Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2019/876 E. 2021/8001 K. 07.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/876
KARAR NO : 2021/8001
KARAR TARİHİ : 07.05.2021

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Rüşvet ve hırsızlık suçlarından almış olduğu cezalarının, Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2015 tarihli ve 2015/43 değişik iş sayılı kararıyla toplanması sonucu 5 yıl 68 ay 57 gün hapis cezasına hükümlü … hakkında, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 06/01/2016 tarihli ve 2016/7-148 ilamat sayılı müddetnameye yönelik itiraz üzerine, hükümlünün denetimde geçirdiği sürenin 11/03/2014 tarihi olarak müddetnamede gösterilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne dair Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2016 tarihli ve 2005/4 esas, 2011/4 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/04/2016 tarihli ve 2016/356 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Her ne kadar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19/06/2017 tarihli ve 2017/1232 esas, 2017/2361 karar sayılı ilamı ile “…istem konusunda karar verilebilmesi için öncelikle hükümlü hakkında verilen ve kesinleşen Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/11/2014 tarihli ve 2014/658 değişik iş sayılı kararı yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulup, başvurulmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu..” şeklinde karar verilmiş ise de; somut olayda, hükümlünün 24/01/2014 tarihinde elektronik kelepçe takılması yükümlülüğünü ihlal etmesi üzerine uyarıldığı, 11/03/2014 tarihinde bireysel görüşmesine katılmaması nedeniyle kaydının kapatılmasına karar verilmesini müteakip, hükümlünün 12/05/2014 günü karakola başvurarak imza atma yükümlülüğünü yerine getirdiği anlaşılmakla bu durumun hükümlü lehine değerlendirilerek infazın bu tarihe kadar devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiğine kanaat getirildiği, 11/03/2014 tarihinde denetimli serbestlik yükümlülüğüne uymamakta ısrar eden sanık hakkında kaydın kapatılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, anılan karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/11/2014 tarihli ve 2014/658 değişik iş sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmemiştir.
Dosya kapsamına göre, Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2016 tarihli kararı ile hükümlünün denetimde geçirdiği sürenin müddetnamede 11/03/2014 tarihi olarak gösterilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, ilgili polis merkezi amirliğinde bulunan hükümlüye ait imza takip çizelgesinden, hükümlünün denetim yükümlülüğü olan imza atma yükümlülüğünü 11/03/2014 tarihinden sonra da devam ettirerek 12/05/2014 günü karakola başvurarak imzasını attığı ve yükümlülüğünü yerine getirdiği anlaşılmakla, infazının bu tarihe
kadar devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mercii tarafından itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10/07/2018 gün ve 94660652-105-34-10603-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin 6. fıkrasında yer alan; “Hükümlünün;
a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi,
b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,
c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir.”
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin hükümlünün uyarılması başlıklı 44. maddesinde yer alan;
“(1) Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya kanunda yazılı hallerde komisyonun önerisi üzerine ilgili hâkim tarafından uyarılır.
(2) Uyarı bir yazı ile yükümlüye tebliğ edilir. Gerektiğinde yükümlü, müdürlüğe davet edilerek yükümlülüklerine ilişkin hususlar ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından kendisine sözlü olarak da açıklanır. Yükümlünün gelmemesi durumunda daha önce yapılmış olan yazılı uyarı yeterli sayılır.
(3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır.” şeklindeki düzenlemeler gözönünde bulundurularak somut olay değerlendirildiğinde;

15.01.2014 tarihi itibari ile hükümlü hakkında denetim planı hazırlanarak infazına başlanıldığı, hükümlünün 24.01.2014 tarihinde elektronik kelepçe takılması yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle komisyon kararına istinaden 29.01.2014 tarihinde uyarılmasına rağmen 11.03.2014 tarihinde belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın bireysel görüşmesine katılmaması nedeniyle denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğü ikinci kez ihlal ettiğinden 28.04.2014 tarihinde kaydının kapatılmasına karar verildiği, Bakırköy İnfaz Hakimliğinin 05.05.2014 tarihli, 2014/512 esas, 2014/522 karar sayılı kararıyla hükümlü hakkında denetimli serbestlik kaydının 11.03.2014 tarihi itibariyle kapatılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, hükümlü hakkında Bandırma İnfaz Hakimliğince verilen 13.01.2014 tarihli 2014/94 esas, 2014/79 karar sayılı denetimli serbestlik kararının kaldırılarak 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin (6-b) bendi gereğince kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın merci Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.11.2014 tarihli ve 2014/658 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmakla; denetimli serbestlikte geçen sürenin hükümlünün denetimli serbestlik kararı ile tahliye edildiği 13.01.2014 tarihi ile denetim dosyasının kapatılmasına neden olan son ihlalin tespit edildiği, 11.03.2014 tarihleri arasındaki süre olduğu kabul edilerek müddetnamenin buna göre düzenlenmesi gerektiğine ilişkin Küçükçekmece 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2005/4 esas, 2011/4 karar sayılı kararında ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair merci Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2016 tarihli ve 2016/356 değişik iş sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesi uyarınca yapılan ve haklı nedenlere dayanmayan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.