YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10162
KARAR NO : 2021/12984
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29/1, 62/1 ve 52/2 maddeleri uyarınca 2.240 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ve cezanın 5237 sayılı Kanun’un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Ayvacık Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli ve 2017/434 Esas, 2020/240 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 09.04.2021 tarihli ve 2021/3479 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2021 tarihli ve 2021/51419 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Sanığın 19.03.2005 tarihinde işlediği yaralama suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2007 tarihli ve 2007/34 Esas, 2007/194 sayılı kararının 09.10.2013 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, mükerrir olan sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçu nedeniyle hakkında uygulanan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesine göre hapis veya adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörülmesine rağmen aynı Kanun’un 58/3. maddesinde yer alan “Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezası hükmolunur.” şeklindeki düzenlemenin gözetilmemesinde,
2) Kabule göre de; benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/29870 Esas, 2019/10061 sayılı ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve 2019/13304 Esas, 2020/496 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sanığın mükerrir olduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiş ise de; sanık hakkında adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında anılan Kanun’un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
MİLLETİ ADINA
5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
İncelenen dosyada; sanık hakkında hükmolunan sonuç 2.240,00 TL adli para cezası için 5237 sayılı TCK’nin 58/1. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması nedeniyle CGK’nin 30.11.2010 tarihli, 2010/5-237 Esas ve 2010/242 Karar sayılı kararı gereğince, bu karar kesin nitelikte olmayıp istinafa tabi olduğu halde; kararın kesin olarak verildiğinin karar altına alınması suretiyle sanık yanıltıldığı gibi yokluğundan verilen kararın sanığa tebliği de yapılmamıştır. Sanığa gerekçeli karar istinaf yasa yoluna başvurulabileceği şerhi ile tebliğ edilmelidir.
Sanık tarafından anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması halinde mahallinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, talepnameye konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.
Açıklanan bu nedenle, bu aşamada Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki KANUN YARARINA BOZMA TALEBİNİN REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.