YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1860
KARAR NO : 2021/2521
KARAR TARİHİ : 25.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesince tanzim olunan 25/05/2015 tarihli kati raporda, “Toraks anteriorda sağ klavikulanın atında 2 cm. ve 3 cm.’lik sütüre skar dokusu var, sağda 1 cm. ve solda 2 cm. sütüre cilt kesisi var”; şeklindeki açıklamalara yer verildiği, yaralanmanın hayati tehlikeye neden olduğunun belirtilmesi karşısında, katılanın hangi yaralanmasının ne şekilde hayati tehlikeye neden olduğunun denetime imkan verecek şekilde açıklanmadığı, bu itibarla mevcut raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek, katılana ait tüm tedavi evraklarının, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporlarının en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne gönderilmesi ile bahse konu yaralanmalara ilişkin, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterlere uygun nihai rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Tarafların olayın gelişimini farklı şekilde anlattıkları, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
4) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, eylem neticesinde mağdurun hayati tehlike geçirdiğinin anlaşılması sebebiyle TCK’nin 87/1-d maddesi gereği (1) kat artırılması suretiyle belirlenecek ceza miktarının 5 yılın altında kalması halinde, ceza miktarının TCK’nin 87/1-son maddesi uyarınca 5 yıla çıkarılması gerekirken, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, aynı Kanun’un 87/1-d-son maddeleri işaret edilerek doğrudan 5 yıl olarak belirlenmesi suretiyle TCK’nin 61. maddesine muhalefet edilmesi,
5) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d maddeleri gereğince belirlenen “5 yıl” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 62. maddesi gereği (1/6) oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılarak “4 yıl 2 ay” hapis cezası yerine “4 yıl” hapis cezasına hükmolunması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
6) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 25.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.