YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1545
KARAR NO : 2017/3380
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Adam öldürmeye teşebbüs, yaralama
HÜKÜM : Osman ve Mehmet için ayrı ayrı beraat, İbrahim hakkında; TCK’nun 86/1-3e, 62, 53.
maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası. TCK’nun 86/2-3-e, 29, 62, 52. maddeleri uyarınca 2240 TL. adli para cezası.
TCK’nun 81/1, 35/2, 29, 62, 53. 5 yıl 6 ay hapis cezası.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık … hakkında mağdur sanık …’e yönelik kasten yaralama suçundan verilen ve doğrudan adli para cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmü, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMUK’nun 305/1. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından, sanık … müdafiinin bu suça yönelen temyiz taleplerinin CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiş, sanık … müdafiinin ve sanıklar Osman ve Mehmet müdafiinin temyiz dilekçeleri içeriklerine göre; sanık …’in mağdur …’ı yaralama, mağdur …’yi kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen hükümlerin ve sanıklar Osman ve Mehmet haklarında verilen beraat hükmünün vekalet ücreti açısından sınırlı olarak yapılan incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’in mağdur …’ı kasten yaralama suçunun, mağdur …’ye karşı eyleminin sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun niteliği tayin ve cezayı azaltıcı takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, Sanıklar Osman ve Mehmet haklarında verilen beraat kararlarında vekalet ücretine hükmedilmiş, verilen hükümlerde bozma ve düzeltme nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanıklar Osman ve Mehmet müdafiinin sanıklara ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesine yönelen, sanık … müdafiinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
A)Sanık …’in mağdur …’ı kasten yaralama suçundan verilen hükme yönelik yapılan incelemede;
24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulama kanuna aykırı ise de bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CMUK’nun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak; hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde, DÜZELTİLEN hüküm ile sanıklar Osman ve Mehmet haklarında verilen beraat kararlarının tebliğnamedeki düşünceye kısmen uygun olarak ONANMASINA,
B- Sanık … hakkında mağdur …’ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
1-Mağdur …’nin, 13.01.1995 doğumlu olup, suç tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 82/1-e, 35. maddelerine girer nitelikte olduğu, bu nedenle 5237 sayılı TCK’nun 82/1-e, 35. maddeleri ile uygulama yapılması gerektiği düşünülmeksizin, 5237 sayılı TCK’nun 81/1, 35. maddeleri esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
2-Mağdur …’nin sanığa yumruk atmaktan ibaret haksız fiilinin ulaştığı boyut dikkate alındığında, sanık hakkında TCK’nun 29. maddesi uyarınca asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde 1/3 oranında indirim yapılarak hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
3-24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümlerinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik aleyhe temyiz bulunmadığından CMUK’nun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, hükmün tebliğnamedeki düşünceden farklı gerekçeyle BOZULMASINA, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.