YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10160
KARAR NO : 2021/12768
KARAR TARİHİ : 27.09.2021
Silahla yaralamaya teşebbüs suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 35/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.400,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli ve 2018/351 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 12.04.2021 tarihli ve 2021/4346 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2021 tarihli ve 2021/51417 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli kararının gerekçe kısmında, “…Sanığın üzerine atılı Basit Yaralama suçundan mahkememizce yapılan yargılama neticesinde…tartışmaya başladıkları, tartışmanın büyümesi üzerine sanığın kendi arabasından aldığı ele geçirilemeyen beyzbol sopasıyla mağdura vurduğu, …mağdurun BTM ile düzelir şekilde yaralandığı,…sanığın üzerine atılı silahla basit yaralama suçundan takdiren adli para cezası tercih edilmek suretiyle cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir…” şeklinde belirtilmesine karşın, hüküm fıkrasında sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle cezasından indirim uygulanmak suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye sebebiyet verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 Esas, 2020/31 Karar sayılı kararında özetle, “…Kasten yaralama suçundan verilecek cezada bir artırım nedeni olarak öngörülen suçun silahla işlenmiş hâlinin teşebbüs aşamasında kalması, genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm niteliğinde olup genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmektedir. Böyle bir durumda “özel normun önceliği” ilkesi uyarınca olaya genel norm değil özel normun uygulanması gerektiğinden, somut olayda sanığın silahla kasten yaralama suçuna teşebbüsten sorumlu tutulması gerekmektedir. Ancak ortada basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte tamamlanmış bir yaralamanın var olduğu da göz önüne alındığında, işlenen fiille orantılılık ve hakkaniyet ilkeleri gözetilerek teşebbüs hükmünün düzenlendiği TCK’nin 35. maddesi uyarınca cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilmek suretiyle belirlenecek ceza, tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde belirlenmelidir…” şeklindeki kararın tamamlanmış kasten basit yaralama ve teşebbüs aşamasında kalmış kasten silahla yaralama eylemlerinin aynı olayda gerçekleşmesi halinde uygulama olanağının bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Somut olayda; sopa ile mağduru yaraladığı iddiası ile açılan davada sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda Mahkemece anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı hatalı yorumlanarak, sanığın TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35/2, 62/1. maddeleri uyarınca 75 gün adli para cezası ile cezalandırılmasının ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı doğrultusunda karar verildiğinden bahisle “Basit Yaralama suçunun alt sınırı 120 gün olduğu dikkate alınarak sanığın 120 gün adli para cezası ile cezalandırılarak neticeten 2400 TL adli para cezasına” hükmedilmiş olması suretiyle hatalı uygulama yapılması hususunun da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 27.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.