YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4400
KARAR NO : 2021/4868
KARAR TARİHİ : 23.03.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma
HÜKÜM : TCK’nın 87/4, 29, 62, 53, 58, 63 maddeleri uyarınca; 5 yıl 10 ay hapis cezası
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık … hakkında maktul …’ya yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan yapılan yargılama sonunda verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz başvurusu sonucu, Dairemizin 06/03/2019 tarih ve 2018/4428 E. ve 2019/1386 K. sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bu karara karşı İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında” Yasanın 99. maddesiyle, 5271 sayılı Yasanın 308. maddesinde yapılan değişiklik ve 101. maddesiyle 5320 sayılı Yasaya eklenen geçici 5. madde uyarınca direnme hakkında karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesinin, 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;
Dairemizce verilen bozma kararının usul ve yasaya uygun olup, direnme gerekçesi yerinde görülmediğinden, dosyanın direnme konusunda karar verilmek üzere
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna TEVDİİNE, 23/03/2021 gününde Üye …’in direnme kararının doğru olduğuna dair karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’in maktul …’in ölümüne sebebiyet verdiği dosyada; yerel mahkemece sanığın eyleminin TCK 87/4. md gereği neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğu kanaati ile verilen kararın Dairemizce eylemin kasten adam öldürme olduğundan bahisle bozulduğu, ancak yerel mahkemece bu kararda direnildiği anlaşılmış olup yerel mahkemenin direnme kararının doğru olduğunu düşündüğümden Dairemiz çoğunluğunun direnme kararının bozulmasına dair görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
TCK. 87/4. md’de yaralama kastı ile hareket edildiği halde neticesinde ölümün meydana gelmesi düzenlenmiş olup bu maddenin uygulanabilmesi için sanığın öldürme değil yaralama kastı ile hareket ettiği ve ancak eylemin ölümü netice verdiğinin sübuta ermesi gerekir.
Dosya kapsamına bakıldığında olayın oluşuna dair kamera kayıtları bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine göre; sanık …’in olayın öncesinde maktul ile tanışmadığı husumetinin olmadığı, sanığın dosyanın ikinci mağduru …’a araç sattığı, parasının bir kısmını alamadığı, bu nedenle aracın devrini vermediği, …’ın da bu aracı maktule sattığı, ancak devrini alamadığı için maktule devredemediği, bu nedenle maktul ve mağdur …’ın sanığın işyerine görüşmek için geldikleri, burada çıkan tartışmada sanığın çıkardığı tabanca ile aracını sattığı ancak parasını alamadığı …’ın ayak bölgesine bir kez, yine maktulün de sol femur 1/3 üst dış tarafına bir kez ateş ettiği, maktulün yaralanmasının büyük damar yarası olması ve kan kaybı nedeniyle hayatını kaybettiği sabittir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarında tabanca veya bıçak ile diz üstü bölgeye bir kez ateş edilmesi halinde, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir olay öncesinde bir husumet olmaması, tekrar ateş etme imkanı olduğu halde bir daha ateş etmemesi, öldürme iradesini gösterir başkaca bir hareket veya söz bulunmaması halinde ölüm
neticesi oluşursa bu suçun TCK 87/4. md de düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sonucu ölümün meydana gelmesi olarak kabul edilmektedir.
Dosyamızdaki asıl tartışma, sanığın hareketlerinin ve konumunun öldürme kastını mı yoksa yaralama kastını mı gösterdiğinin belirlenmesinde toplanmaktadır. Dosyadaki kamera kaydı incelenecek olursa bu husus açıklığa kavuşacaktır.
Kamera kayıtlarının incelenmesinden önce bazı tesbitlerin yapılması gereklidir.
a)- Sanığın olayda toplam iki el ateş ettiği başkaca da bir atış yapmadığı dosya kapsamından tartışmasızdır. (Olay yerinde iki boş kovan vardır, olay mahallinde dolu fişek bulunmamıştır.)
b)- Olayda kullanıldığı Kriminal raporlarla anlaşılan tabancanın herhangi bir arızası olmadığı, atışa salih olduğu belirlenmiştir.
c)- Kamera kayıtlarında, sanık maktule bir el ateş ettiği, bu sırada maktul ve sanığın yanında 2 kişinin daha olduğu, ancak sanığın yaptığı atışlardan korkarak korunma refleksiyle geriye çekildikleri bu sırada sanık ile maktul arasında sanığın maktule sıkmasını önleyen engel olmadığı halde sanığın 2-3 metre ötedeki maktule ateş eymeyip durduğu ve maktulün uzaklaşmasına izin verdiği görülmektedir.
d)- Sanığın tabancasını bir eliyle tutarken diğer eli ile sıkışan tabanca mermisini çıkarıp tabancayı tekrar kurduğu, bunun da sanığın öldürme kastını gösterdiği düşünülse dahi kamera kayıtlarından sanığın tabancayı kurduğunun görülmediği gibi sıkışan merminin tekrar kurulan tabancadan dışarı atıldığı teknik olarak bilindiği halde olay mahallinde kolluk kuvvetlerince dolu fişek’in bulunmaması tabancada teknik bir arızanın olmaması tabancanın sıkıştığı için sanığın eylemlerine devam edemediği varsayımını çürütmektedir. Kaldı ki olay mahallinde olan tanıklardan da sanığın sıkışan tabancasını yeniden kurmaya çalıştığını söyleyen bulunmamaktadır.
e)- Sanığın mermisi bittiği için atışlarına devam edemediği düşünülse dahi mermisi biten tabancaların şarjörünün namluyu geri çekmesi nedeniyle parlak metalden imal edilen fişek yatağının görüleceği teknik olarak bilinmekle, kamera kayıtlarında sanığın elinde açıkça görülen tabancanın namlusunun geride olmadığı namlu yatağının görülmediği yani halen namlusunda mermi olduğu görülmekle, mermi bitti bu nedenle sanık atışlarına devam edemedi varsayımı da karşılıksız kalmaktadır.
f)- Maktulün yaralandıktan sonra kamera görüntülerine göre, kaçtığı aracın arkasından tekrar görüntüye girerek, sanığın bulunduğu yere gelmeye çalıştığı, sanığın da maktule doğru yöneldiği, iki kişinin hem sanığı hem de maktulü engellemeye çalıştıkları gözlemlenmiş olup sanığın maktulün diz kapağı üst kısmına bir kez ateş edip başkaca ateş etmemesi şeklindeki eylemi nedeniyle olay öncesi husumeti olmayan ve ilk defa karşılaştığı maktulü yaralama kastı ile hareket ettiği öldürme kastı ile hareket ettiğine dair delil olmadığı tarafımızdan kabul olunmuştur.
Tüm bu tesbitler birlikte değerlendirildiğinde ve yine sanığın asıl husumetlisi …’ı da ayağından bir kez silahla yaraladığı, maktulle olay öncesi tanışıklığı ve husumeti de bulunmadığı dikkate alınmakla, sanığın yaralama kastıyla hareket ettiğini yerel mahkemenin direnme kararının doğru olduğunu düşündüğümden Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Saygılarımla.