Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/1369 E. 2021/1766 K. 18.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1369
KARAR NO : 2021/1766
KARAR TARİHİ : 18.02.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İhbara konu Isparta 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 17.04.2013 tarih, 2012/71 Esas – 2013/78 Karar sayılı ilamında sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma ve TCK’nin 106/1-1.cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkeme tarafından sanığın eylemleri TCK’nin 106/1-2.cümlesi, 123. maddeleri kapsamında kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği, mahkemenin kabulüne göre TCK’nin 106/1-2.cümlesi, 123. maddeleri kapsamında kalan sanığın eylemlerinin, 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince başından itibaren uzlaştırma kapsamında olduğu, anılan ilamın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği ve incelenen dosyaya ihbarda bulunulduğu anlaşıldığından, tebliğnamenin bozma istemli görüşüne iştirak edilmemiştir.
1) Sanık hakkında Isparta 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.04.2011 tarih, 2010/1723 Esas – 2011/549 Karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 09.06.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suç sebebiyle anılan hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; sanığın yokluğunda verilen 13.04.2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın son bildirdiği adrese çıkartılan tebligatın iade gelmesi üzerine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğe çıkarılmasından önce aynı Kanun’un 21/2. maddesine göre MERNİS adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiği gözetilmeden koşulları oluşmadığı halde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre sanığa yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bununla birlikte soruşturma aşamasında şikayetçi olup yargılama aşamasında dinlenemeyen müştekiye de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmadığı, bu haliyle yapılan kesinleştirmenin usulüne uygun olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal
edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve sanık müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.