Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/5374 E. 2021/13629 K. 26.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5374
KARAR NO : 2021/13629
KARAR TARİHİ : 26.10.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten öldürme, 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜMLER : 1- Sanık …’ın 6136 sayılı Yasa’ya aykırılık suçundan, 6136 sayılı Kanun’un 15/1, 5237 sayılı TCK’nin 62/1, 50/1-a, 52, 54/1. maddeleri uyarınca 3000 TL adli para cezası, 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, bıçağın müsaderesine,
2- Sanık …’ın …’ı kasten öldürmek suçundan 5237 sayılı TCK’nin 37/1, 81/1, 29/1, 62/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3- Sanık …’ın …’ı kasten öldürmek suçundan TCK’nin 37/1, 81/1, 29/1, 62/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
4- Sanık …’un …’ı kasten öldürmek suçundan TCK’nin 37/1, 81/1, 29/1, 62/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına
5- Suça Sürüklenen Çocuk …’un …’ı kasten öldürmek suçundan TCK’nin 37/1, 81/1, 29/1, 31/3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
6- Suça Sürüklenen Çocuk …’ın …’ı kasten öldürmek suçundan TCK’nin 37/1, 81/1, 29/1, 31/3, 62/1, 63. maddelerö uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
7- Sanık …’nın …’ı kasten
öldürmek suçundan 5237 sayılı TCK’nin 37/1, 81/1,
29/1, 62/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 10 yıl
hapis cezası ile cezalandırılmasına,
8- Sanık …’un …’ı kasten
öldürmek suçundan 5237 sayılı TCK’nin 37/1, 81/1,
29/1, 62/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca 10 yıl
hapis cezası ile cezalandırılmasına,
9- Sanık … hakkında her ne kadar
“Kasten Adam Öldürme” suçundan kamu davası
açılmış ise de; sanığın söz konusu olay kapsamında
bulunduğu ancak maktule karşı üzerine atılı suçu
işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, somut
bir delil bulunmadığı anlaşıldığından yüklenen
suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmaması
nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi
gereğince beraatine.
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, Sanık … müdafii, Sanık
Taki müdafii, Katılan … vekili, Sanık …
müdafii, Suça Sürüklenen Çocuk … müdafii,
Suça Sürüklenen Çocuk … müdafii, Sanık
… müdafii, Sanık … müdafii, Kısmen
re’sen.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak:
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemenin son celse yapmış olduğu uygulama yerinde görüldüğünden tebliğnamede (2-a) bendindeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık … müdafinin bir haftalık yasal süreden sonra gerçekleşen duruşmalı inceleme isteminin CMUK’un 318. madde uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.
Sanık … müdafinin yokluğunda verilen kararın 15/08/2020 tarihinde adli tatil süresi içerisinde tebliğ edildiği, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen kanuni süre içinde sanık müdafinin sanık hakkındaki hükmü 04/09/2020 tarihli temyiz dilekçesiyle temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz süresinin adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzaması nedeniyle sanık … müdafinin temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve temyiz isteminin süresinde olmadığına ilişkin tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Katılan … vekilinin, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinin kapsamına göre; sanıklar …, Taki, …, …, …, suça sürüklenen çocuklar Buğra ve Hakan’ın maktulü kasten öldürme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri, sanık … hakkında kasten öldürme suçundan kurulan beraat hükmü ve sanık … hakkında 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan kurulan hüküm ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar …, …, …, …, … ve suça sürüklenen çocuklar …, …’ın maktul …’i kasten öldürme, sanık …’nin 