YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2190
KARAR NO : 2021/4807
KARAR TARİHİ : 23.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunu gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği ve asile yapılan tebligatın geçersiz olduğu, bu nedenle sanık müdafiinin temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1)Müşteki hakkında Şereflikoçhisar Devlet Hastanesince düzenlenen 03/09/2014 tarih ve 494 sayılı kat’i raporda “sol göğüste ön aksiller hatta meme başının yaklaşık 10 cm altında 3 cm lik ve sol sırtta skapula alt ucundan 10 cm altta 2 cm lik kesi” işaret edilerek müştekinin hemotoraks meydana gelecek şekilde yaralandığı ve toraks tüpü takıldığı; yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin belirtildiği; ancak yaralanmalar ayrı ayrı değerlendirilerek yaşamsal tehlikeye yol açıp açmadığ hususuna yer verilmeyen adli raporun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, müştekiye ait tüm tedavi evrakları, hasta müşahede kağıtları, geçici ve kesin raporlar, varsa film ve grafilerin celp edilip kül halinde en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek tespit edilen bulguların hangisinin ya da hangilerinin ayrı ayrı yaşamsal tehlikeye neden olduğu hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kat’i rapor aldırıldıktan sonra, birden fazla darbenin hayati tehlikeye neden olması halinde, sanığın hedef aldığı vücut bölgesi, yara yeri ve niteliği, kullanılan aletin elverişliliği birlikte dikkate alınarak sanığın eyleminin “öldürmeye teşebbüs” suçunun unsurlarını oluşturması ihtimali nedeniyle görev hususu da düşünülerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d ve 87/1-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek, savunmanın talimat yoluyla … 32. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tespiti suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (F.C.B. v İtalya, No: 12151/86, 28 Ağustos 1991) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
4)Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 23.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.