verdiği 16.02.2011, 05.07.2011, 19.10.2011 ve 13.06.2012 tarihli ifadelerde bu beyanını tekrarladığını söylemesi; tanık … 21.12.2009 tarihindeki ifadesinde, sanık …’in kahvehanesinde garson olarak çalıştığını, maktulün, yanında mağdur da olduğu halde tartışma sırasında sanık …’a hakaret ettiğini, bunun üzerine de sanık …’ın dört beş el ateş ettiğini, …’in bu sırada kahvehanede olduğunu, 16.02.2011 tarihindeki Mahkemesindeki ifadesinde …’u tanıdığını ve olay anında kendisinde silah görmediğini, 27.02.2012 ve 15.05.2012 tarihli ifadelerinde sanık …’ın ağabeyi tanık …’la yaptığı telefon görüşmesinde, ateş edenin … olduğunu söylediğini kabul ettiği, ancak … ve ailesinin kendisini sürekli rahatsız etmelerinden bunaldığı için böyle bir yalana başvurmak zorunda kaldığını, gerçekte …’u ateş ederken görmediğini söylemesiyle birlikte tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu,
Maktul … ile mağdur … …’un kardeş oldukları, akrabaları olan tanıklar … ve …’in kendilerine ait otoparkı, sanık …’in arkadaşı olan sanık … ve tanık …’a kiraladıkları, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında hukuki çekişmeler meydana geldiği, bu çekişmelerin etkisiyle olaydan bir hafta önce çıkan kavga sırasında …’in, …’u silahla yaraladığı, bu olay nedeni ile yapılan soruşturma sırasında … ile … … ve ….’ün karakolda kavga ettikleri, sanık …’un ise belirtilen çekişmelerin dışında yer aldığı, maktul ve mağduru tanımadığı, olay yeri civarında konfeksiyon atölyesi olup, ara sıra …’in kahvehanesine gittiği, … ile tanışıklıklarının bundan öteye geçmediği, olay günü …, … ve … ile … …’un babası katılan …’in, …’in kahvehanesine geldikleri, burada …’in işçisi tanık … ile muhatap oldukları, işyerinde bulunmayan …’i, gıyabında tehdit ettikleri, …’un teskin edici konuşmalar yapması üzerine de kahvehaneyi terk ettikleri, yaklaşık iki saat sonra …’in işyerine gelerek olanları öğrendiği, bu sırada …’in arkadaşı olan sanık …’ın da durumdan haberdar olarak …’in yanına geldiği, …’de 9 mm, …’ta ise 7.65 mm çapında tabancaların bulunduğu, bir süre sonra saat 00.00 sıralarında, … ve … …’un, tanık …’ın kullandığı otomobille yanlarında tanık Murat da olduğu halde tekrar
…’in kahvehanesinin yakınına geldikleri, tehlikeyi sezen …’un kendilerinden araçlarına binip gitmelerini istediği, maktul ve mağdurun bu uyarı ile araçlarına bindikleri sırada, kahvehaneden çıkan … ve …’ın birlikte, tabancaları ile maktul ve mağdura doğru ateş etmeye başladıkları, açılan ateş sonucu almış oldukları isabetlerle maktulün öldüğü, mağdurun ise yaralandığı, …’ın suçta kullandığı tabancayı saklaması için sanık …’a bıraktığı, …’un da yaklaşık bir ay sonra, silahı polise teslim ettiği olayda,
a) Sanık …’un “kasten öldürme” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede,
Taraflar arasındaki çekişmelerin dışında bulunan, maktul ve mağdurla tanışmayan, sanık …’le de tanışıklığı işletmeci-müşteri ilişkisi seviyesini geçmeyen sanığın, üzerine atılı suçları işlediğine yönelik her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeterli, kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığı halde, her iki suçtan da ayrı ayrı beraatı yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, kovuşturma sırasında; sanık …’in cezadan kurtulmaya, sanık …’ın daha az ceza almaya yönelik ifadelerine, sanık …’ın çelişkili beyanlarına ve tanık …’un, kendisinin de belirttiği üzere, içeriğinin samimi olduğunun kabulü mümkün olmayan telefon görüşmesine itibar edilerek, mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Sanık … hakkında kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede,
Sanığın haksız tahrik altında “kasten öldürme” ve “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçlarından mahkumiyeti yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde beraatına karar verilmesi,
c) Sanık …’ın maktule karşı eyleminden kurulan hüküm yönünden,
Sanığın, sanık … ile birlikte fiilini işlediği anlaşıldığı halde, “fail” sıfatı ile “kasten öldürme” suçundan hüküm kurulması yerine, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde, sanığın eylemini, sanık …’in eyleminden bağımsız kabul etmek suretiyle, “öldürmeye teşebbüs” suçundan hüküm kurulması,
d) Sanık … hakkında kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede,
Sanık tek bir fiil ile hem “suç delillerini gizleme” hem de “ruhsatsız silah bulundurma” suçlarını işlediği anlaşıldığı halde, TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen “fikri içtima” kuralı ve aynı Kanunun 281/3 maddesi de gözönünde
bulundurularak, en ağır cezayı gerektiren suç olan “ruhsatsız silah bulundurma” suçundan mahkumiyetine, “suç delillerini gizleme “ suçundan ise “karar verilmesine yer olmadığına” ilişkin hüküm kurulması yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde, her iki suçtan da beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede ileri sürdüğü temyiz itirazları ile müdahiller vekili ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık … yönünden, CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, ceza miktarı ve tutuklu kalınan süreler dikkate alındığında, sanık … müdafiinin tahliye talebinin reddine; bozma nedenine göre sanık …’NUN TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse, derhal serbest bırakılması için yazı yazılmasına, 24.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
24.12.2013 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı … …’in huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …’ın yokluğunda 26.12.2013 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.