Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/1496 E. 2021/6703 K. 13.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1496
KARAR NO : 2021/6703
KARAR TARİHİ : 13.04.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlerine dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmiş olması ve hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye göre sanık ve müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
a) Sanık …’un suç tarihinde veresiye meselesinden çıkan tartışmada mağdur …’e yönelik olarak hakaret ve tehditlerde bulunduğu, belinden çıkardığı bıçağı havaya kaldırması üzerine araya giren tanıkların müdahalesi ile olay yerinden uzaklaştığı, ancak evine giderek yanına aldığı tüfekle geri dönerek havaya ateş ettiği şeklindeki oluş ve bu yöndeki kabule göre, sanığın eylemlerinin silahla tehdit ve genel

güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü uyarınca sadece en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan (aynı kasıt ve olay bütünlüğü içinde kısa zaman aralığında gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle zincirleme suç hükümleri gereğince) tek mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, sanık hakkında TCK’nin 106/2-a maddesi uyarınca silahla tehdit ve TCK’nın 170/1-c maddesi uyarınca genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka sabıkasının bulunmadığı da gözetildiğinde, Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2014 tarihinde kesinleşen, 03.04.2012 tarih ve 2012/ 74 Esas – 2012/317 Karar sayılı ilamının yargılamaya konu suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
2) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
a) Sanık …’in ağabeyi Aykut ile Servet’in suç tarihinde veresiye meselesi nedeniyle müşteki Hayrettin’le tartışmalarının kavgaya dönüştüğü, sanıklarla olay yerine gelenler arasında da kargaşa yaşandığı ve bu kargaşa esnasında müşteki Serkan’ın yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralandığı; soruşturma aşamasında alınan beyanlarında, sanık …’in müşteki ile Taner arasında tartışma çıktığını, aynı şekilde sanık …’un da Taner’in müştekiye tekme vurduğunu bildirdikleri, tanık beyanlarına ve mahkemenin kabulüne göre her üç sanıkta da bıçak bulunan olayda, sanık … hakkında müştekiye yönelik bir eylemi olmasa da elinde bıçak olduğu halde, suç yerinde bulunması ve kavgayı engellemeye yönelik bir çabasının olmaması gerekçesiyle TCK’nin 39. maddesi gereğince yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, müştekinin, tanıkların ve sanıkların hangi anlatımına hangi nedenle üstünlük tanındığı karar yerinde açıklanıp mevcut deliler de tartışılarak, sanığın diğer sanıklar Aykut ve Sevet’in yaralama eylemlerine iştirak derecesinin saptanmasında zorunluluk bulunması,

b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Elazığ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2013 tarih, 2012/741 Esas ve 2013/186 Karar sayılı ilamıına konu suçun 5237 sayılı TCK’nin 141/1. maddesinde düzenlenen “Hırsızlık” suçuna ilişkin olduğu ve bu suçun 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığının ve sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas alınabilecek ilamı olmadığının anlaşılması karşısında; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu ilama ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 13.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.