YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3041
KARAR NO : 2021/7751
KARAR TARİHİ : 27.04.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
HÜKÜMLER : 1) Sanık hakkında maktul …’ı kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 29, 62, 53/1, 63 maddeleri uyarınca hükmedilen 10 yıl hapis cezasına mahkumiyetine dair; …10. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/07/2019 tarih ve 2018/572 esas 2019/329 karar sayılı kararı
2) İstinaf başvurusunun esastan reddine dair; …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin 21/02/2020 gün ve 2020/181 Esas, 2020/348 Karar sayılı kararı
TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, Katılanlar vekili
TÜRK MİLLETİ ADINA
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin 21/02/2020 gün ve 2020/181 Esas, 2020/348 Karar sayılı kararın sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin dosya üzerinden yapılması uygun görülmekle; Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümde mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasına ve sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması yönündeki tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir
…Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin 21/02/2020 gün ve 2020/181 Esas, 2020/348 Karar sayılı sayılı “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanık müdafinin meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğine, katılanlar vekilinin sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin ve lehe hükümlerin uygulanmaması gerektiğine, sanık hakkında canavarca hisle kasten adam öldürme hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen yönelen yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, ceza miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince “… 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27/04/2021 gününde Üyeler … ve …’in, sanığın eyleminin TCK.nin 25. maddesi kapsamında kalıp sanığa ceza verilmemesi gerektiği kanaati ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’in maktul …’u kasten öldürdüğü sübuta eren olayda Yerel Mahkemece sanığın haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına dair kararına yönelen istinaf başvurularının …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza tarafından esastan reddedildiği, bu kararın temyizi üzerine de anılan kararın Dairemiz çoğunluğu tarafından onanmasına dair kararına, sanığın TCK’nin 25/1. maddede düzenlenen meşru müdafaa koşulları altında atılı suçu işlediğinden CMK’nin 223/2-d maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile katılmıyoruz.
Şöyle ki;
Maktul …’ın cezaevinde infaz koruma memuru olarak çalışan eşi … ile aynı cezaevinde jandarma astsubay olarak görev yapan sanık … arasında zamanla cinsel boyuta varan bir yakınlaşma meydana geldiği, eşinin hareket ve tavırlarındaki farklılıktan şüphelenen maktul …’ın olaydan önceki gece …’in cep telefonundaki mesajları incelediği ve eşi ile sanık arasındaki ilişkiyi belirlediği, aynı gece maktul … ve eşi …’in sabaha kadar tartıştıkları, sadakatsizliği kabul etmeyen …’in, olay günü eşi ile sanığı yüzleştirmek için sanığın servise bineceğini bildiği yere maktulü götürdüğü, yüzleştirme esnasında polis memuru olan maktulün sanığı, astsubay olan sanığın ise maktulü ateşli silah ile yaraladığı, yaralama neticesinde maktulün öldüğü, ölümcül vücut bölgesinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanan sanığın ise ameliyat ile yaşama döndürüldüğü olayda; maktulün olay yerine gittiği andan itibaren gerçekleşen fiillerin büyük kısmı 5 dakikalık kamera kayıtlarında görülmekte olup, net olarak izlenebilmiştir.
Mahkemenin kabulüne esas alınan, tarafımızca da izlenen kamera kayıtlarına göre oluş şöyledir; Maktulün aracından indikten sonra sanığın yanına gidip, onunla konuşmaya ve tartışmaya başladığı, sanığın cep telefonunu çıkararak maktule birşeyler gösterdiği ve telefonunu cebine koyduğu, devam eden tartışma sırasında sanık ikna etmeye çalıştığı halde ikna olmayan maktulün araç içerisinde oturan eşi …’i el işareti yaparak yanlarına çağırdığı, …’in geldiği sırada polis memuru olup silah konusunda eğitim almış olan maktulün belindeki tabancayı çekerek önce sanığa birkaç el sıkmaya çalıştığı, ancak araya eşi …’in girmesi üzerine …’in kolundan vurularak yaralanıp yere düştüğü ve sonra kalkarak oradan uzaklaştığı, maktulün silahıyla sanığa doğru sıkmaya devam ettiği, bu esnada sanığın belindeki silahı çektiği, ancak elinden yere düşürdüğü, maktulün yere düşen silaha tekme atarak uzaklaştırdığı ve yine tabancasını doğrulttuğu, mücadele devam ederken tarafların görüntü alanına girdikleri, taraflar yine kavga ederken sanık altta, maktul üstte kalacak şekilde ellerinde silahlar olduğu halde yere düştükleri, maktulün silahının yere düşme sırasında altta kalan sanığın altında kaldığı, maktulün sanığın altındaki silahı almaya ve sanığa ateş etmeye çalıştığı, ancak bir iki kez denediği halde sıkamadığı, sanığın da bunun üzerine elindeki silahla ateş ederek maktulü öldürdüğü anlaşılmaktadır.
