YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/353
KARAR NO : 2021/493
KARAR TARİHİ : 08.02.2021
Kasten yaralama suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Tarsus 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.02.2013 tarihli ve 2012/140 Esas, 2013/150 Karar sayılı kararının 19.03.2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 05.11.2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, daha önce verilen hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Tarsus 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2019 tarihli ve 2018/848 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.12.2020 tarihli ve 2020/16125 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2021 tarihli ve 2021/1062 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına esas alınan Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli ve 2017/741 Esas, 2018/616 sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesinde yer alan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” şeklindeki düzenleme gereğince, Tarsus 6. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkındaki Tarsus 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.02.2013 tarihli ve 2012/140 Esas, 2013/150 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 19.03.2013 tarihinde kesinleştiği, mahkemece hükmün açıklanmasına dayanak gösterilen Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli, 2017/741 Esas ve 2018/616 Karar sayılı ilamında sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği anlaşılmış ise de; yapılan yargılama sonucunda yine “sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verildiği, 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesinde yer alan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” şeklindeki düzenleme gereğince, denetim süresinde işlenen ikinci suç yönünden kesinleşen bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı, CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca bu ilam yönünden hükmün açıklanması koşullarının oluşmadığı, sanığın güncel adli sicil kaydına göre de hükmün açıklanmasını gerektirecek başka bir mahkumiyetinin bulunmadığı gözetilmeden, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Tarsus 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2019 tarihli ve 2018/848 Esas, 2019/3 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.