Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/4629 E. 2021/8676 K. 21.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4629
KARAR NO : 2021/8676
KARAR TARİHİ : 21.05.2021

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Kasten öldürmeye teşebbüs ve tehdit suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/06/2020 tarihli ve 2020/43946 soruşturma, 2020/18719 esas, 2020/2237 sayılı iddianamenin iadesine dair İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2020 tarihli ve 2020/130 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2020 tarihli ve 2020/562 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, her ne kadar akıl hastalığı nedeniyle cezaî ehliyeti bulunmayan şüpheli hakkında kanunî temsilcisi marifetiyle tehdit suçuna yönelik olarak uzlaşma işlemlerine başvurulmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26/02/2018 tarihli ve 2017/18352 esas, 2018/1956 karar sayılı ilâmında yer alan “….Uzlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi için her şeyden önce fiilin ‘soruşturulabilir’ veya ‘kovuşturulabilir’ olması zorunludur. Fiilin soruşturulabilir ve kovuşturulabilir olmasından maksat, fiilin ceza kovuşturmasına tabi olması, yani muhakeme (soruşturma ve kovuşturma) şartlarının bulunmasıdır. Bir fiilin soruşturulabilir olması, uzlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi için tek başına yeterli değildir. Ayrıca, failin cezalandırılabilir olması, yani kusurunu ortadan kaldıran nedenlerin bulunmaması da gereklidir. Failin yaşının küçüklüğü, sağır ve dilsizlik, akıl hastalığı gibi nedenlerle kusur yeteneğinin bulunmadığı hallerde faile ceza verilemez. Uzlaşma güvenlik tedbirlerinin değil, ceza sorumluluğunun alternatifidir. Bu nedenle bu kişilere karşı güvenlik tedbiri uygulanabilir ise de ceza verilemediğinden, uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmadığından tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, İstanbul Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi’nden alınan 11/03/2020 tarihli ve 2189 sayılı rapora istinaden şüphelinin işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu ve bu itibarla ceza sorumluluğunun bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, atılı tehdit suçuna yönelik olarak uzlaşma işlemlerine başvurulmasının mümkün bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24/07/2020 gün ve 94660652-105-34-10470-2020-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2020 tarihli ve 2020/562 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21/05/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.