Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2018/2984 E. 2021/7258 K. 20.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/2984
KARAR NO : 2021/7258
KARAR TARİHİ : 20.04.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye yardım, ihmal suretiyle öldürmeye teşebbüs, suç delillerini gizleme
HÜKÜM : Sanık … … hakkında;
TCK’nın 37, 82/1-d-e, 62, 53. maddeleri uyarınca; Müebbet hapis cezası ve hak yoksunluğuna,

TÜRK MİLLETİ ADINA

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan … Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin sanık … hakkında suç delillerini gizleme suçundan kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığından katılan kurum vekilinin bu hükme yönelik temyiz talebinin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … …’in bebeğini öldürme, sanık …’in ise bu fiile iştirak eylemlerinin sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık … yönünden suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma ilamına uyularak verilen hükümlerde bozma sebepleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemedeki, sanık … müdafiinin eksik incelemeye, dava şartlarının yerine getirilmediğine sanıklar … ve … müdafiinin suçun sübutuna, vasfına, iştirak bulunmadığına suçun unsurlarının oluşmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, katılan Bakanlık vekilinin takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
A)- Sanık … … hakkında maktul bebeğe yönelik nitelikli kasten öldürme, suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkmesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulama yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, re’sen de temyize tabi hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA,
B)- Sanık … hakkında nitelikli kasten öldürmeye yardım etme, Sanık … … hakkında ihmal suretiyle öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, Sanık …’ın kızı …’in evlilik dışı hamile kaldığı, olay günü sancı ve kanamasının başlaması nedeniyle ilk önce hastaneye gittikleri, burada istenen tahilleri vermeden …’in hamile olduğunu anlayarak hastaneden ayrıldıkları, jinekoloji hekimi olan sanık …’e ait muayenehaneye giderek bebekten kurtulmaları için yardım etmesini istedikleri, sanık …’in bebeği almayı veya doğum sırasında ölümünü sağlamayı kabul etmemekle birlikte fazla para teklif edilmesi üzerine muayehanede doğumu yaptırmaya ikna olduğu, …’e poşet vererek bebeği tuvalette poşete çıkarmasını istediği, … bunu yapamayınca muayene odasına alarak bebeği doğurtup …’a sağ ve canlı olarak verdiği, bebeği alan …’ın bebeği yere koyup ayağıyla ezmeye çalışması üzerine ona karşı çıkıp kızdığı, “…defolun gidin, başımı belaya sokmayın…” dedikten sonra işyerinden ayrıldığı, bilahare … ve …’in işyerindeki bir odaya girdikten ve bebeğin ağlama sesi bu aşamada duyulduktan sonra bebeğin havasız bırakılarak öldürüldüğü, sonrasında bebeğin cesedinin …’in kardeşi … tarafından evlerinin bahçesine gömülerek üstüne beton döküldüğü anlaşılan olayda;
a) – Sanık …’ın olayın başından sonuna kadar sanık …’le birlikte hareket ederek onu yönlendirdiği, bebekten kurtulmak üzere eylem ve çabalarda bulunduğu, hastaneden muayenehaneye getirdiği, bebeğin alınması ve ölü doğurtulması tekliflerinde bulunduğu, doğumdan sonra bebeği ezerek öldürmek istediği, bebek öldüğü sırada da …’le birlikte aynı odada bulunduğu nazara alındığında fiil üzerinde hakimiyet kurduğunun kabulü ile TCK’nin 37/1 maddesi kapsamında müşterek fail olarak cezalandırılması yerine yazılı şekilde TCK’nin 39. maddesi kapsamında sorumlu tutularak eksik ceza tayini,
b) – Sanık …’in bebeğin alınması, ölü doğum yaptırılması yönündeki teklifleri kabul etmemekle birlikte, teklif edilen para karşılığı bebeği canlı olarak doğurtarak diğer sanıklara teslim ettiği, Yüksek Sağlık Şurası kararına göre bu işlem sırasında tıbbi olarak yapması gerekenleri yapmadığı, hastaneye nakledilmesini sağlamadığı, bebeğin göbek bağını bağlamadığı, doğum işlemini protokol defterine kaydetmediği, doğum raporu vermediği, bildirimde bulunmadığı, bu şekilde doğumu yaptırarak bebeği diğer sanıklara teslim ettiği anlaşılmaktadır.
Sanık …’in ihmali davranışları ayrı ayrı değerlendirildiğinde doğumu kaydetmemek, hastaneye sevk etmemek, doğum raporu vermemek şeklindeki ihmali davranışların doğrudan doğruya ölüme neden olan veya öldürme eylemine iştirak sayılabilecek eylemler niteliğinde olmadığı, Adli Tıp Raporu içeriğine göre bebeğin göbek bağının bağlanmaması ölüme neden olan bir ihtimal olmakla birlikte her zaman mutlak ölüm sonucunu doğurmadığı, somut olayda da bu ihtimalin gerçekleşmediği, göbek bağının bağlanmamış veya klemp takılmamış olmasının da sonuca etkili olmadığı Adli Tıp Raporu ile anlaşıldığından sanığın eyleminin ihmal suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs olarak vasıflandırılması mümkün görülmemiştir.
Sanık …’in Yüksek Sağlık Şurası kararında da zikredilen tıbbi olarak yapması gerekenleri yapmaması yerine getirdiği kamu görevini ihmal ettiğini ortaya koymakla birlikte 11/04/2013 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporuna göre bu hareketlerin doğrudan doğruya ölümle illiyet bağı bulunmadığı, diğer sanıkların ısrar ve teklifine rağmen ölü doğum yaptırmadığı, sanık …’ın bebeğe yönelik eylemlerine açıkça karşı çıktığı, bebeğin öldürülmesinin sanık olay yerinden ayrıldıktan sonra bilgisi olmadan gerçekleştiği nazara alındığında sanığın öldürme fiiline yönelik bir iştirak iradesi taşıdığı da kabul edilemeyeceğinden maktul bebeğin ölümünden asli veya fer’i fail olarak sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir.
O halde, sanığın ihmali davranışları ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığı, diğer sanıkların eylemlerine müşterek fail, azmettiren ve/veya yardım eden olarak katılmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan açılan kamu davasından beraatine karar verilmesi, sanığın eylemlerine uyan görevi kötüye kullanma suçu yönünden gereğine tevessül edilmesi yerine, oluşa ve bilimsel raporların içeriklerine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
c) – Kabule göre de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkmesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri gözetilmeden sanıklar hakkında uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş olup sanıklar müdafiilerinin ve katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, re’sen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünceden kısmen farklı gerekçeyle BOZULMASINA, bozma gerekçesi nazara alınarak sanık … … hakkında çıkarılan YAKALAMA EMRİNİN KALDIRILMASINA, gereğinin yerine getirilmesi hususunda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı gönderilmesine, 20/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
20/04/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı ……… huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanıklar……ı …, … müdafii Avukatlar … yüzüne karşı, … ve …… …’un yokluklarınnda 22/04/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.