YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3135
KARAR NO : 2021/4885
KARAR TARİHİ : 23.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralamaya teşebbüs
HÜKÜM : Düşme
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) 5237 sayılı TCK’nin 35/2. maddesindeki düzenlemeye göre, suça teşebbüsten söz edebilmek için, failin kastettiği suçun icra hareketlerine başlamış olması gerekir. Failde suç kastı bulunsa dahi icra hareketlerine başlanmamışsa suç oluşmayacaktır. Anılan kanun maddesinde, icra hareketlerinin başlangıcıyla ilgili olarak “doğrudan doğruya icraya başlanması” ölçütü kabul edilmiştir. Oluşa, tüm dosya kapsamına, sanık ve mağdurun beyanlarına ve dosyada mevcut olay yerine ilişkin CD’deki görüntülere göre; mağdurun aracı içerisinde bulunduğu sırada sanık tarafından tahta parçasıyla aracına doğru koşulması üzerine aracıyla olay yerinden kaçtığı olayda; sanığın eyleminin hazırlık aşamasında kalıp kalmadığı, icra hareketlerinin başlayıp başlamadığının tartışılmaması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Mağdurun aşamalarda, sanığın, kendisini tahta parçasıyla kovaladığını beyan etmesi, dosyada mevcut kamera kayıtları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, mağduru 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f maddesi gereğince silahtan sayılan tahta parçasıyla yaralamaya teşebbüs ettiği anlaşılmakla, eyleminin TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35. maddeleri kapsamında kalan şikayete tabi olmayan silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturması karşısında, atılı suçtan cezalandırılması gerektiği halde, eyleminin TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kabul edilip mağdurun şikayetten vazgeçmesinden söz edilerek yazılı şekilde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi,
3) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 23.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.