Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/10724 E. 2021/14167 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10724
KARAR NO : 2021/14167
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : 1) Sanık … hakkında;
a)Sanığın katılanlar …, …, …’a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından TCK’nin 27/2. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
b) Sanığın 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK’nin 62, 50/1-a, 52/2, 52/4. maddeleri uyarınca 6000 TL ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2) Sanık … hakkında;
Sanığın katılan …’a karşı kasten yaralama suçundan TCK’nin 37/1. maddesi delaletiyle 86/2, 86/3-e, 62, 52/2, 52/4. maddeleri uyarınca 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına,
3) Sanıklar … ve … hakkında;
Sanıkların katılan …’a karşı kasten yaralama suçlarından TCK’nin 37/1. maddesi delaletiyle 86/2, 86/3-e, 62, 52/2, 52/4. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair

TÜRK MİLLETİ ADINA

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan sanık … müdafiinin temyiz isteminin; sanık … hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümler (vekalet ücreti yönünden) ile 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu, katılan sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz isteminin; sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümler ile sanık … hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik olduğu anlaşılmakla, bu kapsamla sınırlı olarak yapılan incelemede;
1)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aynı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizinin mümkün olmadığı, sanık müdafii tarafından yapılan itiraz neticesinde Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2016/672 D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulacak kanun yolu 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesinde hiçbir istisna öngörülmeksizin “itiraz” olduğu belirtilmekle, CMK’nin 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranların haklarını ortadan kaldırmayacağından, Cumhuriyet savcısının temyiz istemi itiraz niteliğinde kabul edilerek, itiraz mercii tarafından incelenerek karar verilmek üzere temyizen incelenmeyen dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
3)Sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük veUygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olup temyiz kabiliyetleri bulunmadığından sanıklar … ve … müdafiinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
4)Sanık … hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere yönelik sanık … müdafii (vekalet ücreti yönünden) ile katılanlar …, … ve … vekilinin ve Cumhuriyet savcısının; sanık … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından katılanlara yönelik eyleminde meşru savunmada sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri geldiğinin sabit olduğu gerekçe gösterilerek sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kabul ve takdir kılınmış, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun ise sübutu, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin edilmiş, takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre hükümlerde düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin; 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılanlar …, … ve … vekilinin; sanığın öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılması gerektiğine, Cumhuriyet savcısının; sanığın haksız tahrik altında atılı suçlardan cezalandırılması gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine,
Ancak;
a) Sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlerde TCK’nin 27/2. maddesinin yanında CMK’nin 223/3-c maddesinin de gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
b) Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesinde belirtilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından TCK’nin 27/2. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan ise katılanların doğrudan suçtan zarar görmeleri mümkün olmadığı ve açılmış davaya katılma hakları bulunmadığı halde sanık aleyhine katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile katılanlar …, … ve … vekilinin, Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, (1) nolu hüküm fıkrasındaki TCK’nin 27/2. maddesi ibaresinden sonra gelmek üzere “CMK’nin 223/3-c maddesi” ibaresinin eklenmesi ve (8) nolu hüküm fıkrasındaki “Yine katılan sanıklar …, …, …’ın kendilerini vekille temsil ettirdikleri anlaşılmakla hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 3.600 TL maktu vekalet ücretinin katılan sanık …’dan alınarak adı geçen katılan sanıklara verilmesine” cümlesinin çıkartılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.11.2021 gününde Üye … ve Üye …’in TCK’nin 27/2. maddesinin koşullarının gerçekleşmediğine ilişkin karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2021/10724 E. 2021/14167 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık …’un eyleminin TCK’nin 27. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceği ve hükmün bu nedenle BOZULMASI gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan katılmamaktayız.