Mahkeme gerekçesinde; maktulün sanığı hedef gözeterek ateş etmeye çalışıp silahın ateş almadığını, silahın emniyetini açıp ikinci kez ateş etmeye çalışıp edemediğini, sonrasında araya giren …’i vurduğunu, arbede sırasında yere düşen silahı almaya yöneldiğini kabul etmesine rağmen, “maktul silahı yerden almasından sonra ilk ateş edenin sanık olduğu, sanık ateş ettikten sonra maktulün sanığa ateş ettiği, bu haliyle sanığın maktulün silahı tutukluk yapması nedeniyle ateş edemediği ve sanığın silahının yere düşmesi nedeniyle maktulün eylemini bitirecek iken sanığın silahı yerden almaya çalışıp ilk atışı yaptığı, bu nedenle sanığın eyleminin meşru müdafaa sınırları içinde kalamayacağı” kabul edilmiş ise de bu kabul ve gerekçe yasal dayanaktan yoksundur. Öncelikle maktulün sanığın yaşam hakkına yönelen eylemindeki kararlılığı izlenen kayıttan çok net anlaşılmaktadır. Sanığın silahı almaması halinde maktulün eylemine son vereceğine dair bir delil ise dosya arasında bulunmamaktadır. TCK’nin 25. maddesinin birinci fıkrasında yaşam hakkına yönelik gerçekleşen bir eylem ile birlikte, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan bir eylem de meşru savunma şartlarını oluşturabilir. Kaldı ki somut olayda, halen gerçekleşen bir eylem söz konusudur.
TCK’nin “Meşru Savunma” başlıklı 25/1. maddesinde yer alan; “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” şeklindeki düzenleme ile meşru savunma koşulları altında bulunan faile Mahkemece ceza verilmemesi öngörülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, TCK’nin 25/1. maddesinde düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle de eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1- Saldırıya ilişkin şartlar:
a) Bir saldırı bulunmalıdır.
b) Bu saldırı haksız olmalıdır.
c) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur.
d) Saldırı ile savunma eşzamanlı bulunmalıdır.
2- Savunmaya ilişkin şartlar:
a) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır.
b) Savunma saldırana karşı olmalıdır.
c) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, temyiz davasına konu olan olayın oluşuna neden olan, maktulün resmi nikâhlı eşi olan … ile sanık …’ın duygusal boyutu aştığı değerlendirilen hareketlerinin varlığı, maktulün gerek Aslan’a gerekse …’e karşı gerçekleştirdiği eylemlerde hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması sonucunu doğuracaktır. Ancak maktulün bu çerçevede haklı zeminde olması, kendisine Aslan’ı öldürme hakkı vermeyecektir. Nitekim Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 08.04.2004 tarihli, 2004/81 E. 2004/1248 K. ve 24.03.2014 tarihli, 2013/6135 E. 2014/1791 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere haksız söz ve davranışı nedeniyle olaya neden olduğu anlaşılmasına rağmen meşru savunma (nefsini savunma zarureti) altında kalarak eylemini gerçekleştiren sanık TCK’nin 25/1. maddesi koşulları altında hareket etmiştir.
Somut olayda, maktul, silahını çekerek hedef gözetip birden çok defa yakın mesafeden ateş ederek sanık …’ı öldürmek istemiş, bu şekilde sanık …’ı meşru savunma durumuna düşürecek haksız bir saldırı gerçekleştirmiş, sanık …’da kendisinin yaşam hakkına yönelen ve devam eden saldırıya TCK’nin 25/1. maddesindeki koşullar içerisinde karşılık vererek maktulü öldürmüştür. Başka bir ifadeyle, kendisine yönelen ve halen devam eden haksız saldırıyı, saldırı ile orantılı biçimde defetme zorunluluğu ile eylemini meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiği kabul edilerek sanık …’ın TCK’nin 25/1 ve CMK’nin 223/2-d maddeleri uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.