YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10158
KARAR NO : 2021/12973
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kasten yaralama suçundan sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 87/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bor 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2019 tarihli ve 2019/214 Esas, 2019/407 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından yapılan istinaf talebinin reddine ilişkin Bor 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2019/214 Esas, 2019/407 Karar sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 21.04.2021 tarihli ve 2021/8272 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2021 tarihli ve 2021/63713 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/11824 Esas, 2019/12935 Karar sayılı ilâmında yer alan, “5271 sayılı CMK’nin 291/1. fıkrasında temyiz istemi ve süresine ilişkin düzenlemede, “Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır” hükmü, CMK’nin 263. maddesinde ise “Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.” hükmünün yer alması, yine CMK’nin 232/6. fıkrasında “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında ceza infaz kurumunda bulunmakla birlikte hüküm duruşmasına katılan sanık …’ın yukarıdaki maddeler çerçevesinde CMK’nin 263. maddesinde gösterilen usul ile de temyiz başvurusunda bulunabileceğinin hatırlatılmaması karşısında, sanığın 15.03.2018 tarihli istinaf isteminin süresinde olduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenle sanık hakkında verilen hükümlerin usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği ve kesinleşmeyen bu kararlara karşı CMK’nin 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, kanun yararına bozma isteminin reddine …” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, ceza infaz kurumunda bulunan sanığın yüzüne karşı veya yokluğunda verilen kararlarda 5271 sayılı Kanun’un 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle karara karşı kanun yollarına başvurabileceği hususunun gösterilmesi gerektiği,
Dosya kapsamına göre, başka suçtan dolayı Niğde E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunduğu halde duruşmaya SEGBİS marifetiyle katılan sanığın yüzüne karşı verilen kararda 5271 sayılı Kanun’un 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı istinaf edebileceği hususunun gösterilmediği cihetle, söz konusu tebligatın geçerli sayılamayacağı, dolayısıyla tebliğ usulsüz olduğundan anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın istinaf incelemesi yapılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan ek kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
İncelenen dosyada; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 87/3, 62. maddelerine göre 6 ay 22 gün hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanık bu karara yönelik istinaf başvurusu Mahkemece 26.02.2020 tarihli Ek Karar ile istinaf başvurusunun süresinde olmadığından bahisle reddedilmiştir. Sanığın anılan ek karara yönelik istinaf başvurusunda bulunması üzerine de Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2020 tarihli, 2020/1175 Esas ve 2020/1220 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir. Böylece, istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen 26.02.2020 tarihli ek karara yönelik kanun yararına bozma yoluma başvurulması mümkün görülmemiştir.
Bor 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2019 tarihli ve 2019/214 Esas, 2019/407 Karar sayılı kararının sanığa SEGBİS ile tefhim edilmesi sırasında “Hükmün tefhim sırasında cezaevinde bulunan sanığın CMK’nin 263/1 maddesi uyarınca cezaevi müdürlüğüne beyanda bulunmak suretiyle bir dilekçe ile yasa yoluna başvurabileceğinin ihtarına (ihtar edildi)” şeklinde ihtarat yapıldığı görülmüş ise de; bu ihtarattan sonra yargılama giderlerine karar verilmiş ve devamında ise “Dair sanığın segbis sistemi ile yüzüne karşı, mağdurun yokluğunda kararın tefhim tarihinden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek dilekçe ile başvurmak veya tutanağa geçirilmek üzere Zabıt Katibine beyanda bulunmak suretiyle KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen tefhim kılındı.” denilmek suretiyle karışıklığa neden olunduğu görülmektedir. Böylece, sanığın istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın istinaf incelemesi yapılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bor 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2019/214 Esas, 2019/407 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.