YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11604
KARAR NO : 2021/13597
KARAR TARİHİ : 25.10.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarihli ve 2013/291 Esas, 2014/372 Karar sayılı kararının 24.04.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 30.10.2018 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2020 tarihli ve 2020/343 Esas, 2020/394 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 03.06.2021 tarihli ve 2020/18989 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2021 tarihli ve 2021/76501 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Sanık hakkında üvey oğlu olan mağdur …’a karşı gerçekleştirdiği yaralama eyleminden dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş ve eylemi alt soya karşı gerçekleştirdiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 86/3-a maddesi gereğince hükmedilen adli para cezası (1/2) oranında arttırılmış ise de; dosya arasında bulunan nüfus kayıt tablosuna göre mağdur … ile sanık arasında alt soy kan hısımlığının bulunmadığı, mağdurun sanığın üvey oğlu olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/3-a maddesi uyarınca artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Suç tarihinde 14 yaşında olan mağdurun yaralanması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulama imkanının bulunup bulunmadığının tespiti açısından mağdurun bu konuda rapor vermeye yetkili bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığına” ilişkin aldırılarak rapor sonucuna göre sanığın eyleminin şikayete tabi olup olmadığının ve uzlaşma kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesinin ardından;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.05.2014 tarihli ve 2013/287 Esas 2014/273 Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde, şikayet ve şikayetten vazgeçme haklarının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu, 03.02.1999 doğum tarihli olup suç tarihinde 15 yaşından küçük mağdurun yasal temsilcisi olan annesi aracılığıyla bu hakkı kullanabileceği, mağdurun annesi …’nın 19.11.2013 tarihli oturumda sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi nedeniyle mağdura 5271 sayılı CMK’nin 234/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu vekil ile 15 yaşından küçük mağdurun kanuni temsilcisinin iradelerinin çelişmesi halinde mağdurun kanuni temsilcisinin iradesine üstünlük tanınması gerektiği anlaşılmakla, şikayetten vazgeçmeyi kabul eden sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sanığın üzerine atılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen kasten basit yaralama suçunun 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; taraflar arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu hususlarının da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 25.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.