Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/5276 E. 2021/9137 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5276
KARAR NO : 2021/9137
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Mala Zarar Verme,Tehdit, 6136 Sayılı Kanun’a Muhalefet
HÜKÜMLER : 1) Katılan …’a karşa “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan; 5237 sayılı TCK’nin 81/1, 35/2, 53, 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile mahkumiyet,
2) Katılan …’a karşa “tehdit” suçundan; 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümle, 50/1-a,52/2-4. maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezasından çevrili 3.600,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet,
3) Katılan …’e karşı “mala zarar verme” suçundan; TCK’nin 151/1, 168/2, 52/2-4. maddeleri uyarınca doğrudan verilen 1.200,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet,
4) 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan; 6136 sayılı Kanun’un 13/1. ve 5237 sayılı TCK’nin 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasından çevrili 7.300,00 TL adli para cezası ile doğrudan hükmedilen 30 gün karşılığı 600,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18/06/2015 tarihli, 2015/320 Soruşturma, 2015/244 Esas ve 2015/242 İddianame numaralı iddianame ile katılan …’e karşı “kasten yaralamaya teşebbüs” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35/1, 21/2, 53. maddeleri; aynı katılana karşı “tehdit” suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 106/2-a, 53. maddeleri; mağdurlar …, …, ……, …, … ve …’e karşı “kasten yaralamaya teşebbüs” suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35/1, 21/2 ve 53. maddeleri gereği cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı ancak mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında bahse konu eylemler yönünden herhangi bir karar verilmediği görülmekle, bu hususlarda zamanaşımı süresince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık müdafiinin, temyiz nedenlerini içermeyen süre tutum dilekçesi ile sanık hakkında kurulan tüm hükümlere yönelik temyiz talebinde bulunduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
1) Sanık hakkında, katılan …’e karşı “mala zarar verme” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı itibariyle hükmün, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık hakkında “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayinine, suçun sübutunun kabulüne ilişkin ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, bir sebebe dayanmayan temyiz isteminin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık hakkında katılan …’a karşı “tehdit” suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Basit yargılama usulüne ilişkin düzenleme içeren ve 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinde yer alan, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmün, Asliye ceza mahkemelerinde görülen davalar yönünden uygulanabilir olduğu anlaşılmakla, tebliğnamenin bu yöndeki görüşüne iştirak olunmamıştır.
Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayinine, suçun sübutunun kabulüne ilişkin ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, bir sebebe dayanmayan; katılan vekilinin suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddine, ancak;
Sanığın, katılan …’a karşı farklı tarihte (11/03/2015) gerçekleştirdiği anlaşılan, 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümlesi kapsamında yer alan “tehdit” suçunun, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma kapsamına alınmış olması gözetilerek, 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
4) Sanık hakkında katılan …’a karşı “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayinine, suçun sübutunun kabulüne ilişkin ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, bir sebebe dayanmayan; katılan vekilinin suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddine, ancak;
a) Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, … Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 28.05.2015 tarihli adli muayene raporunda, bahse konu yaralanmanın, akciğer laserasyonu ve hemotoraks ile hayat fonksiyonlarına etkisi orta (2) derecede olacak şekilde sağ 4. ve sağ 8. kotlarda 2 adet kırığa neden olduğunun belirtilmesi karşısında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 35/2. maddesinde “9 yıldan 15 yıla kadar” şeklinde belirtilen oranlar arasında makul ve hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayini,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Katılanın yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmakla hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenecek maktu vekalet ücretinin, sanıktan tahsili ile katılana ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı şekilde “hazineden alınarak adı geçen sanığa verilmesine,” şeklinde hüküm tesisi,
c) Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, hükümden sonra, 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren, 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin eklenmiş olması gözetilerek, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.