5237 sayılı TCK’nin 27. maddesinin ikinci fıkrasında hukuka uygunluk nedenlerinden sadece meşru savunma için sınırın aşılmasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre bu hükmün uygulanabilmesi için;
1- Meşru savunma ile korunabilecek bir hakkın bulunması,
2- Saldırıya ilişkin şartların var olması,
3- Savunmaya ilişkin şartlardan “ölçülülük ya da orantılılık” şartının, savunma lehine ihlal edilmesi suretiyle sınırın aşılması,
4- Sınırın aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir.
Tüm bu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde, meşru savunmada sınırı aşan faile CMK’nin 223/3-c maddesi uyarınca ceza verilmeyecektir.
Dosya içeriğine göre; mağdur … ile sanık …’in aynı mahallede ikamet ettikleri, olaydan yaklaşık üç yıl önce sanığın mağdur …’ın eşini rahatsız ettiğine dair çıkan söylenti üzerine aralarında husumet oluştuğu, olay gecesi alkollü olan sanık …’i gören mağdur … ve kardeşi …’ın ellerindeki sopalar ile sanığa vurmaya başladıkları, sanığın ise yanında taşıdığı ruhsatsız tabancasını çıkartarak mağdur …’a uzak atış mesafesinden ateş ettiği, atışlar sonucu mağdur …’ın göğüs bölgesinden iki isabet ile yaralandığı, bu sırada sanığa engel olmak isteyen ve sanığın elini tutan …’ın da parmağından yaralandığı, sanık ile … boğuşurken yanlarına gelen mağdurların babası olan …’ın sanığın elindeki tabancayı alarak kavgayı sonlandırdığı, …’ın ise sanığın elinden aldığı tabancayı kolluk güçlerine teslim ettiği anlaşılmıştır.
Olay nedeniyle ince bağırsak, kalın bağırsak, dalak, pankreas ve sol böbreğinden yaralanan mağdur …’ın acil ameliyat ile hayata döndürüldüğü, dalak organının cerrahi yolla alınması nedeniyle mağdurdaki yaralanmanın organlardan birinin sürekli yitirilmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda kendisini basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralayan mağdurlara alkolün etkisiyle aşırı tepki gösteren ve …’ı göğsünden vuran sanık …’in eyleminde meşru savunma sınırını aşmasının yanı sıra sınırın aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir. Kanaatimizce basit şekilde yaralanan ve alkolün etkisiyle aşırı tepki gösteren sanığın heyecan ve telaşı olayın bütünlüğünde TCK’nin 27/2. maddesi çerçevesinde mazur görülmemelidir.
Sanık … 26.12.2014 tarihli savunmasında, olay tarihinde arkadaşlarıyla bira içtikten sonra eve giderken karşısına elinde sopayla …’ın çıktığını, onu görünce geriye doğru kaçtığını, arkasından birinin başına sopa ile vurduğunu, babasında elinde sopa görmediğini ancak üçünün birden kendisine vurduğunu, eline silahını aldığını, sonrasını hatırlamadığını söylemiştir. Sanık … hatırlamadığını söylediği bu zaman diliminde, …’ı göğsünden vurmuş, kendisine engel olmak isteyen …’ın ise parmağından yaralanmasına neden olmuş, silahındaki üçüncü merminin ateş almaması, silahı almak için kendisine vurulması ve tabancanın …’ın babası olan … tarafından elinden alınması üzerine olay yerinden kaçmıştır. Sanık … eylemini mağdurlardan kaynaklanan haksız fiilin üzerinde yarattığı hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında gerçekleştirdiğinden TCK’nin 29/1. maddesi uyarınca haksız tahrik hükmünden yararlanmalıdır. Sanığın olay yerinde bayıldığına dair savunması ise dosya kapsamındaki deliller ile örtüşmemektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle basit şekilde yaralanan ve alkolün etkisiyle aşırı tepki gösteren sanık …’in eyleminin mazur görülecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmemesi nedeniyle TCK’nin 27/2. maddesinin koşulları oluşmadığından Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASI gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan hükmün ONANMASINA ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.