YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3542
KARAR NO : 2021/3682
KARAR TARİHİ : 10.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, kasten yaralamaya teşebbüs, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlere dair
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında müşteki …’ı kasten yaralamaya teşebbüs ve müşteki …’ı kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında tayin edilen adli para cezalarının türü ve miktarı itibariyle verilen hükümlerin, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. madde gereğince kesin nitelikte olup temyizleri mümkün olmadığından, sanığın temyiz talebinin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2) Sanık …’ın müşteki …’a yönelik kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre,
b) Sanık hakkında müşteki …’ı silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e ve 35. maddeleri uyarınca cezalandırılması, müşteki …’ı silahla kasten yaralama suçundan TCK’nin 86/2 ve 86/3-e maddeleri uyarınca cezalandırılması, müşteki Ebu’ya yönelik ise kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan TCK’nin 123/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi uyarınca “uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsamına girmeyen bir başka suçla işlenmiş olması nedeniyle uzlaştırmanın mümkün olmadığı” hükmü gereğince sanığın uzlaşma kapsamında bulunmayan TCK’nin 86/2 ve 86/3-e maddeleri uyarınca silahla kasten yaralama suçu ve TCK’nin 86/2, 86/3-e ve 35. maddeleri uyarınca silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçu ile birlikte müşteki …’ya yönelik işlediği TCK’nin 123/1. maddesi kapsamındaki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun da uzlaşma kapsamında bulunmadığı, ancak 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile; 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmesi suretiyle yapılan değişiklik nedeniyle, farklı mağdura (…’ya ) yönelik olarak işlenmesi nedeniyle TCK’nin 123/1. maddesi kapsamındaki kişilerinin huzur ve sükununu bozma suçunun da uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşıldığından, sanık ile müşteki … arasında 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
c) Dairemizin 24.10.2017 tarihli bozma ilamına uyulmasına rağmen, nüfus kaydına göre suç tarihi itibariyle altmış beş yaşını dolduran sanığın, adli sicil kaydından daha önce hapis cezasına ilişkin mahkumiyetinin bulunmamasının anlaşılması karşısında, sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK’nin 50/3. maddesi gereğince TCK’nin 50/1. maddesinde belirtilen seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.