Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/154 E. 2021/11201 K. 25.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/154
KARAR NO : 2021/11201
KARAR TARİHİ : 25.06.2021

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet, tehdit ve sahte nüfus cüzdanı kullanma suçlarından … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/02/2015 tarihli ve 2015/144 değişik iş sayılı içtima kararıyla 32 yıl 6 ay hapis cezasına hükümlü …’nin, bu cezalarının infazı aşamasında, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 22/08/2016 tarihli müddetnameye yönelik hükümlü müdafiinin itirazının kabulü ile müddetnamenin 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’a göre düzenlenmesine ilişkin anılan Mahkemenin 27/06/2019 tarihli ve 2003/387 esas, 2005/327 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/07/2019 tarihli ve 2019/570 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, adı geçen hükümlünün … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/02/2015 tarihli ve 2015/144 değişik iş sayılı kararı ile içtima edilen 32 yıl 6 ay hapis cezasının infazı sırasında, ceza infaz kurumundan 13/08/2013 tarihinde firar etmesi üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 22/08/2016 tarihinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 19. maddesi gereğince müddetname düzenlenmesi sonrasında, hükümlü müdafiinin müddetnameye karşı yaptığı itirazının hükümlünün firar suçunu işlediği tarih itibariyle mülga 647 sayılı Kanun uygulanarak aleyhe hüküm verilemeyeceği ve infaz hukukunda geriye yönelik işlem yapılamayacağından bahisle kabulü ile infazın 647 sayılı Kanun uyarınca 1/2 ve ayda 6 gün indirimli olacak şekilde düzenlenmesine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/06/2019 tarihli ve 2003/387 esas, 2005/327 sayılı ek kararına yönelik itirazın mercii … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/07/2019 tarihli ve 2019/570 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verilmiş ise de;
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 19/2. maddesinde yer alan, ” Tutuklu veya hükümlü iken firar edenler, firara teşebbüs suçundan veya cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçundan mahkum edilmiş olanlar ile disiplin cezası olarak dört defa hücre hapsi cezası almış olanların yukarıdaki fıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, bunlardan; ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlülerin 29 yıllarını, müebbet ağır hapse mahkum olanların 25 yıllarını, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum olanların ise hükümlülük sürelerinin 2/3’ünü çekmiş olmaları şarttır. Tutuklu veya hükümlü iken iki defa firar edenler, iki defa firara teşebbüs suçundan veya iki defa cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçundan mahkum edilmiş olanların yukarıdaki fıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, bunlardan; ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlülerin 32 yıllarını, müebbet ağır hapse mahkum olanların 28 yıllarını, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum olanların ise hükümlülük sürelerinin 3/4’ünü çekmiş olmaları şarttır.”
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinde yer alan, “(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.” şeklindeki düzenlemeler karşısında;
Suç tarihleri itibariyle 647 sayılı Kanun gereğince 1/2 ve ayda 6 gün hesabıyla cezasını infaz eden hükümlünün ceza infaz kurumundan firar etmesi nedeniyle 647 sayılı Kanun’un 19/2. maddesine tâbi olacağı ve infazının da buna göre yapılması gerektiği, 647 sayılı Kanun’un 19/2. maddesi uyarınca da firarî olanların şartla tahliye edilebilmeleri için cezalarının 2/3’ünün infaz edilmesi gerektiği cihetle, hükümlü hakkında düzenlenen müddetname hesabının doğru olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31/12/2019 gün ve 94660652-105-21-21187-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 19/2. maddesinde yer alan, ” Tutuklu veya hükümlü iken firar edenler, firara teşebbüs suçundan veya cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçundan mahkum edilmiş olanlar ile disiplin cezası olarak dört defa hücre hapsi cezası almış olanların yukarıdaki fıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, bunlardan; ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlülerin 29 yıllarını, müebbet ağır hapse mahkum olanların 25 yıllarını, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum olanların ise hükümlülük sürelerinin 2/3’ünü çekmiş olmaları şarttır. Tutuklu veya hükümlü iken iki defa firar edenler, iki defa firara teşebbüs suçundan veya iki defa cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçundan mahkum edilmiş olanların yukarıdaki fıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, bunlardan; ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlülerin 32 yıllarını, müebbet ağır hapse mahkum olanların 28 yıllarını, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum olanların ise hükümlülük sürelerinin ¾’ ünü çekmiş olmaları şarttır.”
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinde yer alan, “(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.”
671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 32. maddesinde yer alan, “13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 6-1/7/2016 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82), üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102, 103, 104, 105), özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere, bu Kanunun; a) 105/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıl”lık süre “iki yıl”, b) 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “üçte iki”lik oran “yarısı”, olarak uygulanır.” şeklindeki düzenlemeler karşısında;
Suç tarihleri itibariyle 647 sayılı Kanun gereğince 1/2 ve ayda 6 gün hesabıyla cezasını infaz eden hükümlünün ceza infaz kurumundan firar etmesi nedeniyle 647 sayılı Kanun’un 19/2. maddesine tâbi olacağı ancak 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddesi dikkate alındığında, her bir suçu yönünden verilen ve kesinleşen cezalarına 647 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanunun olayla ilgili hükümleri uygulanmak suretiyle somut olarak karşılaştırma yapılması, koşullu salıverilme süresi yönünden lehe kanunun belirlenmesi ve buna göre yeniden müddetname düzenlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle müddetnameye yapılan itirazın bu nedenle kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hükümlünün firar eylemi dikkate alınmaksızın ve karşılaştırma yapılmaksızın doğrudan 647 sayılı Kanun hükümlerine göre müddetnamenin düzenlenmesi gerektiğinden bahisle verilen karara karşı yapılan itirazın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yukarıda açıklanan sebeple yerinde görüldüğünden, … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/07/2019 tarihli ve 2019/570 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.