Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/2046 E. 2021/4444 K. 17.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2046
KARAR NO : 2021/4444
KARAR TARİHİ : 17.03.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ :Kasten öldürme
HÜKÜM : 1) A- Sanığın maktule yönelik kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 29,62,53 maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasına mahkumiyetine dair; Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/03/2019 tarih ve 2018/351 Esas, 2019/65 Karar sayılı kararı
B- Sanığın izinsiz bıçak taşımak suçu nedeniyle; 6136 Sayılı yasa’nın 15/1, TCK’nın 62. Maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 20 gün adli para cezası, 20 gün adli para cezası yönünden TCK’nın 52/2 maddesi gereğince 400,00TL adli para cezası, kısa süreli hapis cezası yönünden TCK’nın 50/1-a, 52/2 ve 52/4 maddeleri gereğince 3.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/03/2019 tarih ve 2018/351 Esas, 2019/65 Karar sayılı kararı
2) İstinaf başvurusunun esastan reddine dair; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08/10/2019 tarih ve 2019/897 Esas, 2019/1554 Karar sayılı kararı

TÜRK MİLLETİ ADINA

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08/10/2019 tarih ve 2019/897 Esas, 2019/1554 Karar sayılı kararının sanık ve sanık müdafii tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında mahkemesince hükmedilen hapis cezasının beş yılın üzerinde olması nedeniyle, kararın temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanunun 299. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ”sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar” ibaresi 24.12.2017 tarih 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. ve 7079 sayılı kanunun 94. maddesi gereği ”uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir” şeklinde değiştirildiğinden, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminde, incelemenin dosya üzerinden yapılması uygun görülmekle;
A-6136 sayılı yasaya muhalefet suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin sanık hakkındaki 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı, CMK’nin 286/2-a maddesine göre kesin nitelikte olup, temyiz kabiliyeti bulunmadığından, sanık ve sanık müdafiinin bu suçtan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının CMK’nin 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
B-Kasten öldürme suçu yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08/10/2019 tarih ve 2019/897 Esas, 2019/1554 Karar sayılı “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanık ve sanık müdafiinin subuta, olayda hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğuna ve meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince isteme uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince “Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17/03/2021 gününde Üye …’in gerekçe ile kararda çelişki olduğu ve tahrikin makul yerine asgari uygulanarak fazla ceza verildiği yönündeki karşı oyuyla ve oy çokluğuyla karar verildiSanık tarafından maktulün kasten öldürüldüğü sabit olan olayda yerel mahkemece dosya kapsamına göre sanık hakkında TCK 29. maddesi gereği makul oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği açıkça takdir edildiği halde sehven asgari oranda haksız tahrik indirimi yapıldığı ve yine gerekçe ile hüküm arasında sanık aleyhine olacak şekilde çelişki oluşturarak fazla ceza verildiği bu nedenle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan Dairemizin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması kararına katılmıyorum. Şöyle ki;
Olay 22.02.2018 günü saat 21:00 sularında meydana gelmiş olup hava karanlıktır.
-Olay mahallinde olan tanık …’ın tarafsız tanık olmadığı bu nedenle beyanlarına itibar edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Öncelikle davanın olayı en yakından gördüğü anlaşılan tanık …’ın beyanlarına niçin itibar edilmemesi gerektiğini izah etmek gerekir. Zira olay yerinde olan tanık … sanık tarafından bıçaklanmadan önce maktulün sanığa birden çok kez silahla ateş ettiği tanık … beyanı, dosyadaki maktulün el svaplarında atış artıklarının ortaya çıkmasına rağmen hazırlık aşamasında verdiği ilk ifadesinde maktulde silah olup sıktığını hiç bahsetmemiş olup bu tanık olaydan sonra vefat eden maktulü alarak hastaneye götüren kişidir. Olay yerinde maktulün kullandığı silah da ele geçmemiştir. Tanık …’ın olayla ilgili oluşa uygun ifade vermediği sonradan maktulün elinden atış artığı çıkıp 25.05.2016 tarihinde alınan ifadesinde olay yerine yakın bakkalı olan tanık …in birkaç el silah sesleri duydum demesi üzerine bu ifadeden 3 gün sonra 28.05.2016 tarihindeki ikinci ifadesinde bu kez maktulde kuru sıkı silah olduğunu, gece olduğu için nasıl ateş edildiğini görmediğini ancak sanık maktule doğru koşarken 1 el silah sesi geldiğini söylemiştir. (Tanık … ise birkaç el silah sesi duydum demiştir.)
Olaydan sonra maktulü hastaneye götüren kişi tanık …dır, olay mahallinde maktulün kullandığı silah da bulunamamıştır. Tanık …’ın olay mahallinde olduğu halde maktulün silahla sanığa ateş ettiğini ilk ifadesinde söylememesi, maktulün olayda kullandığı silahın bulunamaması, nedenleriyle tanığın taraflı olduğunu düşündüğümüzden bu tanığın kendi içerisinde de çeliştiği aşikar olan beyanlarına itibar edilmemelidir. Sanığın dosya ile çelişmeyen savunmasına ve tanık …in beyanlarına itibar edilerek olayın oluş şekli belirlenmelidir. Sanığın dosyada bulunan ve aksi ispat olunamayan bu nedenle itibar edilmesi gereken savunmasına göre olay öncesinde maktul tarafından kendisine hakaret edilen sanığın maktulün yanına gelirken karanlık ortamda maktulün sanığa birden çok kez silahla ateş edip kaçmaya başladığı, ele geçirilemeyen silahın gerçek mi yoksa kuru sıkı mı olduğunu bilmesinin sanıktan beklenemeyeceği, kendisine ateş eden maktulün kaçması üzerine onu kovalayan sanığın maktulü yakalayıp bıçakla vurarak öldürmesinde yerel mahkemenin haksız tahrikin boyutunun makul olduğunu gerekçeli kararda açıkça tespit ettiği bu tespitinin de oluşa ve dosyaya uygun olduğu ve ancak cezadan indirim yapılırken TCK’nin 81. maddesinden TCK’nin 29. maddesi gereği indirim miktarları olan 12-18 yıllık cezalar arasında 15 yıllık makul bir ceza verilmesi gerekir iken asgari tahrik indirimi olan 18 yıllık bir cezanın uygulanması hem dosyadaki oluşa uygun değildir hem de mahkemenin sehven bu indirimi yaptığı açık olduğu halde bu kararın sanığa fazla ceza verildiğinden bahisle bozulması gerekir iken onanmasına dair Dairemizin kararına katılmıyorum. Saygılarımla.