YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5268
KARAR NO : 2021/5392
KARAR TARİHİ : 29.03.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Sanığın maktul …’a karşı TCK’nin 81, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … hakkında maktul …’a karşı kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim hükümlerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, sanık savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemedeki; sanığın öldürme kastının olmadığına, haksız tahrikin derecesine, katılan vekilinin; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, haksız tahrik maddesinin uygulanmaması gerektiğine, suç vasfına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık ile maktulün olay öncesi tanıştıkları, arkadaş oldukları ve birlikte daha önceden de uyuşturucu madde içtikleri, olay günü
sanık ile maktulün tanık Muhammet’in ikametinde buluşmaya karar verdikleri ve buluşarak bu ikametin çatı katına uyuşturucu madde kullanmak amacı ile çıktıkları, sanık ile maktul çatı katında birlikte iken tanık Muhammet’i su getirmesi amacı ile gönderdikleri, Muhammet’in suyu sanığa teslim ettikten sonra uyuşturucu madde kullanmayacağını söyleyip yanlarından ayrıldığı evin alt katında bulunduğu, bir süre sonra sanığın gelerek tanık Muhammet’i çağırdığı ve birlikte sanık önde çatı katına çıktıkları, tanık Muhammet’in merdivende bulunduğu esnada sanığın çatı katına girdiği ve silah sesinin gelmesinin ardından sanığın tekrar merdivenlere tanık Muhammet’in yanına geldiği, Muhammet’i de alarak alt kata indikleri, maktulün ateşli silah yarası nedeni ile öldüğü şeklinde anlaşılan olayda;
Olayın en yakın görgü tanığı olan Muhammet’in aşamalarda değişiklik göstermeyen ifadelerinde, sanığın kendisini arayarak bir arkadaşıyla bir şey konuşmak için geleceğini söyleyip geldiğini, daha sonra maktul …’ın da gelmesiyle birlikte çatı katına çıktıklarını, onları yalnız bırakmak için aşağıya inmek isteyince maktulün, kendisinin kalabileceğini söylediğini, bu kez sanığın kendisini su getirmesi için aşağıya gönderdiğini, suyu getirip verdikten sonra tekrar aşağıya indiğini, bir kaç dakika sonra sanığın aşağıya inerek kendisini çağırdığını, birlikte kendisi arkada sanık önde çatı katına geldiklerinde silah sesi duyduğunu, kendisinin paniklediğini, sanığın soğukkanlı olduğunu, küfür duymadığını söylediği, sanığın ise ilk ifadelerinde maktulün kendisine küfür etmesi nedeniyle yakındaki evine gidip silah alıp geldiğini, duruşmadaki savunmasında ise silahın olay sırasında zaten üzerinde olduğunu söyleyip çelişkiye düştüğü gibi savunmasında geçen diğer hususların da olayın tanığı Muhammet’in beyanlarıyla çeliştiği, buna göre olay öncesinde ve olay sırasında maktulden kaynaklanan ve tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir eylem tespit edilemediği halde sanık hakkında TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, sanık hakkında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 29/03/2021 gününde Üye …’in sanık hakkında asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği kanaati ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY;
Sanık …’in maktul …’ı kasten öldürdüğü sübuta eren dosyada sanık hakkında asgari oranda haksız tahrik indirimi yapan yerel mahkeme ve bu kararı onaylayan Bölge Adliye Mahkemesi kararının doğru olduğunu düşündüğümden sanık hakkında haksız tahrik indirimi yapılmamasına yönelik Dairemizin bozma kararına katılmıyorum.
Şöyle ki: Dosya kapsamındaki delillere göre sanık, maktul ve tanık Muhammed üçü de uyuşturucu madde kullanmaktadırlar. Tanık Muhammed’in dosyadaki beyanlarında evlerinin çatı katına önce sanık, sonra da maktul yine uyuşturucu kullanmak amaçlı gelmişlerdir. Önce gelen sanık bir süre sonra gelen maktul ile tokalaşmış olup aralarında herhangi bir husumet ve ya tartışma yoktur. Tanık Muhammed’in beyanına göre sanığın kendisinden su istemesi üzerine kendisi çatı katındaki evine inmiş ve su getirmiştir. Tekrar aşağıya inmiş ve aşağıda oyun oynamış bir süre sonra da tekrar sanığın kapıyı çalıp çağırması üzerine çatı katına önde sanık arkada tanık Muhammed olduğu halde çıkmışlar, sanık çatıya çıkar çıkmaz maktul ile konuşmadan doğrudan bir el ateş ederek maktulü öldürmüştür.
Sanık olaydan bir gün sonra, savcılıktaki, kollukta ve sulh ceza mahkemesindeki müdafili savunmalarının tamamında maktul ile herhangi bir husumeti olmadığını, uyuşturucu kullanmak amacıyla bir araya geldiklerini bir süre sonra kendisinin önceden sakladığı uyuşturucunun yerine söyleyerek onu getirmesi için gönderdiğini ancak Muhammed biraz gecikince sanığın agresifleşmeye başlayıp “sinkaf edeceğim yapacağınız işi, sizin uyuşturucu hazırlayacağınız yok beni niye çağırdınız” gibi sözler sarf ettiğini maktulün küfürlerine devam edip kendisinin vefat etmiş annesine de küfrettiği için bunu gururuna yediremediğini ve yakın yerdeki evine giderek evdeki silahını alıp geri geldiğini tekrar çatıya çıkarken Muhammed’in de peşinden geldiğini burada maktulün halen küfretmeye devam ettiğini duyduğunu ve belindeki silahı çıkarıp maktule bir el sıktığını söylemiştir.
Aralarında husumet olmayan ve birlikte uyuşturucu kullanmak için tanık Muhammed’in çatısında bir araya gelen olayın taraflarından sanığın maktulü öldürmesini gerektirecek hiddet ve kızgınlık halinin nedeni tanık Muhammed’in uyuşturucuyu geç getirmesi nedeniyle maktulün sinirlenip defaatle küfürler etmesidir. Tanığın, yabancı iki kişiyi çatıya uyuşturucu kullanmak için başbaşa bırakıp aşağı indim ve oyun oynarken kapıyı sanık çalınca ikinci kez birlikte yukarı çıktık ve benim önümden çıkan sanık maktule sıktı, ben küfürlü söz duymadım demesi sanığın “baştan beri maktul uyuşturucu geciktiği için bana ve anneme küfür ediyordu” şeklindeki savunmasını çürütemez. Bu nedenle yerel mahkeme yüzyüze yaptığı yargılamada hem bozma öncesi hem de bozma sonrası sanık lehine asgari haksız tahrik indirimi
uygulamış olup doğru olan bu kararının onaylanması gerektiği görüşü ile Dairemizin çoğunluk kararına katılmıyorum.
29/03/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet Işık’ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …’ın yokluğunda 01/04/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.