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık … hakkında kasten öldürme suçundan elde edilen delillerin hükümlülüğüne yeter nitelikte bulunmadığı gerekçesi ile beraatine hükmedilmiş, bozma üzerine verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında takdiri indirim yapılmaması gerektiğine, sanık … müdafinin delil yetersizliğine, keşif yapılması gerektiğine, sübuta, sanık … müdafinin sübuta, delil yetersizliğine, sanık … müdafinin sübuta, suça sürüklenen çocuk … müdafinin meşru savunmaya, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, sanık … müdafinin beraat gerekçesinin hatalı olduğuna, sanık … müdafinin sübuta, suça sürüklenen çocuk … müdafinin sübuta, sanık … müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
1- Sanık … hakkında 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ve sanık … hakkında kasten öldürme suçundan kurulan beraat hükmünün ONANMASINA,
2- Sanıklar …, …, …, …, … ve suça sürüklenen çocuklar …, …’ın maktul …’i kasten öldürme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Olay tarihi itibariyle tanık …’nın askere gidecek olması nedeniyle ailesi tarafından bir eğlence düzenlendiği, eğlenceye katılanlar arasında çiftetelli oyunu …/…

S/4

nedeniyle tartışmaların yaşandığı, bu sırada sanık …’nın, tanıklar … ve …’ın beyanlarıyla sübut bulduğu üzere “Bütün Kurşunluları sinkaf ederim, bütün Mesudiyelileri sinkaf ederim”, “niye ayrı ayrı oynuyorsunuz, birlikte oynayalım” diyerek hakaret etmesi üzerine maktul …’ın da karşılık vererek “Kimse Mesudiyelilere küfür edemez” diyerek tepki gösterdiği ve aralarında tartışma başladığı, maktulün davet sahipleri tarafından sakinleştirilip evine gönderileceği sırada gelen bir kısım sanıkların maktulle tartışmaya devam ettikleri, kalabalık grubun maktulü sıkıştırdığı, başına şişe ile vurmaları üzerine maktulün bıçağını çıkararak en yakınında bulunan Melih’i bıçakladığı, arkadaşlarının bıçaklandığını gören sanıkların maktule sinirlenerek tekme ve yumruk attığı, sanık …’ın maktulü bıçaklayarak yere düşürdüğü, yere düşen maktule sanıkların yerdeyken de saldırmaya devam ettikleri, hatta kafasını bir aracın altına soktukları, maktulün almış olduğu bıçak yaraları sonucu hayatını kaybettiği olayda;
Sanık …’nın Mesudiye Mahallesi’ne küfür etmesi nedeniyle maktulün küfür edemezsin şeklinde karşılık verdiği, akabinde Kurşunlu Mahallesinden gelen sanık grubunun maktulü sıkıştırdığı ve darp etmeye başladığı, sonrasında maktulün sanıkların arkadaşı olan Melih’i bıçaklaması nedeniyle sanıkların maktule sinirlenip, onu ittirdikleri, yumruk attıkları, bıçaklayıp tekmeledikleri, tüm bu eylemler sonucu iştirak halinde maktulü öldürdüklerinin mahkemece kabul edildiği; yine mahkemenin “maktulün her ne kadar söz konusu olay kapsamında sanığa yönelik bir küfür edip etmediği tespit edilemese de Kurşunlulara yönelik ithamları ve daha sonrasında maktulün arkadaşı ve köylüsü olan Melih’i bıçaklaması nedeniyle” sanıklar hakkında haksız tahrik indirimi yaptığı, oysa ki; ilk haksız hareketin sanık …’dan geldiği, maktulü darp etmeye çalıştıkları esnada maktulün Melih’i bıçaklamasının da maktulün kendini savunması sonucu meşru savunma kapsamında kaldığı, dolayısıyla, haksız tahrikte etki tepki dengesinin sanıklar lehine bozulmadığının anlaşıldığı, mahkemenin kabulü ve uygulaması arasında çelişki oluşturacak şekilde hatalı gerekçelerle sanıklar hakkında TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi yapılarak eksik ceza tayini,
Kabule göre de;
Sanıklar hakkındaki haksız tahrik nedeni aynı olmasına ve kabul edilen nedene göre tüm sanıklar hakkında asgari oranda indirim yapılması gerekirken her bir sanık için farklı oranlarda indirim yapılarak çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan kısmen re’sen temyize tabi hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 26/10/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.