YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2691
KARAR NO : 2021/2651
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1 maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasının, TCK’nin 87/2-b maddesi uyarınca iki kat artırılmasıyla 3 yıl 18 ay hapis cezası olarak belirlenmesinden sonra, aynı maddenin son fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi ve bundan sonraki indirim maddelerinin uygulanması yerine, TCK’nin 87/2-b-son maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezasına çıkarılması,
2) Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında bozma öncesi verilen hükümde 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 62. maddeleri uyarınca “10 ay” hapis cezasına hükmedilerek cezanın TCK’nin 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, sanığın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 3. Ceza Dairesinin 23.10.2017 tarih ve 2016/16703 Esas, 2017/13271 Karar sayılı ilamı ile yaralanmanın katılanın duyu ve organlarında işlev zayıflaması veya kaybına neden olacak nitelikte olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmaması gerekçesinden hükmün bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılamada bozma ilamının gereklerine uyularak Adli Tıp Kurumundan yaralanmanın işlev yitirilmesine neden olacak nitelikte olduğu yönünde rapor aldırılarak cezanın TCK’nin 87/2-b-son maddesi uyarınca tayin olunduğu ancak CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek bu cezanın “10 ay” hapis cezası olarak belirlenerek adli para cezasına çevrildiğinin anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/03/2008 tarihli ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 Karar sayılı ilamında, “sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağı” hususunun belirtilmesine göre, sanık hakkında doğru uygulama yapılması halinde hükmedilecek sonuç hapis cezasının 2 yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin olacağı, kazanılmış hak nedeniyle belirlenen “10 ay” hapis cezası yönünden açıklanan nedenlerle 5237 sayılı TCK’nin 50. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmediği, bu takdirde hatalı uygulamadan sanığın ikinci defa faydalandırılarak karar verilemeyeceği gözetilmeden cezanın adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi ve yine tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle sanık hakkında TCK’nin 58/6-7 maddesi gereğince, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması gerekirken, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi nedeniyle sonuç ceza adli para cezası olduğundan tekerrür hükümlerinin uygulama imkanının ortadan kaldırılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesine göre sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 01.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.